5 Nisan 2026 Pazar

 



DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ

- 2-

"Bilginizi paylaşın. Bu, ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yoludur."  - Dalai Lama


İki gece konakladığımız Nagargot köyü, dağın yamacına kurulmuş, yeşillikler içinde teraslama şeklinde inşa edilmiş binalarıyla, her yerden Himalayaların eşsiz manzarasını görmeye olanak sağlıyor. Balkona çıkıp sabah güneşin doğuşunu, akşam da eşsiz gün batımını izlemek insana huzur veriyor. Nagargot Köyü, deniz seviyesinden 2.175 metre yükseklikte ve en güzel Himalayalar manzarasının görüntüsüne sahip. Katmandu merkezinden otobüsle, dağa tırmanmak 1,5 saat sürüyor. Dağ yolu toprak ve çok dar; iki araç yan yana gidemeyecek kadar. Ama dağa doğru çıkıldıkça Katmandu Vadisi'nin manzarası ile Himalayaların heybeti  görülmeye değer.

Nagargot panoramik yürüyüş parkurunda, güneşli bir günde ve de sakin ve temiz dağ havasında 3,5 saat yürüyüş yaparak Changu Narayan Tapınağı'na vardık. Parkurda, ilk kez gördüğüm ağaç türleri, çalılar ve aşina olduğum kır çiçeklerine rastlamaktan mutlu oldum. 

Changu (Çangu) Narayan Tapınağı:




Changu tepesinde bulunan eski bir Hindu tapınağıdır. Tapınağın M.S. 4. yüzyılda inşa edildiği ve Nepal'deki en eski Hindu tapınaklarından biri olduğu düşünülmektedir. Tapınak, Hinduizm'deki üç ana tanrıdan biri olan Lord Vishnu'ya adanmıştır.


Tanrı Shiva ve eşi Parvati.

Tapınak, champak ağacı ormanı ve Changu olarak bilinen küçük bir köyle çevrilidir. Tapnağın adının champak ağacından aldığı düşünülmektedir. Yol boyunca champak ağaçlarının kışın bile yaprak dökmeyen yeşil yaprakları ve kahverengine dönüşmüş meyveleri yürüyüşçülere eşlik etti.  Champak ağacı, manolya familyasından bir ağaçtır. Ve Haziran-Eylül ayları arasında çiçeklenir. Orman kıyılarında açan rengarenk ve mis kokulu çiçekler de cabası. 




Tapınak, 1979'da UNESCO tarafından Katmandu Vadisi'ndeki diğer 6 anıt bölgesiyle birlikte Dünya Mirası Alanı olarak tanındı. Bunlar arasında, başka bir tapınak kompleksi olan Pashupatinath, Katmandu Durbar Meydanı, Patan ve Bhaktapur şehir merkezleri ve Budist sit alanları Swayambunath ve Bauddhanath da bulunuyor.





Pashupatinath Tapınağı:




 

Hindular için en önemli hac noktalarından birisi olan Pashupatinath Tapınağı, Tanrı Şiva'nın tapınağı olarak kabul edilmektedir. Tapınak, Bagmati Nehri'nin kıyısında yer almaktadır. Tapınağı ziyarete gittiğimde havasının ve kokusunun bana çok ağır gelmesi nedeniyle Bagmati Nehri'ni ve yakma töreninin yapıldığı yerleri görüp fotoğrafladıktan sonra otobüse dönüp, oturdum. Dolayısıyla tapınakta yapılan ayinleri, ancak kardeşimin çekmiş olduğu fotoğraflardan izleyebildim. Havası ağır geldi, çünkü Nepal ve Hindistan'dan gelen Hinduların buraya ölmek için geldiklerini öğrendim. Hindistan'ın kutsal Ganj Nehri kıyısında bulunan Varanasi tarihi şehri Hinduizm'in yedi kutsal şehrinden biri (Sapta Puri) ve Şiva'nın şehri olarak kabul edilir. Burası "ölümün başkenti" olarak da bilinir. Hindular tarafından hac merkezi olarak yoğun ilgi görür. Hindular için Varanasi'den sonra ikinci önemli hac merkezi olarak kabul edilen Pashupatinath Tapınağı'na gelen Hindular, Varanasi için kullanılan deyimi burada da kullanırlar. Bu deyim, "Yaşamak için değil, ölmek için gelinen yer"dir.

Burası kutsal ölü yakım alanıdır. M.S. 1. yüzyıldan itibaren Bagmati Nehri kıyısında Hindular ölülerini yakmakta ve bu ölüm ritüellerini  Aghoriler yapmaktadır. Hindu olup öldükten sonra bedenleri yakılmayanlar ise hamile kadınlar, bebek ve çocuklar ile kobra tarafından ısırıldıktan sonra ölenlermiş. Kobra yılanı kutsal kabul edildiği için ısırıkla ölenler yakılmayıp hamile kadınlar, bebek ve çocuklar gibi cesetleri Bagmati Nehri'ne atılıyormuş.




Aghoriler Kimdir, Görevleri Nelerdir?





