ORCHIS ANATOLICA (DİLDAMAK ORKİDESİ)
Görseller Söke ve Karya Yolu'nda tarafımdan çekilmiştir. İznim olmadan kullanılamaz!
Doğa Yürüyüşü, Gezi Yazıları, Kitap Tanıtımları, Tarih Ve Sanat.
ORCHIS ANATOLICA (DİLDAMAK ORKİDESİ)
Görseller Söke ve Karya Yolu'nda tarafımdan çekilmiştir. İznim olmadan kullanılamaz!
ABD BAŞKANI DONALD TRUMP KİME ÖZENİYOR DERSİNİZ?
ABD Başkanı Donald Trump ile Siyonist Netenyahu'nun birlikte İran'a saldırmasının üzerinden elli gün geçti. Bu sürede, ABD Başkanı D. Trump'ın İran'a savurduğu tehditlerin haddi hesabı olmadı. Sıradan bir insanın söyleyemeyeceği sözleri, yalan dolanları dünya kamuoyuna yüzü hiç kızarmadan savurdu. Hatta hızını alamadı, Katolik dünyasının tepkisini çekeceğini bile bile kendisini İsa Mesih olarak gösteren bir görseli kendi sosyal medya hesabından paylaştı. Tepkiler üzerine de sildi. Yetmedi, Katoliklerin dini lideri "Papa"yı da hedef alan söylemlerde bulundu. Bırakın başkan olmayı, bir insan nasıl bu denli pervasız konuşabilir diye düşünmeden edemiyor insan!
Merak bu ya, "Delidir, ne yapsa yeridir" atasözümüzden yola çıkarak, araştırdım; Trump gibi bir başkan ABD tarihinde başa geçmiş miydi? diye. Araştıran bulurmuş, ben de buldum! Şöyle eskilere Vietnam Savaşı yıllarına gidelim, ABD Başkanı olan Nixon'lu yıllara.
Nixon'un Vietnam Savaşı'ndaki "Deli Adam Teorisi" (Madman Theory", ABD Başkanı Richard Nixon'un Kuzey Vietnam'ı barış görüşmelerine zorlamak ve savaşı kendi şartlarıyla bitirmek amacıyla geliştirdiği, ögörülemezlik ve korku esasına dayalı bir dış politika stratejisidir. (History Guild)
Bu teorinin temel özellikleri ve işleyişi şöyledir:
- Temel Amaç: Karşı tarafı (Kuzey Vietnam ve müttefiklerini), nükleer silah kullanımı da dahil olmak üzere, her türlü, her türlü aşırı ve yıkıcı eylemi yapabilecek, akıl dışı, "deli" bir lider olduğuna inandırmaktır.
-Strateji: Nixon, Kuzey Vietnamlıların kendisini "takıntılı", "öfkeli" ve "dizginlenemez" biri olarak görmelerini istiyordu. Bu imaj sayesinde, rasyonel bir liderin göze alamayacağı riskleri alabileceği izlenimini vererek düşmanı masaya çekmeyi ve taviz koparmayı hedefledi.
- Uygulama: Nixon, özel kalemi H.R. Haldeman'a, Kuzey Vietnamlıların savaşı durdurmak için ne gerekiyorsa yapabileceğine inanmalarını istediğini belirtmiştir. Bu strateji, nükleer silah kullanma tehditleri ve savaşın kapsamını genişletme planları gibi unsurları içeriyordu.
- Arka Plan: Deli Adam Teorisi, Nixon'un 1968 yılında başkan adaylığı döneminde ortaya attığı ve daha sonra yönetiminde de uyguladığı bir stratejidir. Bu, Soğuk Savaş döneminde dış politikada rakibi korkutarak diplomatik pazarlık gücünü artırma çabasıdır.
