12 Ekim 2019 Cumartesi




ARAMAK 

Yaşam boyu insan arar durur, bazen neyi, kimi aradığını bilmeden. Varoluşunu  anlamlı kılmak için hayatın anlamını arar, mutluluğu arar, huzuru arar, güzelliği arar, iyiliği arar. Olumsuz hiçbir şeyi aramaz. Çünkü  "aramak" fiili iyiyi güzeli çağrıştırır, kayıp olanı bulmayı da. Peki insan neyi kaybetmiştir ki kaybettiğinin peşinde sürüklenip durur? Sevgiyi, hoşgörüyü, barış içinde birlikte yaşamanın zevkini, dolayısıyla huzuru  kaybetmiştir. Bunun için de  hep iyiyi, güzeli özler insan, özledikçe, belki bulurum düşüncesiyle aramaktan vazgeçmez.  İnsan aradığını  bulduktan ve özlemini giderdikten sonra, aramaya devam eder mi? Hırslıysa evet. Ama ne aradığını biliyorsa ve onu bulduysa hayır. 

Mutluluğu arayan insan onu hiçbir yerde bulamaz, çünkü "mutluluk" diye bir şey yoktur. Öyle öznel bir sözcüktür ki mutluluk, birinin kederi diğerinin mutluluğu olabilir. Öyleyse mutluluk elimize döktüğümüz kolonya gibi bir şey olmalı, anlık bir ferahlama yarattıktan sonra uçup giden..