Nepal'deki Aghoriler, özellikle Katmandu'daki Pashupatinath Tapınağı çevresinde görülen, Hinduizm'in en sıra dışı ve aşırı uçlarda yaşayan mistik bir gruptur. Genellikle mezarlıklarda yaşayan, vücutlarını ölü külleriyle kaplayan ve ölü bedenlerle ritüeller gerçekleştiren aghoriler, dualiteyi (iyi-kötü, saf-kirli) reddederek evrendeki her şeyin kutsal olduğuna inanırlar. Ölüm ve çürüme ile iç içe yaşayarak korkuyu yenmeyi ve tanrı Shiva ile birleşmeyi amaçlarlar. Genellikle toplumdan uzak, mezarlık ve yakma alanlarında yaşarlar.Bazı kaynaklarda ölü insan eti yeme gibi iddialarla gündeme gelseler de, temel amaçları kutsal ile lanetli arasındaki farkı ortadan kaldırmaktadır. Aghoriler, genel Hindu toplumu tarafından korku ve saygıyla karşılanan, oldukça marjinal bir inanış grubudur. 



Patan Durbar Meydanı:



Turistlerin belli bir ücret ödeyerek girdiği Patan Durbar Meydanı'nda, çok sayıda heykel ve Krişna Tapınağı bulunmaktadır. Patan Durbar Meydanı, Lalitpur (eski adıyla Patan) şehrinin merkezinde yer alan ve Katmandu Vadisi'ndeki üç ana Durbar Meydanı'ndan biridir. Bu alan, dünyadaki en eski Budist şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Nepal'in yaşayan mirasını gözler önüne seren Patan, "Güzel Sanatlar Şehri" olarak tanınır. Bu meydanda Hindu ve Budist etkilerinin uyumlu birleşmesini temsil eden karışık tasarımlara sahip antik saraylar ve tapınaklar bulunmaktadır.







Bhaktapur:





Bhaktapur, Katmandu Vadisi'nde yer alan tarihi bir antik kenttir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehir, korunmuş Ortaçağ mimarisi, Hindu tapınakları ve el sanatlarıyla bilinen kültürel dokusuyla "Müridler Şehri" olarak ünlenmiştir ve Nepal'in en önemli turistik merkezlerinden biridir. 

Bhaktapur, 15. yüzyıla kadar Malla Hanedanlığı'nın başkentiydi. Şehir, ahşap oymacılığı, tuğla işçiliği ve pagodalarla süslü tarihi Durbar Meydanı ilemutlaka görülmesi gereken alanlardan biridir. "Müridler Şehri" (Khwopa) olarak anılır ve Nepal'in geleneksel yaşam tarzını, festivallerini ve el sanatlarını  (özellikle çömlekçilik) yansıtan önemli bir antik kenttir. Nepal'in en yüksek tapınaklarından biri olan Nyatapola Tapınağı burada bulunur.





Bhaktapur'da Bulunan Altın Çeşme (M.S.1688)





Kral Jitamitra Malla'nın yaptırdığı bu avlu, günümüzde yok olmuş Thanthu Sarayı'nın bir parçasıydı. Altın çeşme, farklı hayvan figürleriyle süslenmiş olup M.S. 1688 tarihli üç bölümlük bir yazıta sahiptir. Bu nedenle bu çeşme, o dönemdeki sarayın farklı bölümleri ve avluları ile hakim su kültürü ve mirası hakkında bilgi edinmek için çok önemlidir. Taleju tanrısına tapınmak için gerekli olan kutsal su, bu çeşmeden getirilir. 

Nepal'e Özgü Thangka (Tanka) Resim Sanatı:



Nepal'e özgü Thangka (Tanka), pamuk veya ipek üzerine yapılan, Budist tanrılarını, mandalaları veya sahneleri tasvir eden geleneksel rulo resim sanatıdır. 11. yüzyıla dayanan bu sanat, meditasyon, eğitim ve dini hikaye anlatımı için kullanılır. Karmaşık detayları ve dini anlamıyla Nepal kültürünün önemli bir parçasıdır. Tanka, rulo haline getirilerek taşınabilir. Pamuklu bez veya ipek üzerine, mineral bazlı doğal boyalarla çok ince detaylar işlenerek yapılır. Nepal'in özellikle Katmandu Vadisi'ndeki Newar topluluğu ve Tibet kökenli halklar arasında gelişen, Hindistan ve Tibet etkileri taşıyan köklü bir gelenektir.

Katmandu'da faaliyet gösteren bir Thangka Okulu'na gittik ve resimlerin nasıl yapıldığını yerinde gördük.



Nepal'de tarih boyunca Hinduizm ve Budizm adeta iç içe girmiş ve birbirinden etkilenmiş ve bağdaştırıcı bir yapı oluşturmuştur; birçok kişi her iki dinin tapınaklarını da ziyaret eder. Özellikle Katmandu Vadisi, hem Hindu hem de Budist hac merkezleri açısından çok zengindir. Kısaca, Nepal'de dini hayat, derin bir kültürel çeşitlilik ve hoşgörü ortamında, tapınaklar ve festivaller etrafında şekillenmektedir.

Nepal gezimden sonra yazmış olduğum üç blog yazımda, Nepal halkının çoğunluk inancı olan Hinduizm ve tapınaklarından bahsettim. Son yazım ise Budizm ve stupalarla ilgili olacak. Tibet Budizm'i ile genel Budizm arasındaki farkları da kısaca anlatacağım.


Yararlandığım kaynaklar:

- en.wikipedia.org

- AI Bakışı



1 Nisan 2026 Çarşamba




DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ

(1)

"Senede bir defa daha önce hiç görmediğin bir yere git." -Dalai Lama



Bir önceki yazımda Nepal ile igili genel bilgiler verdim. Bu yazımda ise Nepallilerin çoğunluk inancı olan Hinduizm ve Budizm'den kısaca bahsetmek istiyorum. Çünkü havalimanından bizi bekleyen tur otobüsü ile Katmandu Durbar (Saray) Meydanı'na gittik. Katmandu Durbar Meydanı, tarihi saraylar, Hindu tapınakları ve avlularla dolu, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan yaşayan bir müze alanı. Katmandu, deniz seviyesinden 1.300 ile 1.400 metre yükseklikte, Himalaya dağlarının eteklerinde Katmandu Vadisi üzerinde kurulu bir şehir ve Nepal'in başkenti. Bu irtifa nedeniyle, nispeten ılıman bir iklime sahip olan Katmandu'da yüksek irtifa hastalığı riski genellikle düşüktür. Kendim için söylüyorum, baş ağrısı çekeceğimden korkuyordum, hiç başım ağırmadığı gibi ılıman iklime kolay uyum sağladım. Yalnız, Yüksek dağ sıralarının arasında kalan Katmandu Vadisi'nin yapısı, kirli havanın hapsolmasına neden olduğu için kentin havası kirli. Yerli halkın neden maske taktığını sorduğumda, cevabı da öğrenmiş oldum.

Katmandu Durbar (Saray) Meydanı:



Nepal'in başkenti Katmandu'da bulunan Katmandu Durbar Meydanı, ülkenin kraliyet tarihini ve mimarı ihtişamını sergileyen bir açık hava müzesidir. UNESCO Dünya Mirası alanıdır. Meydanda Nepal'in kültürel zenginliklerini görebileceğiniz ve Nepal'in yerli halkı Newar zanaatkarlarının ahşap mimaride ve oymacılıkta bütün hünerlerini sergiledikleri saraylar, tapınaklar, avlular yer almaktadır. Meydana turistler ücret karşılığı giriş yapmaktadır. Ayrıca meydanda, yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın ikametgahı bulunmaktadır. 







Hinduizm: 

Hinduizmin üç büyük tanrısı (Trimurti), Brahma (Yaratıcı), Vişnu (Koruyucu) ve Şiva'dır (Yok edici / Dönüştürücü). Bu üçlü evrenin yaradılışı, korunması ve yeniden yapılanması süreçlerini yöneten yüce ilahi gücün farklı yönlerini simgeler. Bu üç tanrı, Hinduizm'in temelini oluşturur ve Trimurti olarak adlandırılan "üç yüzlü ilah" kavramında birleşir.

Koruyucu Tanrı Vişnu'nun 10 Enkarnasyonu:

1- Balık

2- Kaplumbağa

3- Yaban Domuzu

4- Yarı insan, yarı hayvan - Narasimha

5- Cüce

6- Parasuram

7- Rama

8- Krishna / Balarama

9- Buda

10- Kalki

Görsel: Tanrı Vişnu'nun 10 enkarnasyonu. (hindistangezi.com)

Yazım uzamasın diye on enkarnasyonu yazmayacağım. Sadece birinci enkarnasyon Balık, dünyanın oluşumunu anlattığı ve onuncu enkarnasyon da(Kalki) dünyanın sonunu anlattığı için ikisinden kısaca bahsedeceğim. 

1. Enkarnasyon Balık: Tanrı Vişnu'nun ilk enkarnasyonu bir balık şeklindeydi ve "Matsya" olarak biliniyordu. Bu enkarnasyon, Dünya'da ilk yaşam formlarının suda oluşması ve zaman içinde bu formların evrimleşerek karaya çıkmış olması teorisiyle paralellik oluşturur. Hindular, dünyadaki yaşamın su damlalarıyla oluştuğuna inanırlar. Eski dönemlerin Kralı Manu, suyu kutsarken avucunun içinde küçük bir balık bulur. Balığın krala sorduğu bir soru üzerine Kral Manu, böyle akıllıca soru soran varlığın aslında Tanrı Vişnu'nun kendisi olduğunu fark eder ve balığı okyanusa bırakır. Bunun üzeine Vişnu, Kral Manu'ya yakında yangınların ve sellerin geleceğini ve dünyadaki tüm yaratıkları bir araya toplayarak bir tekne yaparak onları güvende tutmasını söyler. Tufan (Pralaya) olduğunda Vişnu, artık boynuzlu ve büyük boy bir balık olmuştur. Matsya, Mahabharata Destanı'nda anlatılmaktadır. Tufan olayı çok tanıdık geldi değil mi?

10. Enkarnasyon Kalki: Tanrı Vişnu'nun onuncu enkarnasyonu Kalki'dir ve henüz gelmemiştir. Devadata adlı çok hızlı bir ata binip, dünyadaki kötü güçleri yok edeceğine inanılıyor. Bu inanç, insanoğlunun bir gün yeryüzündeki yaşamın sonunu getireceğinin bir göstergesidir. Kalki, Şambala adlı bir köyde doğar. Genç yaşta, Vişnu'nun 6. enkarnasyonu Parashuram'ın gözetimi altında kendisine Dharma, Karma, Artha gibi kadim bilgiler, bilgelik ve tüm kutsal yazılar öğretilir. Kalki, bundan sonra Şiva'ya tapar. Şiva da kendisine Devadatta (Garuda'nın enkarnasyonu olan mitolojik bir hayvan) adında kutsal beyaz bir at, sapı mücevherlerle süslü bir kılıç, şimdi, geçmiş ve geleceği bilen Shuka adında bir papağan hediye eder. Kalki daha sonra Prenses Rama ile evlenir, kötülüklerle savaşır, dünyadaki kötülükleri bitirir ama varoluşu sona erdirmez, doğduğu köye Şambala'ya döner. Yeni bir Yuga'nın (çağın) açılışını yapar ve sonra cennete gider. 

Kalki gibi evrensel bir kurtarıcının gelmesi beklentisi başka din ve inançlarda da görülmektedir. Şiilik'te Mehdi, Bahailik'te Bahaullah, Musevilik'te King of Glory, Hristiyanlık'ta İsa, Budizm'de Maitreya Buda, Tibet Budizm'inde Kalachakra, Zerdüşt'lükte Şah Behram gibi.

Dünya yok olduktan sonra, Vişnu tek başına bir Hint ağacı üzerinde yüzer durumda kalacaktır. Bu, son yaşam formu olacaktır. Her şeyin tamamen yok olmasından  binlerce yıl sonra sularda yaşam yeniden başlayacaktır. 

Hindular, reenkarnasyona inanıyorlar ve bu inançla katı kuralları olan kast sistemi bulunuyor. Nepal Hinduizm'inde kast sistemi olsa da Hindistan'daki gibi katı kuralları yok, yumuşatılmış. Kanımca eğer Hinduizm'de kast sistemi ve reenkarnasyon inancı olmasaydı, dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Hindistan'da sosyal patlamalar oalabilirdi. Çünkü yoksullğun yanında çok zenginlerin varlığı sorun yaratabilirdi. Şimdiki yaşamında yoksul olan bir Hindu, reenkarne olacağı gelecek yaşamında zengin olabilir inancı hakim yani.

Hindistan'da Kast Sistemi:

Hinduizm'e dayalı, bireylerin içine doğduğu evlilik ve meslek seçimini kısıtlayan hiyerarşik ve kapalı bir toplumsal tabakalaşma yapısıdır. Brahmanlar (rahipler), Kşatriyalar (askerler), Vaişyalar (tüccarlar) ve Sudralar (işçiler) olmak üzere 4 ana sınıf (Varna) bulunur, sistemin en altında ise "dokunulmazlar" (Dalitler) yer alır.

Kast, doğumla kazanılır ve değiştirilemez. Evlilikler genellikle aynı kast veya jati içinde (endogami) gerçekleşir. Hindistan anayasası kast temelli ayrımcılığı yasaklamıştır ve en alttaki kastları(Dalitler)  desteklemek amacıyla eğitim ve kamu istihdamında kota sistemi (olumlu ayrımcılık) uygulanmaktadır. 

Hinduizm'de merak ettiğim bir konu vardı; İnsan vücudunda bulunan fil başı. Nepal yolculuğumda hikayesini dinledim, hem de bir tapınakta yer alan kabartmasının  önünde.

Ganeşa; Fil Başlı Tanrı



Şiva'nın eşi Parvati, çoğu kez Kali ve Durga olarak vücut bulmuştur. Tanrıça Parvati, Kailash Dağı'ndaki evinde yalnızken ve banyo yaparken rahatsız edilmemek için çamuradan veya kendi bedeninden bir çocuk yaratır ve ona "kapıyı kimseye açma" talimatı verir. Kocası Tanrı Şiva eve döndüğünde, çocuk onun eve girmesine izin vermez. Şiva çocuğun kim olduğunu bilmediğinden çok öfkelenir ve çocuğun başını keser. Parvati durumu öğrenince yıkılır ve Şiva'dan çocuğu canlandırmasını ister. Şiva pişmanlıkla ormanda yürürken karşısına çıkan ilk canlı olan filin başını keserek çocuğun başına takar ve çocuğu diriltir ve ona Ganaların (hizmetkarlar) lideri olması için "Ganeşa" adını verir. Ganeşa, Şiva ve Parvati'nin oğlu olarak, Tanrıça Parvati'nin bağlılığını ve Şiva'nın yıkım ile yeniden yaratım gücünü simgeleyen kutsal bir figürdür. Ganeşa, başlangıçların tanrısı olduğu için, her türlü yeni girişime başlamadan önce Ganeşa'ya dua edilerek engellerin aşılması istenir. Ganeşa'nın binek hayvanı (vahana) bir fare ya da sıçan olduğu için fareler "kutsal" kabul ediliyor. Bu durum, altı gün boyunca Katmandu, Bagmati, Nagargot civarında ve yerleşkelerde hiç kedi görmememizi açıklıyor. Kedilere ne olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum!





Katmandu Durbar Meydanı'nda Hippi Tapınağı

Nepal "Hippi Tapınağı", 1960'lı ve 1970'li yıllarda Katmandu'ya akın akın gelen Batılı hippilerin zaman geçirdiği, kültürel ve manevi arayışlarının merkezi olan yerleri ifade eder. Genellikle bu dönemde  "Freak Street" (Jhochhen Tole) civarındaki tapınaklar ve Pashupatinath gibi mistik Hindu alanları, hippi kültürünün simgesi haline gelmiştir. 

Önceleri Beatnikler sonrasında Hippiler, dünya zevklerinden veya hırslarından arınıp özgürleşmek ve insan olarak kendi iç dünyalarına dönebilmek, en önemlisi de Nirvana'ya ulaşmak için Hindistan, Nepal ve Tibet'e gitmek üzere yollara düşerler.Yolculukların yüz binlere ulaştığıyıllar 1965'ten sonraki yıllardır. Özellikle Beatles grubu üyelerinin1967'de Hindistan'a yaptıkları ziyaret, Asya seyahatine olan talebi olağanüstü artırdı. Yolculuklara katılanların sayısında 1975 sonrasında azalma yaşandı. 

Kısaca "Hippi Yolu" (Hippie Trail) olarak ifade edilen bu seyahatlerin farklı rotaları vardı. En sık kullanılan ve "Klasik Hippi Yolu" adı verilen güzergah; İstanbul'dan başlayıp İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Nepal'e ulaşıyordu. Günümüzde Katmandu'da hala Hippi kıyafetleri satılmakta ve Hippi kültürü yaşatılmaktadır. Hippiler Nepal'e gelince, kapıların boyu uzatılmış. :) Kapılar, kendi halkının boyuna  uygun olarak inşa edildiğinden kapı boyları kısaydı. Bizler, başımızı vurmamak için eğilerek içeri giriyorduk. Hindu tapınaklarının içine, Hindu olmayanlar giremiyordu. Tapınak bahçesinde ise gezmek, foto çekmek serbestti.



Yaşayan Tanrıça Kumari:

Mevcut tanrıça Kumari Ghar'dan önceki Kumari.


Nepal'de Hindu tanrıçası Taleju'nun vücut bulmuş enkarnasyonu olarak kabul edilen, 2-6 yaş arası Newar kız çocukları arasından katı kriterlerle (kusursuz bir cilt, en ufak bir leke ya da ben olmayan, korkusuzluk ve belirli fiziksel özellikler) seçilen yaşayan tanrıça geleneğidir. Kumari Ghar tapınağında yaşarlar, sıkı bir eğitimden geçerler ve törenler dışında dışarı çıkmazlar. İlk adet kanamasıyla tanrıçalıkları sona erer, yerine yeni bir Newar kız çocuğu Kumari seçilir. Kumari Ghar, Nepal'de hem Hindular hem de Budistler tarafından saygı gören, ülkenin mistik ve kültürel simgelerinden biridir. Bizler, tapınağın avlusunda yerel saatle 16.00'da yeni seçilen üç yaşındaki Kumari Ghar'ı penceresinde gördük. Tanrıça Kumari'yi görebilmek için sırada bekleyen oldukça kalabalık yerli ve yabancı turist vardı. Fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktı, dört bir yanda çok sayıda güvenlik görevlisi vardı.


Tanrıça Kumari Ghar'ın tapınağındaki halka göründüğü pencere.

Nepal'in Yerli Halkı Newariler Kimdir?

Newariler, Katmandu Vadisi'nin Hint-Aryan ve Tibet-Burma kökenli yerli halkıdır. Erkekler başlarına Dakka topi denilen geleneksel bir şapka takarlar. Nepal'in geleneksel ve milli kadın kıyafeti ise Gunyo Cholo (dar bluz ve etek) ile özel günlerde ve de günlük yaşamda yaygın olarak uzun tunik ve pantolon giyerler. Sari de giyilmektedir.

Nepal'in genelinde eski çağlardan itibaren ağaç oymacılığı ve ahşap yapıları (tapınak ve saraylar) inşa etme konusunda ustalaşmış zanaatkarlardır. Bu yönleriyle Nepal'de tarım, ticaret, sanat ve mimarinin (kafesli pencereler) gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Ayrıca mutfak kültürleriyle de tanınırlar. 




Hinduizm ve Budizm'i harmanlayarak, geleneklerine göre yaşayan bu kadim halk, Nepal-Bhasa (Newari) dilini konuşurlar. Bölgenin kültürel miras koruyucuları olarak kabul edilirler. Kendi içlerinde karmaşık bir kast sistemine ve zanaat odaklı bir iş bölümüne sahiptirler. "Bael Bibah" gibi, genç kızların bir meyveyle sembolik olarak evliliğini içeren kendilerine özgü ilginç gelenekleri vardır. Bu gelenek, aslında kocası ölen kadınları, kocalarıyla birlikte yakılmaktan korumak amaçlıdır. Kadının kocası ölse de o, bir meyve ile evlidir, yani dul değildir.

Bundan sonraki yazımda Budizm, Nagargot Köyü, Changu (Çangu) Narayan Tapınağı ile Patan Durbar Meydanı'na yolculuk yapmaya devam edeceğim. Masal diyarında tanrı ve tanrıçalarla bir yolculuk hem de...

Nagargot'ta iki gece konakladığımız Mistic Mountain Hotel, gayet temiz, Himalaya manzarası muhteşem, dağın yamacına teras şeklinde inşa edilmiş, yeşillikler arasında güzel bir yerdeydi. Hizmetlerinden memnun kaldım. Katmandu'da iyi bir kahve içmek isterseniz, Himalayan Java Coffee'yi  önerebilirim. Alışık olduğunuz tatları burada bulabilirsiniz.



Not: Yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın tanrıçalığı bittikten sonra, yaşadıklarını anlattığı kitabını ilgilenenler için paylaşıyorum. 




Yararlandığım Kaynaklar:

 - AI Bakışı

- lifehimalayatrekking.com.tr




27 Mart 2026 Cuma

 


NEPAL HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Gelecek zamana yolculuk için Nepal'e gidin!



17-23 Mart tarihleri arasında dünyanın çatısı kabul edilen Nepal'e uzun bir yolculuk yaptım. Ankara'dan İstanbul bağlantılı Katmandu'ya gidiş için İstanbul Havalimanı'na uçtum. İstanbul Havalimanı'na ilk uçuşumdu. Havalimanı çok modern inşa edilmiş ve oldukça geniş bir alanı kapsıyor. Gerçekten İstanbul'a yakışır bir havalimanı olmuş, çok beğendim. Böyle bir havalimanı başkent Ankara'ya daha çok yakışır diye düşünüyorum... İstanbul-Katmandu arası (uçuş rotasına göre, 5.679 kilometre) tam 7,5 saat sürdü ve Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'na (KTM)  pilotlarımız pamuk gibi bir iniş yaptı. Katmandu'ya birkaç havayolu şirketi uçuyormuş. Bu şirketlerden biri de THY olduğu için sekiz koltuk sıralı airbus uçağı tam doluydu. Çünkü yabancı turistler, Katmandu'ya gitmek için İstanbul aktarmalı uçuş yapıyorlarmış. Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'nda pasaport kontrolünden geçmeden önce kişi başı 30 Dolar ödeyerek kapı vizesi alınıyor. Vize formlarını Nepal'e gitmeden önce doldurduğumuz için sıra beklemeden geçiş yaptık.

Dünyanın en yüksek zirvesi Everest (8.848 metre) ile yüksekliği 8.000 metreyi aşan on dört zirveden sekizine ev sahipliği yaptığı için yaygın olarak "Dünyanın Çatısı" olarak anılır. Himalayaların kalbinde yer alan Nepal, aşırı yüksek irtifası ve dağlık yapısı nedeniyle bu ünvanı hak etmektedir.  Himalayaların yerel dilde anlamı; Karın evi. Hima kar, laya ise ev demekmiş.



Nepal, Güney Asya'da, Himalayaların eteklerinde yer alan kuzeyinde Çin (Tibet Özerk Bölgesi), güneyinde, doğusunda ve batısında ise Hindistan ile çevrili olan bir kara ülkesidir.  Yaklaşık 30 Milyon nüfusu ile Nepal, çok etnikli ve çok dilli bir yapıya sahiptir. Nepal'in ekonomisi büyük ölçüde tarım ve turizm sektörüne dayalıdır. Mart ayında kavun, karpuz, mango meyveleri ile baklagiller ve patlıcan gibi sebzeler çıkmıştı. Genel nüfusun yaklaşık 10 Milyonu başkent Katmandu'da yaşamaktadır.  Nepal halkının %85'i Hinduizm'e, %10'u Budizm'e, geri kalanı ise İslam ve Hristiyan dinine inanmakta olup Hinduizm ve Budizm'in etkisiyle halkın çoğunluğu iki dine de saygı göstermektedir. Hatta bazı kişiler, kendilerini Hindu-Budist olarak tanımlamaktadır. Yerel rehberimiz de Hindu-Budist'ti. 

- Dünyada dikdörtgen ve kare olmayan, iki üçgen uçtan oluşan tek bayrak Nepal bayragıdır. Üstünde güneş ve ay vardır. Üçgen uçlarının kenarını süsleyen mavi şerit bağımsızlığını ifade eder.



- Nepal, Güney Asya'da sömürge olmamış ve bağımsız kalmış tek ülkedir.

-  2008 yılında monarşiden federal demokratik cumhuriyete geçmiştir.

- Gençlik protestolarının ardından Başbakan KP Sharma Oli'nin istifa etmesinden sonra Eylül 2025'te yapılan seçimleri ezici bir çoğunlukla RSP Partisinin başbakan adayı Rapçi-Siyasetçi Balen Şah kazandı. Katmandu'da hükümet binasının önünden geçerken Balen Şah'ın resmi olarak göreve başlaması için hazırlıklar yapılıyordu. Youtube'da "Balen" yazarsanız müziklerini dinleyebilirsiniz. Şayet rap müziği dinlemeyi seviyorsanız. :)

-İslam dininin Hindistan Nepal'e gelişi 12. yüzyılda Kutbettin Aybeg zamanında olmuştur. Kutbettin Aybeg, Delhi Sultanlığının kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Türk kökenlidir.

- Hindu olunmaz doğulur ama Krishna mezhebinde herkese inisiye yolu açıktır. İnisiye adı sözcük anlamıyla "başlamış, kabul edilmiş" anlamına gelmekteyse de terim günümüzde, inisiyasyonu tamamlayanları ifade etmek üzere kullanılır. Tasavvufta üstad için mürşit, öğrencileri için mürit terimi kullanılır.

- 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 111. yıldönümünü, grup olarak Nepal'de kutladık. Ve onlarca tarih kitabı okumama rağmen, Çanakkale'de ve I. Dünya Savaşı'nda İngilizlerle savaşan Türk askerlerinden on bine yakınının İngilizler tarafından esir alınarak Hindistan'a (O zamanlar İngiliz sömürgesi olan bugünkü adı Myanmar olan Burma'ya da) götürüldüğünü ilk kez rehberimiz Müge Sarban'dan duymak beni hüzünlendirdi. Çünkü, esir düşen kahraman askerlerimiz Hindistan'daki esir kamplarında vefat etmişler. Rehberimizden öğrendiğim bu bilgi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Yeni Delhi Büyükelçiliği'nin web sitesinden edindiğim bilgileri de aktarmalıyım. 

"Hindistan'da özellikle I. Dünya Savaşı'nda İngilizlere esir düşen ve esir kaplarında vefat eden Türk askerlerinin anısına oluşturulmuş, biri resmi satatüde olmak üzere dört adet Türk şehitliği bulunmaktadır. En bilineni, Karnataka eyaletinin Bellary kentinde bulunan ve 540 şehidimizin anısını yaşatan 1997'de yapılan şehitliktir.

Asansol Türk Şehitliği: Resmi statüsü olmamakla birlikte, 19 şehit mezarının bulunduğu bir bölgedir. Diğer iki şehitlik ise farklı bölgelerde tespit edilmiş olup, toplamda bölgede yaklaşık 600 civarında Türk esir askerinin mezarı bulunmaktadır. Burada yatan askerlerimiz, esir kampında kötü muamele ve hastalık sonucu şehit olmuşlardır.

Bu şehitlikler, Türk-Hint tarihinin acı ama önemli bir dönemine ışık tutmaktadır."

Bu vesileyle, vatanımızın bağımsızlığı uğruna şehit düşen tüm askerlerimize Allah'tan rahmet diliyor, saygı, sevgi ve minnetle anıyorum...

Trafik soldan akıyor. Dolayısıyla araçların direksiyonları sağda bulunuyor. En çok kullanılan otomobil markası Suzuki. Motorsiklet kullanımı çok yaygın; büyük, küçük, yaşlı, genç, kadın ayrım olmaksızın motor kullanılıyor.



- Mart ortasında Katmandu ve çevresinde hava sıcaklığı 25-26 Derece idi. Bizler kısa kollu tişörtle gezerken, yerel halk üstlerini sıkı sıkı giyinmişler ama kadın-erkek, çoluk öocuk ayaklarında terlikler vardı. Bunun nedeni şuymuş; orada kış çok sert geçtiğinden, ilkbaharda da psikolojik olarak üşüyorlarmış. Bu nedenle kat kat giyinmeye devam ediyorlarmış. Terlikler ise aniden bastıran yağmur içinmiş. Ayakkabıları kurutmak zor olduğu için terlik giyinmek kolaylarına geliyormuş.



-Katmandu ve Nagargot'ta hava oldukça nemli ve tozluydu. Katmandu nem ve yağışın büyük çoğunluğunu Bengal Körfezi üzerinden gelen Güney Asya Muson rüzgarlarıyla alır. Denize kıyısı olmayan Katmandu, bu nem akışı sayesinde her yıl ciddi bir yağış alır.



- Nepal genelinde, Hint Mutfağı hakim. Hint mutfağını seviyorsanız, kendinizi cennette sayabilirsiniz. Nepal ve Tibet'e özgü olan buharda pişirilen ve achar sosu ile servis edilen geleneksel  mantısı "momo" ünlü lezzeti. Dört çeşidi yapılıyor; Bufalo (Manda) etli, tavuk etli, peynirli ve vegan. Bhaktapur'da ünlü mantıcıda öğlen tadına baktım. Peynir olarak "yak" peyniri kullanılıyor.



- Katmandu'nun merkezinde yer alan turistik mağazaları, trekking ve dağcılık malzemesi satan dükkanları, restoranları ve otelleriyle ünlü, hareketli atmosferi olan Thamel'den uygun fiyatlarla alışveriş yapabilirsiniz. Thamel'e gittiğimiz gün aniden bastıran yağmur nedeniyle dükkanları gezme fırsatım pek olmadı. Yağmura rağmen alışveriş yapanlar oldu. 

-2015 yılının Nisan ayında, Nepal'de meydana gelen 8.1 büyüklüğündeki deprem sonucu sekiz bin kişi ölmüş, binlercesi yaralanmış. Aradan on bir yıl geçmesine rağmen depremin izlerini görmek mümkün. Depremin verdiği zararları kapatmak için Çin Halk Cumhuriyeti maddi olarak yardım ediyormuş.

- Mart 2015'te pistten çıkan Türk Hava Yolları'na (THY) ait Airbus  A330-300 tipi "Göbeklitepe" adlı uçak orada kalmış. Uçağın enkazı, Katmandu'daki Havacılık Müzesi'ne dönüştürülerek turistlerin ziyaretine açılmış. Sinamangal bölgesinde yer alan bu müze, Nepal ve uluslararası havacılık tarihine ait minyatür uçaklar ve hatıra eşyalarla birlikte, kaza yapan uçağın gövdesini sergilemektedir. Uçak enkazı 2017'de havacılık müzesine dönüştürülmüş.

- Dünyaca ünlü paşmina şallarından bir tane mutlaka alınmalı. Paşmina, Himalaya keçilerinin (Changthangi) en ince tüylerinden elde edilen, dünyanın en yumuşak, hafif ve sıcak tutan yüksek kaliteli kaşmir yününden üretilen şal veya atkı türüdür. Farsça "yumuşak altın"  veya "yün" anlamına gelen pashm kelimesinden türemiştir. Paşmina, yüzyıllardır Keşmir bölgesinde üretilen el yapımı bir gelenektir.

- Everest'in zirvesinde bulunan deniz canlısı fosilleri, dağın bir zamanlar okyanus tabanı olduğunu gösteriyor. Bu fosiller yaklaşık 450-470 Milyon öncesine kadar uzanmaktadır. Zirve bölgesinde, özellikle "Qomolangma Kireçtaşı) olarak adlandırılan tabakada, krinoidler, brakiyopodlar, trilobitler ve ostrakodlar gibi kabuklu deniz canlısı fosilleri bulunmaktadır. Hindistan kara parçasının Asya kıtasına doğru hareketi ve çarpışması sonucunda aralarında bulunan Tethys Okyanusu tabanındaki kireçtaşı tortuları yukarıya doğru itilerek Himalaya Dağlarını oluşturmuştur.



- Gurkalar, Nepal kökenli, cesaretleri ve savaşçı yetenekleriyle tanınan, 18. yüzyılda Nepal devletinin temellerini atan bir halktır. İngiliz ve Hint ordularında paralı asker olarak görev yapmalarıyla ünlü olan Gurkalar, özellikle öne doğru kıvrımlı "kukri" adı verilen bıçaklarıyla bilinirler. Gurkalar "Cesurların en cesuru" olarak anılırlar. Gurka askerleri, günümüzde de İngiliz ve Hint ordularında profesyonel askerler olarak görev yapmaya devam etmektedir.



Kukri adı verilen kıvrımlı bıçaklar

Nepalli Gurkalarla ilgili olarak çok az bilinen bir tarihi olay, Kurtuluş Savaşı başlarında Samsun'da gerçekleşmiştir. 2 Temmuz 1919 günü Batum yoluyla getirilen 1.200 Gurka Hint askeri Samsun'a ayak bastı. 19. yüzyıl başlarında Hindistan'da İngilizler ile çarpışan Gurkalar cesaret ve savaşçı yetenekleriyle İngilizlerin dikkatini çekmişti. Gurkalar Anadolu'ya ilk kez Çanakkale savaşları sırasında getirildi. Hint tugayı bünyesinde 4 taburluk bir kuvvetle savaşa dahil edildi. Canik Mutasarrıfı Hamit Bey'in notlarında Gurkaların Samsun'a çıkışı ve Mustafa Kemal'in Gurkaları Samsun'dan güneye ilerletmeyin talimatı sonrası yaşananlar anlatılmaktadır.(Detaylı bilgi için linki tıklayınız: 

(https://www.gazetegercek.com.tr/nepalli-gurkalar-samsun-da/77396)



- Nepal, yoksul bir ülke. Nepal halkı tarım, turizm ve hizmet sektöründen geçimlerini sağlıyorlar. Asgari ücret 135 Dolarmış.

Takvim: Nepal'de resmi olarak Gregoryen takviminden yaklaşık 56 yıl ileride olan Bikram Sambat takvimi kullanılmakta olup, Nepalliler 2082 yılını yaşamaktadırlar. Nisan ayının ortasında yeni bir yıla yani 2083 yılına girecekler. Orada bu takvimi  düşününce "zamanda yolculuk" yapmış gibi oldum! Nepal'de günlük işler, devlet kayıtları ve festivaller Bikram Sambat takvimine göre yapılır. Anlatılana göre, yoksulluktan zenginliğe geçiş yapan bir tüccar, ülkesinin istilacılardan kurtulması üzerine, tüm Nepal halkının borçlarını ödemiş ve halkı borçlarından kurtarmış. Takvim de onun anısına kabul edilmiş. Aşağıda bu tüccarın heykelini görüyorsunuz.




*** Nepal ile ilgili bu genel bilgilerden sonra, coğrafyasını ve kültürünü tanıtmaya  devam edeceğim. Bir sonraki yazımı bekleyiniz efendim...:)


Not: Görmeyi ve kültürünü tanımayı çok istediğim bir ülke olan Nepal'e birlikte gitmemi sağlayan Kardeşlerim Yüksel ve Fatih ile sevgili eşleri Gülçin ve Figen'e beraber çok güzel bir tatil geçirdiğimiz için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. 

Ayrıca, rehberimiz Müge Sarban'a coğrafi bölge, tarih ve bölgedeki din ve inançlar hakkında engin bilgisiyle bizleri aydınlattığı için teşekkür ediyorum. Rehberimiz sayesinde, Nepal yolculuğumda yürüdüğüm her yol, bir hikaye, her adımım bir bilgi oldu. Ve burada, Mark Twain'in sözünü anmadan geçemeyeceğim; "Öğrenmek istiyorsan, seyahat etmelisin."

"Bir yolculuğun en iyi ölçüsü katettiğin kilometreler değil, yolculuk sırasında edindiğin arkadaşlardır" derler ya, bu sözün doğruluğunu, Nepal seyahatimde daha iyi anladım. Üç yüreği güzel insanla tanıştım ve onlarla keyifli vakit geçirdim. Gencecik olan ve çevrelerine ışık saçan Mert ve Ecem çifti (ışığınız hep parlasın) ve Betül Hanım'dı bu güzel insanlar. Arkadaşlıkları ve paylaşımları için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gezgin ruhlu bu arkadaşlarımla, bir yerlerde yeniden buluşuruz. Kim bilir?


Yararlandığım Kaynaklar:

 - hindistangezi.com

- AI Bakışı

- Türkiye Cumhuriyeti Yeni Delhi Büyükelçiliği web sitesi

- Gezginim Gezgin

- turizmgazetesi.com

-momo görseli: Nepal Photography'den.