- Sonuç: Bu teori, 1969 sonbaharında yaşanan büyük savaş karşıtı protestolarla birleştiğinde Nixon'u, Vietnam'daki ABD savaşını büyük ölçüde tırmandırmayı öngören "Deli Adam" planlarını iptal etmeye zorlamıştır. (Wikipedia)
Deli Adam Teorisi, Nixon'un dış politikada süper güç mücadelesini nasıl gördüğünü ve Kuzey Vietnamlıları korkutarak Vietnam Savaşı'nı sona erdirmeyi nasıl hedeflediğini gösteren bir stratejidir. (History Guild)
Deli Adam Teorisini okuduğunuz üzere, dün Nixon'un Kuzey Vietnamlılara söylediği tehdit dolu sözlerle, bugün Trump'ın İranlılara savurduğu tehditler birebir örtüşmüyor mu? Yani strateji aynı strateji. Diliyor ve umuyorum ki, Trump'ın sonuda aynen Nixon gibi olur! Ve dünya, kendini "Deli Adam" gibi gösteren bir palyaçodan kurtulur...Palyaçonun kökeni İtalyanca "pagliaccio" (saman çuvalı/soytarı) kelimesine dayanmaktadır.
Not: Nixon'un sonunu merak edenler için yazayım. Richard Nixon'un başkanlık kariyerinin sonu, ABD siyasi tarihinin en büyük skandallarından biri olan Watergate Skandalı nedeniyle, görevden alınma (azil) tehdidi altında 9 Ağustos 1974'te gerçekleşti. Kongre'deki desteğini tamamen kaybeden Nixon'u Temsilciler Meclisi görevden almaya hazırlanıyordu. Bunu anlayan Nixon istifa etti.
HİNDUİZM'DE VE HİNDİSTAN'DA TANRILARA ADANAN SAÇLAR
Hinduizm'de tanrıya saç adamak (saç kazıtma ritüeli, bir dileğin gerçekleşmesi veya şükran ifadesi olarak yapılan, özellikle Güney Hindistan'daki tapınaklarda yaygın olan kadim bir adak geleneğidir. Saç, güzellik ve kibrin sembolü olarak görülür; bu ritüel, tanrıya teslimiyeti ve egodan arınmayı temsil eder.
Hindu inancına göre, saçlarını tanrıya bağışlayan bir kadının güzelliği doğrudan tanrıya gider. Bu eylem kişisel gururdan arınma ve tanrıya şükran sunma amacı taşır. Sadece kadınlar değil, erkekler ve çocuklar da bu ritüeli gerçekleştirebilir. Genellikle sağlık, başarı ve dileklerin gerçekleşmesi için yapılır.
Zenginler Lord Venkateshwara'ya tiyecekler, çiçekler, mücevherler, altınlar, değerli taşlar sunarken fakirler de sahip oldukları tek zenginlik olan saçlarını sunarlar. Bu kutsal bir eylemdir.
Bu ritüel özellikle Thirupati gibi tapınaklarda yapılır. Söylenenlere göre, her gün elli bin hacı Vishu'nun tezahürlerinden biri olan "Yedi Dağın Efendisi" Lord Venkateshwara'ya dua etmeye gidiyormuş. Bu rakam dini bayramlarda on katına çıkıyormuş.
Kutsal berber tarafından saçlar usturayla tamamen kazınır. Kazınan kafaları güneşten ve enfeksiyondan korumak için kafalarına sarı renkli sandal ağacı yağı sürülür.
Görsel: ALLISON JOYCE (bbc.com/turkce)Tapınaklar, toplanan bu saçları (genellikle bakire saç olarak adlandırılır) yüksek fiyatla açık artırmada satarak, milyonlarca dolar gelir elde ederler. Ve bu saçlar, genellikle peruk yapılarak Avrupalı ve Batılıların saçlarını süsler. Bu kadim gelenek, hem derin bir inancı hem de önemli bir ekonomik faaliyeti temsil etmektedir.
Not: Saç kazıtma ritüelini ve tapınaklardan alınan saçların Avrupa'da nasıl işlenerek peruğa dönüştürüldüğünü ve bu perukların okyanus ötesinde tedavi gören kanser hastalarının başına nasıl peruk olarak takıldığını anlatan güzel bir kitap önerebilirim. Üç kadının üç ayrı hikayesi bir perukla birleşiyor. İtalyan Giulia, Kanadalı Sarah ve Hindu Smita adlı üç kadının birbirlerinden habersiz ve ayrı dünyaları, güzel bir hikaye ile saç örgüsü şeklinde örülüyor.
Kaynaklar:
- Saç Örgüsü. Yazarı: LAETTITIA COLOMBANI. YAN PASAJ YAYINEVİ.Çeviren: Gülşah Ercenk.
- AI Bakışı.
DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ
(3)
"Kendinize ve mücadelenize şefkat gösterin. Gelişmenin ve öğrenmenin zaman aldığını hatırlayın." - Dalai Lama
"Yazmak unutmaktır" der Fernando Pessoa. Bu söz psikolojide geçerli olabilir, sosyal hayatta ise tartışılabilir. Ben ise gezip gördüğüm yerleri, güzellikleri hatırlamak ve de unutmamak için yazıyorum. Biliyorum ki, "insan hafızası" unutur! Nepal ile ilgili olarak yazdığım yazılarımın bu dördüncüsü olacak. Nepal'in doğal güzellikleri ve kültürü, yazmakla, anlatmakla bitmez ki...
Lord Buddha'nın Doğum Yeri; Lumbini Köyü:
Nepal'deki Lumbini köyü, Lord Gautama Buddha'nın doğum yeri olduğuna inanılan ve önemli bir manevi destinasyondur. Budizm'in Nepal'in kültürel ve manevi mirası üzerindeki derin etkisini yansıtır. UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak belirlenen bu köye gidemedik. Çünkü programda yoktu.
Budizm, özünde bir felsefe olarak doğmuş, sonrasında din(inanç) haline dönüşmüştür. Ya da belki de Guatama'nın kendisinin söylediği gibi Budizm, din ile felsefe arasında orta bir yoldur. Budizm inancına göre Buda aslında bir isim değil, bir lakaptır. Ermişlere söylenen bu lakabın aslı, Budizm'in kurucusu olarak bilinen Lord Buddha'dır. Rivayete göre, Lord Buddha, Nepal'in Lumbini köyünde Shakya hanedanı Siddharta Gautam'ın prensi olarak M.Ö. 623 yılında dünyaya geldi. Bugün bu köydeki Maya Devi Tapınağı, dünyadaki tüm Budistler tarafından hac yeri olarak kabul ediliyor. Maya Devi Tapınağı'nın içerisinde, arkeolojik kazılarla bulunan ve belirlenen "doğum işaret taşı" (marker stone) bulunmaktadır.
Buddha, bir incir ağacının (Bodhi ağacı, "uyanış ağacı") altında tefekkür halinde otururken dini ve felsefi düşüncesinin temelini oluşturan içgörüye ulaştı. Altı yıllık meditasyondan sonra aydınlanma durumuna ulaştığına inanıyordu. Hayatının geri kalanını gezici bir eğitmen olarak geçirdi, fikielerine adanmış bir manastır düzeni kurdu.
Budizm:
M.Ö. 6. yüzyılda dünya çapında birçok uygarlıkta entelektüel faaliyetin geliştiği görülmüştür. Yunanistan'da bu dönemde ilk filozoflar, Çin'de bilgeler Lao Tzu ve Konfüçyüs ortaya çıktı. Hindistan'ın kuzeyinde ise Siddharta Gautama Buddha, hakim vedik eğilimlerden kopan dini bir gelenek kurdu.
Budizm, vurguyu geleneksel tanrılara tapınmaktan bireysel ruhsal gelişim ve anlayışa kaydırarak yaşama acıdan, amansız ölüm ve yeniden doğuş döngüsünden kurtuluşu getirebilecek bir yaklaşımı savunmuştur.
Aydınlanma sözcüğü Budizm'de birkaç farklı kavramın çevirisi olarak kullanılmasının yanında, "uyanış" vaya "anlayış" anlamına gelen bodhinin bir çevirisidir.
Budizm'in en eski dalı ve muhtemelen en eski geleneğe en yakın olanı "Yaşlıların Okulu" anlamına gelen Theravada'dır. Theravada tapınakları genellikle görkemli bir şakilde dekaore edilmiş ve Buda'nın görkemli bir figür olarak resmedildiği tasvirler bulunur. Günümüzde Budistlerin yakalaşık üçte biri Theravada Budizmi'nin mensuplarıdır. Theravada Budizmi'nde champaca ağacının 14. Buda tarafından aydınlanmaya veya Bodhi'ye ulaşmak için kullanılan ağaç olduğu söylenir. Tibet Budizmi'ne göre, bir sonraki çağın Buda'sı champaca ağacının beyaz çiçek örtüsünün altında aydınlanmayı bulacaktır.
Ayrıca Budizm'in; Mahayana (Büyük Araç) Budizm'i, Vajrayana (Elmas Yolu) Budizm'i ve Zen Budizm'i olmak üzere kolları da vardır. Batı'da en çok bilinen şekli Zen Budizmi'dir. Meditasyonla aydınlanmaya, gerçek bir anlayışa ulaşmaya teşvik eder.
Budizm İle Tibet Budizm'i Arasındaki Fark Nedir?
Tibet Budizm'i, Budizm'in Mahayana ve Vajrayana (Tantrik/Ezoterik) geleneklerini birleştiren, ritüeller ve Lama (öğretmen) odaklı özel bir koludur. temel fark, Tibet Budizmi'nin daha karmaşık ayinler ve hızlı aydınlanma yöntemleri içermesi, Budizm'in ise daha geniş disiplinleri kapsamasıdır.
Tibet Budizmi'nde "Lama" adlı öğretmenlere büyük önem verilir. Bu nedenle bazen Lamacılık da denir. En yüksek ruhani lider Dalay Lama'dır. Ölen bir Dalay Lama'nın ruhunun yeni bir çocukta reenkarne olduğuna (Tulku sistemi) inanılır. (*)
Tibet Budizmi'ni anlatan "Tibet'te Yedi Yıl" filmini izlememişseniz, izlemenizi öneririm. Filmin konusu şöyle: Avusturyalı dağcı Heinrich Harrer'in biyografisinden yola çıkılarak 1997 yılında, Fransız yönetmen Jean-Jacques Annaud tarafından çekilen film, 1939 yılında Himalayalar'da bulunan Nanga Parbat zirvesine tırmanmaya çalışırken İngilizlere esir düşen ve kaçarak Tibet'e ulaşan Harrer ve arkadaşının hikayesini anlatıyor. Film süresince 14 yaşındaki yeni Dalay Lama ile dostluk kuran Harrer'in kişisel gelişimi de gözler önüne seriliyor. Filmin gösterime girmesinin ardından Çin Hükümeti başrol oyuncusu Brad Pitt'in Çin'e girmesini yasaklamıştır. Bildiğiniz üzere, Tibet, Çin'e bağlı özerk bir bölgedir.
Stupa:
Budizm'de Buda'nın veya önemli Budist rahiplerin kutsal emanetlerinin (röliklerinin) saklandığı, genellikle yarım küre şeklinde kubbeli ve höyük benzeri kutsal yapılardır. Temel amacı Buda'nın şanını yüceltmek ve Budist öğretilerini anmak olan bu yapılar oldukça sade dekorasyona sahiptir. Ayakkabılarını çıkaran herkese açıktır. Katmandu Vadisi'nde bulunan Swayambhunath Stupa (Maymun Tapınağı) ile Boudhanath Tapınağı en ünlüleridir.
Asura Mağarası:
Asura mağarasına üç yüz elli merdiven basamağı tırmanarak vardık. Bu mağara, Budizm'in Tibet'e yayılmasını sağlayan büyük tantrik usta Padmasambhava'nın (Guru Rinpoche) meditasyon yaptığı yerdir. Tibetli Budistler için Tibet dışındaki en kutsal yerlerden biridir ve önemli bir hac merkezidir.
Mağaranın girişinde, kayanın üzerinde Padmasambhava'nın el izinin olduğuna inanılan bir iz bulunur. Bu ize dokundum ve el izi olduğuna inandım, çünkü izle parmaklarım bire bir uyumlandı. El izi altın varakla kaplanmış gibiydi. Ayakkabılarımı çıkarıp mağaranın içine girdiğimde sol tarafta yerde oturmuş iki rahibin kutsal metinlerden hiç durmaksızın ilahiler ve mantralar okuduğunu gördüm. Mağaranın tepesindeki küçük bir delikten gün ışığı sızıyordu. Ama yine de ritüellerin yapıldığı kayalara mumlar dikilmiş ve mağara içi mumla aydınlatılmıştı. Ritüellerin bir parçası olarak kayalara altın varak yapıştırma veya diğer adaklar sunma uygulaması yaygın olduğundan mağaranın içi adaklarla doluydu.
Swayambhunath (Maymun) Tapınağı:
Katmandu'nun batısında bulunan bir tepenin üzerinde yer alan antik bir dini komplekstir. Yaygın olarak, bölgede yaşayan çok sayıdaki maymun nedeniyle "Maymun Tapınağı" olarak bilinir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu alan, hem Budistler hem de Hindular için kutsal bir hac merkezidir. "Kendiliğinden var olan" anlamına gelen Swayambhunath, Katmandu vadisinin en eski ve en önemli stupalarından biridir.
Dünyanın En Büyük Stupalarından Biri; Boudhanath Stupası:
Yaygın adıyla Bodnath Stupası'nda bir ayine denk geldik. Stupanın çevresinde alışveriş için dükkanlar ve kafeler var. Genişçe meydanının özelliği ise çok sayıda Tibetlinin burada yaşıyor olmasıdır. 1955'li yıllarda Çin'in Tibet'i işgal etmesi nedeniyle birçok Tibetli, Himalayalar'ı aşarak Katmandu'ya gelmiş ve bu meydana sığınmışlar. Meydanda satış yapan esnafın çoğu Tibetli ve Tibet ürünlerini satıyorlar. Tibetli göçmenlere yardım olsun diye epey bir incik-boncuk aldık.
Budnath Stupası'nda yer alan Dharma Çarkı (Dharmachakra): Budizm'in temel öğretilerini ve evrensel yasayı temsil eder.
Geyikler: Buddha'nın aydınlandıktan sonra Hindistan'daki Geyik Parkı'nda (Sarnath) gerçekleştirdiği ilk vaazını simgeler. Figürlerdeki geyiklerin pür dikkat dinler pozisyonda olması, bu kutsal öğretinin huzurlu doğasını ve hayvanların bile bu bilgiye olan ilgisini vurgular.
Kailash Dağı (Kutsal) Dağ:
Himalayan Stories'ten alıntıdır.Budizm ve Tibet Budizmi'nden bahsetmişken Tibet'te bulunan ve Budistler için kutsal kabul edilen Kailash Dağı'ndan da söz etmeliyim. Bu dağı görmek için Tibet'e gitmek gerekiyor.
Kailash Dağı, Tibet Budizmi'nde neşe ve mutluluğu simgeleyen tanrı Chakrasamvara'un meskeni kabul edildiği için kutsaldır. Ayrıca evrenin merkezi (Meru Dağı) olduğuna inanılır ve tantrik Budizm'in kurucusu Padmasambhava ile ilişkilendirilir. Dağ, Tibetliler için ölümsüzlük simgesidir ve çevresinde kutsal yürüyüş (kora) yapılır. Kailash Dağı, Hinduizm (Shiva'nın evi), Jainizm ve Bön dinleri için de kutsal olup, tırmanılması yasak bir hac merkezidir.
Himalayan Stories'ten alıntıdır.Budistlar için Katmandu'daki üç stupa grubu (Swyambhunath, Boudhanath ve Namobuddha), eski zamanlardan beri mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir hac yeri olmuştur.
Nepal gezim sırasında gezip gördüklerimi dört yazı halinde sizlerle paylaştım. Nepal'de yaygın olan Hinduizm ve Budizm dinleri hakkında rehberden dinlediklerimi, İnternet ve "Din" kitabından edindiğim bilgilerle bağdaştırıp yazdım. Farkına vardım ki, tek tanrılı dinler olsun, Vedik dinler olsun, Budizm olsun, hepsinde kutsal kabul edilen hac merkezleri mevcuttu. Dolayısıyla tüm dinlerin ortak noktası olan "Hac" ve "Hac Yolculuğu" nun nedenini, okuduğum "Yürümenin Felsefesi" adlı kitaptan kısaca aktarmak isterim.
"Bütün hac yolculuklarının ardında bir ütopya ve mit bulunur: yenilenme miti ve mevcudiyet ütopyası.
...............................
İnsanın kendi içinde yaşadığı dönüşüm, hacılığın mistik ideali olmaya devam ediyor; yolculuktan değişmiş olarak dönmeyi umut etmek. Kutsal mekanların yakınlarında çoğunlukla arınmayı sağlayan bir kaynak, bir akarsu veya bir nehir vardır; hacılar temizlenmek, kendilerinden arınmak adına suya girerler. Hinduların her yıl Ganj Nehri'nde yıkanmaları en bilindik örneklerden biridir. Yürüyerek yeniden doğma ütopyasına verebileceğim örnekse, Tibet'teki Kailash Dağı'na yapılan hac yolculuğudur.
İnanan kişi kendisine bahşedilen bir iyilik için (huzura ermiş bir hayat, Tanrı vergisi bir yetenek, sağlığa kavuşmak), Tanrı'ya şükretmek adına da hac yolculuğuna çıkabilirdi. Nitekim Descardes kişisel aydınlanmasının ardından Paris'teki Notre Dame de Lorette'e hac yolculuğu yapmıştı. Binlerce mütevazi inanan da kendileri ve yakınlarına dua etmek ve gerçekleşen dilekleri için Tanrı'ya şükürlerini sunmak amacıyla en yakınındaki kutsal mekana giderdi." (**)
İyi ki gidip gördüm dediğim, değişik din ve kültürleri tanıdığım bir yer oldu Nepal. Nepal'e gitmeyi düşünenlere üç uyarım olacak naçizane; 1- Katmandu Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'nda valizlerimiz X-Ray'den geçmesine rağmen açılmıştı. Benim valizimde eksik yoktu ama fazlalık vardı! Yani, benim fazlalığım, bir diğerinin eksikliğiydi. Mutlaka şifre kilitli valizle gidin.
2- Katmandu'da çok sayıda sokak satıcıları mevcut. Onlarla göz göze gelmeyin ve iletişim kurmayın. Aksi takdirde geziniz boyunca yanınızdan ayrılmazlar, ta ki siz onun size satmaya çalıştığı eşyayı alıncaya dek.
3- "Hızlı ve hafif bir şekilde seyahat etmek istiyorsan, bütün düşmanlıklarını, kıskançlıklarını, bencillik ve korkularını geride bırakıp yola hafif bir şekilde çıkmalısın." - Cesare Pavese
Yararlandığım Kaynaklar:
- AI Bakışı
- (*Marcus Weeks, Dakikalar İçinde DİN Dünyanın Köklü İnançlarına Dair 200 Temel Kavram. Kronik Kitap.
- (**) Frederic Gros, Yürümenin Felsefesi. 23. Baskı.Kolektif. Kitap. Türkçesi: Albina Ulutaşlı.
DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ
- 2-
"Bilginizi paylaşın. Bu, ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yoludur." - Dalai Lama
İki gece konakladığımız Nagargot köyü, dağın yamacına kurulmuş, yeşillikler içinde teraslama şeklinde inşa edilmiş binalarıyla, her yerden Himalayaların eşsiz manzarasını görmeye olanak sağlıyor. Balkona çıkıp sabah güneşin doğuşunu, akşam da eşsiz gün batımını izlemek insana huzur veriyor. Nagargot Köyü, deniz seviyesinden 2.175 metre yükseklikte ve en güzel Himalayalar manzarasının görüntüsüne sahip. Katmandu merkezinden otobüsle, dağa tırmanmak 1,5 saat sürüyor. Dağ yolu toprak ve çok dar; iki araç yan yana gidemeyecek kadar. Ama dağa doğru çıkıldıkça Katmandu Vadisi'nin manzarası ile Himalayaların heybeti görülmeye değer.
Changu (Çangu) Narayan Tapınağı:
Changu tepesinde bulunan eski bir Hindu tapınağıdır. Tapınağın M.S. 4. yüzyılda inşa edildiği ve Nepal'deki en eski Hindu tapınaklarından biri olduğu düşünülmektedir. Tapınak, Hinduizm'deki üç ana tanrıdan biri olan Lord Vishnu'ya adanmıştır.
Tapınak, champak ağacı ormanı ve Changu olarak bilinen küçük bir köyle çevrilidir. Tapnağın adının champak ağacından aldığı düşünülmektedir. Yol boyunca champak ağaçlarının kışın bile yaprak dökmeyen yeşil yaprakları ve kahverengine dönüşmüş meyveleri yürüyüşçülere eşlik etti. Champak ağacı, manolya familyasından bir ağaçtır. Ve Haziran-Eylül ayları arasında çiçeklenir. Orman kıyılarında açan rengarenk ve mis kokulu çiçekler de cabası.
Tapınak, 1979'da UNESCO tarafından Katmandu Vadisi'ndeki diğer 6 anıt bölgesiyle birlikte Dünya Mirası Alanı olarak tanındı. Bunlar arasında, başka bir tapınak kompleksi olan Pashupatinath, Katmandu Durbar Meydanı, Patan ve Bhaktapur şehir merkezleri ve Budist sit alanları Swayambunath ve Bauddhanath da bulunuyor.
Pashupatinath Tapınağı:
Burası kutsal ölü yakım alanıdır. M.S. 1. yüzyıldan itibaren Bagmati Nehri kıyısında Hindular ölülerini yakmakta ve bu ölüm ritüellerini Aghoriler yapmaktadır. Hindu olup öldükten sonra bedenleri yakılmayanlar ise hamile kadınlar, bebek ve çocuklar ile kobra tarafından ısırıldıktan sonra ölenlermiş. Kobra yılanı kutsal kabul edildiği için ısırıkla ölenler yakılmayıp hamile kadınlar, bebek ve çocuklar gibi cesetleri Bagmati Nehri'ne atılıyormuş.
Aghoriler Kimdir, Görevleri Nelerdir?
Nepal'deki Aghoriler, özellikle Katmandu'daki Pashupatinath Tapınağı çevresinde görülen, Hinduizm'in en sıra dışı ve aşırı uçlarda yaşayan mistik bir gruptur. Genellikle mezarlıklarda yaşayan, vücutlarını ölü külleriyle kaplayan ve ölü bedenlerle ritüeller gerçekleştiren aghoriler, dualiteyi (iyi-kötü, saf-kirli) reddederek evrendeki her şeyin kutsal olduğuna inanırlar. Ölüm ve çürüme ile iç içe yaşayarak korkuyu yenmeyi ve tanrı Shiva ile birleşmeyi amaçlarlar. Genellikle toplumdan uzak, mezarlık ve yakma alanlarında yaşarlar.Bazı kaynaklarda ölü insan eti yeme gibi iddialarla gündeme gelseler de, temel amaçları kutsal ile lanetli arasındaki farkı ortadan kaldırmaktadır. Aghoriler, genel Hindu toplumu tarafından korku ve saygıyla karşılanan, oldukça marjinal bir inanış grubudur.
Patan Durbar Meydanı:
Turistlerin belli bir ücret ödeyerek girdiği Patan Durbar Meydanı'nda, çok sayıda heykel ve Krişna Tapınağı bulunmaktadır. Patan Durbar Meydanı, Lalitpur (eski adıyla Patan) şehrinin merkezinde yer alan ve Katmandu Vadisi'ndeki üç ana Durbar Meydanı'ndan biridir. Bu alan, dünyadaki en eski Budist şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Nepal'in yaşayan mirasını gözler önüne seren Patan, "Güzel Sanatlar Şehri" olarak tanınır. Bu meydanda Hindu ve Budist etkilerinin uyumlu birleşmesini temsil eden karışık tasarımlara sahip antik saraylar ve tapınaklar bulunmaktadır.
Bhaktapur:
Bhaktapur, Katmandu Vadisi'nde yer alan tarihi bir antik kenttir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehir, korunmuş Ortaçağ mimarisi, Hindu tapınakları ve el sanatlarıyla bilinen kültürel dokusuyla "Müridler Şehri" olarak ünlenmiştir ve Nepal'in en önemli turistik merkezlerinden biridir.
Bhaktapur, 15. yüzyıla kadar Malla Hanedanlığı'nın başkentiydi. Şehir, ahşap oymacılığı, tuğla işçiliği ve pagodalarla süslü tarihi Durbar Meydanı ilemutlaka görülmesi gereken alanlardan biridir. "Müridler Şehri" (Khwopa) olarak anılır ve Nepal'in geleneksel yaşam tarzını, festivallerini ve el sanatlarını (özellikle çömlekçilik) yansıtan önemli bir antik kenttir. Nepal'in en yüksek tapınaklarından biri olan Nyatapola Tapınağı burada bulunur.
Nepal'e özgü Thangka (Tanka), pamuk veya ipek üzerine yapılan, Budist tanrılarını, mandalaları veya sahneleri tasvir eden geleneksel rulo resim sanatıdır. 11. yüzyıla dayanan bu sanat, meditasyon, eğitim ve dini hikaye anlatımı için kullanılır. Karmaşık detayları ve dini anlamıyla Nepal kültürünün önemli bir parçasıdır. Tanka, rulo haline getirilerek taşınabilir. Pamuklu bez veya ipek üzerine, mineral bazlı doğal boyalarla çok ince detaylar işlenerek yapılır. Nepal'in özellikle Katmandu Vadisi'ndeki Newar topluluğu ve Tibet kökenli halklar arasında gelişen, Hindistan ve Tibet etkileri taşıyan köklü bir gelenektir.
Katmandu'da faaliyet gösteren bir Thangka Okulu'na gittik ve resimlerin nasıl yapıldığını yerinde gördük.
Nepal'de tarih boyunca Hinduizm ve Budizm adeta iç içe girmiş ve birbirinden etkilenmiş ve bağdaştırıcı bir yapı oluşturmuştur; birçok kişi her iki dinin tapınaklarını da ziyaret eder. Özellikle Katmandu Vadisi, hem Hindu hem de Budist hac merkezleri açısından çok zengindir. Kısaca, Nepal'de dini hayat, derin bir kültürel çeşitlilik ve hoşgörü ortamında, tapınaklar ve festivaller etrafında şekillenmektedir.
Nepal gezimden sonra yazmış olduğum üç blog yazımda, Nepal halkının çoğunluk inancı olan Hinduizm ve tapınaklarından bahsettim. Son yazım ise Budizm ve stupalarla ilgili olacak. Tibet Budizm'i ile genel Budizm arasındaki farkları da kısaca anlatacağım.
Yararlandığım kaynaklar:
- en.wikipedia.org
- AI Bakışı