14 Ekim 2013 Pazartesi




HALİL  İBRAHİM  SOFRASI


" Halil İbrahim Peygamber, sofrasının açıklığı ile tanınır, kim isterse yer içer, Tanrı' ya şükredip gidermiş. Tanrı' da sofranın bereketini eksik etmezmiş.

Rivayete göre bir gün, seksen yaşında, zorlukla yürüyen bir ihtiyar gelmiş, hürmet edip baş köşeye oturtmuşlar. Dua faslına gelince ihtiyar, " Ben dua etmem, çünkü sizin tanrınıza inanmıyorum," demiş.

Halil İbrahim Peygamber çok kızmış, " Tanrı' ya inanmayana soframda yer yok, " demiş. İhtiyar üzgün ayrılmış.

O günden sonra sofranın bereketi kalmamış, gelenler aç kalıyormuş.

Bir gece Halil İbrahim Peygamber, " Ben ne kusur ettim de bereketsizlik oldu? " diye Tanrı' ya yalvarmış.

Gece rüyasında Cebrail' i görmüş. " O kim oluyor ki benim seksen yıl eksiksiz rızkını verdiğim kulumu bir gün bile doyuramadı, " diye Tanrı' nın haberini getirmiş Cebrail.

Halil İbrahim Peygamber günlerce ihtiyarı aramış, sonunda bulup özür dilemiş ve sofrasının bereketi geri gelmiş. " ( Tülün Yalçın - Osmanlı' da Bir İngiliz Gelin )


Bereketin anlayış, hoşgörü ve sevgiyle çoğalacağını anlatan bu hikayeyi severim. Sizin de bilmenizi istedim. Bugünlerde bu hikayenin derin anlamını anlamaya ve anladıktan sonra da uygulamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Sofralarınızdan bereket, gönüllerinizden sevgi eksik olmasın...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder