8 Nisan 2026 Çarşamba

 



DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ

(3)

"Kendinize ve mücadelenize şefkat gösterin. Gelişmenin ve öğrenmenin zaman aldığını hatırlayın."  - Dalai Lama



"Yazmak unutmaktır" der Fernando Pessoa. Bu söz psikolojide geçerli olabilir, sosyal hayatta ise tartışılabilir. Ben ise gezip gördüğüm yerleri, güzellikleri hatırlamak ve de unutmamak için yazıyorum. Biliyorum ki, "insan hafızası" unutur! Nepal ile ilgili olarak yazdığım yazılarımın bu dördüncüsü olacak. Nepal'in doğal güzellikleri ve kültürü, yazmakla, anlatmakla bitmez ki...

Lord Buddha'nın Doğum Yeri; Lumbini Köyü:

Nepal'deki Lumbini köyü, Lord Gautama Buddha'nın doğum yeri olduğuna inanılan ve önemli bir manevi destinasyondur. Budizm'in Nepal'in kültürel ve manevi mirası üzerindeki derin etkisini yansıtır. UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak belirlenen bu köye gidemedik. Çünkü programda yoktu.

Budizm, özünde bir felsefe olarak doğmuş, sonrasında din(inanç) haline dönüşmüştür. Ya da belki de Guatama'nın kendisinin söylediği gibi Budizm, din ile felsefe arasında orta bir yoldur. Budizm inancına göre Buda aslında bir isim değil, bir lakaptır. Ermişlere söylenen bu lakabın aslı, Budizm'in kurucusu olarak bilinen Lord Buddha'dır. Rivayete göre, Lord Buddha, Nepal'in Lumbini köyünde Shakya hanedanı Siddharta Gautam'ın prensi olarak M.Ö. 623 yılında dünyaya geldi. Bugün bu köydeki Maya Devi Tapınağı, dünyadaki tüm Budistler tarafından hac yeri olarak kabul ediliyor. Maya Devi Tapınağı'nın içerisinde, arkeolojik kazılarla bulunan ve belirlenen "doğum işaret taşı" (marker stone) bulunmaktadır.

Buddha, bir incir ağacının (Bodhi ağacı, "uyanış ağacı") altında tefekkür halinde otururken dini ve felsefi düşüncesinin temelini oluşturan içgörüye ulaştı. Altı yıllık meditasyondan sonra aydınlanma durumuna ulaştığına inanıyordu. Hayatının geri kalanını gezici bir eğitmen olarak geçirdi, fikielerine adanmış bir manastır düzeni kurdu. 

Budizm:



M.Ö. 6. yüzyılda dünya çapında birçok uygarlıkta entelektüel faaliyetin geliştiği görülmüştür. Yunanistan'da bu dönemde ilk filozoflar, Çin'de bilgeler Lao Tzu ve Konfüçyüs ortaya çıktı. Hindistan'ın kuzeyinde ise Siddharta Gautama Buddha, hakim vedik eğilimlerden kopan dini bir gelenek kurdu. 

Budizm, vurguyu geleneksel tanrılara tapınmaktan bireysel ruhsal gelişim ve anlayışa kaydırarak yaşama acıdan, amansız ölüm ve yeniden doğuş döngüsünden kurtuluşu getirebilecek bir yaklaşımı savunmuştur. 

Aydınlanma sözcüğü Budizm'de birkaç farklı kavramın çevirisi olarak kullanılmasının yanında, "uyanış" vaya "anlayış" anlamına gelen bodhinin bir çevirisidir. 

Budizm'in en eski dalı ve muhtemelen en eski geleneğe en yakın olanı "Yaşlıların Okulu" anlamına gelen Theravada'dır. Theravada tapınakları genellikle görkemli bir şakilde dekaore edilmiş ve Buda'nın görkemli bir figür olarak resmedildiği tasvirler bulunur. Günümüzde Budistlerin yakalaşık üçte biri Theravada Budizmi'nin mensuplarıdır. Theravada Budizmi'nde champaca ağacının 14. Buda tarafından aydınlanmaya veya Bodhi'ye ulaşmak için kullanılan ağaç olduğu söylenir. Tibet Budizmi'ne göre, bir sonraki çağın Buda'sı champaca ağacının beyaz çiçek örtüsünün altında aydınlanmayı bulacaktır. 

Ayrıca Budizm'in; Mahayana (Büyük Araç) Budizm'i, Vajrayana (Elmas Yolu) Budizm'i ve Zen Budizm'i olmak üzere kolları da vardır. Batı'da en çok bilinen şekli Zen Budizmi'dir. Meditasyonla aydınlanmaya, gerçek bir anlayışa ulaşmaya teşvik eder.

Budizm İle Tibet Budizm'i Arasındaki Fark Nedir?

Tibet Budizm'i, Budizm'in Mahayana ve Vajrayana (Tantrik/Ezoterik) geleneklerini birleştiren, ritüeller ve Lama (öğretmen) odaklı özel bir koludur. temel fark, Tibet Budizmi'nin daha karmaşık ayinler ve hızlı aydınlanma yöntemleri içermesi, Budizm'in ise daha geniş disiplinleri kapsamasıdır.

Tibet Budizmi'nde "Lama" adlı öğretmenlere büyük önem verilir. Bu nedenle bazen Lamacılık da denir. En yüksek ruhani lider Dalay Lama'dır. Ölen bir Dalay Lama'nın ruhunun yeni bir çocukta reenkarne olduğuna  (Tulku sistemi) inanılır. (*)

Tibet Budizmi'ni anlatan "Tibet'te Yedi Yıl" filmini izlememişseniz, izlemenizi öneririm. Filmin konusu şöyle: Avusturyalı dağcı Heinrich Harrer'in biyografisinden yola çıkılarak 1997 yılında, Fransız yönetmen Jean-Jacques Annaud tarafından çekilen film, 1939 yılında Himalayalar'da bulunan Nanga Parbat zirvesine tırmanmaya çalışırken İngilizlere esir düşen ve kaçarak Tibet'e ulaşan Harrer ve arkadaşının hikayesini anlatıyor. Film süresince 14 yaşındaki yeni Dalay Lama ile dostluk kuran Harrer'in kişisel gelişimi de gözler önüne seriliyor. Filmin gösterime girmesinin ardından Çin Hükümeti başrol oyuncusu Brad Pitt'in Çin'e girmesini yasaklamıştır. Bildiğiniz üzere, Tibet, Çin'e bağlı özerk bir bölgedir.

Stupa:

Budizm'de Buda'nın veya önemli Budist rahiplerin kutsal emanetlerinin (röliklerinin) saklandığı, genellikle yarım küre şeklinde kubbeli ve höyük benzeri kutsal yapılardır. Temel amacı Buda'nın şanını yüceltmek ve Budist öğretilerini anmak olan bu yapılar oldukça sade dekorasyona sahiptir. Ayakkabılarını çıkaran herkese açıktır. Katmandu Vadisi'nde bulunan Swayambhunath Stupa (Maymun Tapınağı) ile Boudhanath Tapınağı en ünlüleridir.




Asura Mağarası:




Asura mağarasına üç yüz elli merdiven basamağı tırmanarak vardık. Bu mağara, Budizm'in Tibet'e yayılmasını sağlayan büyük tantrik usta Padmasambhava'nın (Guru Rinpoche) meditasyon yaptığı yerdir. Tibetli Budistler için Tibet dışındaki en kutsal yerlerden biridir ve önemli bir hac merkezidir.

Mağaranın girişinde, kayanın üzerinde Padmasambhava'nın el izinin olduğuna inanılan bir iz bulunur. Bu ize dokundum ve el izi olduğuna inandım, çünkü izle parmaklarım bire bir uyumlandı. El izi altın varakla kaplanmış gibiydi. Ayakkabılarımı çıkarıp mağaranın içine girdiğimde sol tarafta yerde oturmuş iki rahibin kutsal metinlerden hiç durmaksızın ilahiler ve mantralar okuduğunu gördüm. Mağaranın tepesindeki küçük bir delikten gün ışığı sızıyordu. Ama yine de ritüellerin yapıldığı kayalara mumlar dikilmiş ve mağara içi mumla aydınlatılmıştı. Ritüellerin bir parçası olarak kayalara altın varak yapıştırma veya diğer adaklar sunma uygulaması yaygın olduğundan mağaranın içi adaklarla doluydu.




Swayambhunath (Maymun) Tapınağı:



Katmandu'nun batısında bulunan bir tepenin üzerinde yer alan antik bir dini komplekstir. Yaygın olarak, bölgede yaşayan çok sayıdaki maymun nedeniyle "Maymun Tapınağı" olarak bilinir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu alan, hem Budistler hem de Hindular için kutsal bir hac merkezidir. "Kendiliğinden var olan" anlamına gelen Swayambhunath, Katmandu vadisinin en eski ve en önemli stupalarından biridir.




Dünyanın En Büyük Stupalarından Biri; Boudhanath Stupası:



Yaygın adıyla Bodnath Stupası'nda bir ayine denk geldik. Stupanın çevresinde alışveriş için dükkanlar ve kafeler var. Genişçe meydanının özelliği ise çok sayıda Tibetlinin burada yaşıyor olmasıdır. 1955'li yıllarda Çin'in Tibet'i işgal etmesi nedeniyle birçok Tibetli, Himalayalar'ı aşarak Katmandu'ya gelmiş ve bu meydana sığınmışlar. Meydanda satış yapan esnafın çoğu Tibetli ve Tibet ürünlerini satıyorlar. Tibetli göçmenlere yardım olsun diye epey bir incik-boncuk aldık.







Budnath Stupası'nda yer alan Dharma Çarkı (Dharmachakra): Budizm'in temel öğretilerini ve evrensel yasayı temsil eder.



Geyikler: Buddha'nın aydınlandıktan sonra Hindistan'daki Geyik Parkı'nda (Sarnath) gerçekleştirdiği ilk vaazını simgeler. Figürlerdeki geyiklerin pür dikkat dinler pozisyonda olması, bu kutsal öğretinin huzurlu doğasını ve hayvanların bile bu bilgiye olan ilgisini vurgular.



Kailash Dağı (Kutsal) Dağ:

Himalayan Stories'ten alıntıdır.

Budizm ve Tibet Budizmi'nden bahsetmişken Tibet'te bulunan ve Budistler için kutsal kabul edilen Kailash Dağı'ndan da söz etmeliyim. Bu dağı görmek için Tibet'e gitmek gerekiyor. 

Kailash Dağı, Tibet Budizmi'nde neşe ve mutluluğu simgeleyen tanrı Chakrasamvara'un meskeni kabul edildiği için kutsaldır. Ayrıca evrenin merkezi (Meru Dağı) olduğuna inanılır ve tantrik Budizm'in kurucusu Padmasambhava ile ilişkilendirilir. Dağ, Tibetliler için ölümsüzlük simgesidir ve çevresinde kutsal yürüyüş (kora) yapılır. Kailash Dağı, Hinduizm (Shiva'nın evi), Jainizm ve Bön dinleri için de kutsal olup, tırmanılması yasak bir hac merkezidir.

Himalayan Stories'ten alıntıdır.

Budistlar için Katmandu'daki üç stupa grubu (Swyambhunath, Boudhanath ve Namobuddha), eski zamanlardan beri mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir hac yeri olmuştur.

Nepal gezim sırasında gezip gördüklerimi dört yazı halinde sizlerle paylaştım. Nepal'de yaygın olan Hinduizm ve Budizm dinleri hakkında rehberden dinlediklerimi, İnternet ve "Din" kitabından edindiğim bilgilerle bağdaştırıp yazdım. Farkına vardım ki, tek tanrılı dinler olsun, Vedik dinler olsun, Budizm olsun, hepsinde kutsal kabul edilen hac merkezleri mevcuttu. Dolayısıyla tüm dinlerin ortak noktası olan "Hac" ve "Hac Yolculuğu" nun nedenini, okuduğum "Yürümenin Felsefesi" adlı kitaptan kısaca aktarmak isterim.

"Bütün hac yolculuklarının ardında bir ütopya ve mit bulunur: yenilenme miti ve mevcudiyet ütopyası.

............................... 

İnsanın kendi içinde yaşadığı dönüşüm, hacılığın mistik ideali olmaya devam ediyor; yolculuktan değişmiş olarak dönmeyi umut etmek. Kutsal mekanların yakınlarında çoğunlukla arınmayı sağlayan bir kaynak, bir akarsu veya bir nehir vardır; hacılar temizlenmek, kendilerinden arınmak adına suya girerler. Hinduların her yıl Ganj Nehri'nde yıkanmaları en bilindik örneklerden biridir.  Yürüyerek yeniden doğma ütopyasına verebileceğim örnekse, Tibet'teki Kailash Dağı'na yapılan hac yolculuğudur. 

İnanan kişi kendisine bahşedilen bir iyilik için (huzura ermiş bir hayat, Tanrı vergisi bir yetenek, sağlığa kavuşmak), Tanrı'ya şükretmek adına da hac yolculuğuna çıkabilirdi. Nitekim Descardes kişisel aydınlanmasının ardından Paris'teki Notre Dame de Lorette'e hac yolculuğu yapmıştı. Binlerce mütevazi inanan da kendileri ve yakınlarına dua etmek ve gerçekleşen dilekleri için Tanrı'ya şükürlerini sunmak amacıyla en yakınındaki kutsal mekana giderdi." (**)

İyi ki gidip gördüm dediğim, değişik din ve kültürleri tanıdığım bir yer oldu Nepal. Nepal'e gitmeyi düşünenlere üç uyarım olacak naçizane; 1- Katmandu Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'nda valizlerimiz X-Ray'den geçmesine rağmen açılmıştı. Benim valizimde eksik yoktu ama fazlalık vardı! Yani, benim fazlalığım, bir diğerinin eksikliğiydi. Mutlaka şifre kilitli valizle gidin.

2- Katmandu'da çok sayıda sokak satıcıları mevcut. Onlarla göz göze gelmeyin ve iletişim kurmayın. Aksi takdirde geziniz boyunca yanınızdan ayrılmazlar, ta ki siz onun size satmaya çalıştığı eşyayı alıncaya dek.

3- "Hızlı ve hafif bir şekilde seyahat etmek istiyorsan, bütün düşmanlıklarını, kıskançlıklarını, bencillik ve korkularını geride bırakıp yola hafif bir şekilde çıkmalısın."  - Cesare Pavese


Yararlandığım Kaynaklar:

- AI Bakışı

- (*Marcus Weeks, Dakikalar İçinde DİN Dünyanın Köklü İnançlarına Dair 200 Temel Kavram. Kronik Kitap.

- (**) Frederic Gros, Yürümenin Felsefesi. 23. Baskı.Kolektif. Kitap. Türkçesi: Albina Ulutaşlı.



5 Nisan 2026 Pazar

 



DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ

- 2-

"Bilginizi paylaşın. Bu, ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yoludur."  - Dalai Lama


İki gece konakladığımız Nagargot köyü, dağın yamacına kurulmuş, yeşillikler içinde teraslama şeklinde inşa edilmiş binalarıyla, her yerden Himalayaların eşsiz manzarasını görmeye olanak sağlıyor. Balkona çıkıp sabah güneşin doğuşunu, akşam da eşsiz gün batımını izlemek insana huzur veriyor. Nagargot Köyü, deniz seviyesinden 2.175 metre yükseklikte ve en güzel Himalayalar manzarasının görüntüsüne sahip. Katmandu merkezinden otobüsle, dağa tırmanmak 1,5 saat sürüyor. Dağ yolu toprak ve çok dar; iki araç yan yana gidemeyecek kadar. Ama dağa doğru çıkıldıkça Katmandu Vadisi'nin manzarası ile Himalayaların heybeti  görülmeye değer.

Nagargot panoramik yürüyüş parkurunda, güneşli bir günde ve de sakin ve temiz dağ havasında 3,5 saat yürüyüş yaparak Changu Narayan Tapınağı'na vardık. Parkurda, ilk kez gördüğüm ağaç türleri, çalılar ve aşina olduğum kır çiçeklerine rastlamaktan mutlu oldum. 

Changu (Çangu) Narayan Tapınağı:




Changu tepesinde bulunan eski bir Hindu tapınağıdır. Tapınağın M.S. 4. yüzyılda inşa edildiği ve Nepal'deki en eski Hindu tapınaklarından biri olduğu düşünülmektedir. Tapınak, Hinduizm'deki üç ana tanrıdan biri olan Lord Vishnu'ya adanmıştır.


Tanrı Shiva ve eşi Parvati.

Tapınak, champak ağacı ormanı ve Changu olarak bilinen küçük bir köyle çevrilidir. Tapnağın adının champak ağacından aldığı düşünülmektedir. Yol boyunca champak ağaçlarının kışın bile yaprak dökmeyen yeşil yaprakları ve kahverengine dönüşmüş meyveleri yürüyüşçülere eşlik etti.  Champak ağacı, manolya familyasından bir ağaçtır. Ve Haziran-Eylül ayları arasında çiçeklenir. Orman kıyılarında açan rengarenk ve mis kokulu çiçekler de cabası. 




Tapınak, 1979'da UNESCO tarafından Katmandu Vadisi'ndeki diğer 6 anıt bölgesiyle birlikte Dünya Mirası Alanı olarak tanındı. Bunlar arasında, başka bir tapınak kompleksi olan Pashupatinath, Katmandu Durbar Meydanı, Patan ve Bhaktapur şehir merkezleri ve Budist sit alanları Swayambunath ve Bauddhanath da bulunuyor.





Pashupatinath Tapınağı:




 

Hindular için en önemli hac noktalarından birisi olan Pashupatinath Tapınağı, Tanrı Şiva'nın tapınağı olarak kabul edilmektedir. Tapınak, Bagmati Nehri'nin kıyısında yer almaktadır. Tapınağı ziyarete gittiğimde havasının ve kokusunun bana çok ağır gelmesi nedeniyle Bagmati Nehri'ni ve yakma töreninin yapıldığı yerleri görüp fotoğrafladıktan sonra otobüse dönüp, oturdum. Dolayısıyla tapınakta yapılan ayinleri, ancak kardeşimin çekmiş olduğu fotoğraflardan izleyebildim. Havası ağır geldi, çünkü Nepal ve Hindistan'dan gelen Hinduların buraya ölmek için geldiklerini öğrendim. Hindistan'ın kutsal Ganj Nehri kıyısında bulunan Varanasi tarihi şehri Hinduizm'in yedi kutsal şehrinden biri (Sapta Puri) ve Şiva'nın şehri olarak kabul edilir. Burası "ölümün başkenti" olarak da bilinir. Hindular tarafından hac merkezi olarak yoğun ilgi görür. Hindular için Varanasi'den sonra ikinci önemli hac merkezi olarak kabul edilen Pashupatinath Tapınağı'na gelen Hindular, Varanasi için kullanılan deyimi burada da kullanırlar. Bu deyim, "Yaşamak için değil, ölmek için gelinen yer"dir.

Burası kutsal ölü yakım alanıdır. M.S. 1. yüzyıldan itibaren Bagmati Nehri kıyısında Hindular ölülerini yakmakta ve bu ölüm ritüellerini  Aghoriler yapmaktadır. Hindu olup öldükten sonra bedenleri yakılmayanlar ise hamile kadınlar, bebek ve çocuklar ile kobra tarafından ısırıldıktan sonra ölenlermiş. Kobra yılanı kutsal kabul edildiği için ısırıkla ölenler yakılmayıp hamile kadınlar, bebek ve çocuklar gibi cesetleri Bagmati Nehri'ne atılıyormuş.




Aghoriler Kimdir, Görevleri Nelerdir?





Nepal'deki Aghoriler, özellikle Katmandu'daki Pashupatinath Tapınağı çevresinde görülen, Hinduizm'in en sıra dışı ve aşırı uçlarda yaşayan mistik bir gruptur. Genellikle mezarlıklarda yaşayan, vücutlarını ölü külleriyle kaplayan ve ölü bedenlerle ritüeller gerçekleştiren aghoriler, dualiteyi (iyi-kötü, saf-kirli) reddederek evrendeki her şeyin kutsal olduğuna inanırlar. Ölüm ve çürüme ile iç içe yaşayarak korkuyu yenmeyi ve tanrı Shiva ile birleşmeyi amaçlarlar. Genellikle toplumdan uzak, mezarlık ve yakma alanlarında yaşarlar.Bazı kaynaklarda ölü insan eti yeme gibi iddialarla gündeme gelseler de, temel amaçları kutsal ile lanetli arasındaki farkı ortadan kaldırmaktadır. Aghoriler, genel Hindu toplumu tarafından korku ve saygıyla karşılanan, oldukça marjinal bir inanış grubudur. 



Patan Durbar Meydanı:



Turistlerin belli bir ücret ödeyerek girdiği Patan Durbar Meydanı'nda, çok sayıda heykel ve Krişna Tapınağı bulunmaktadır. Patan Durbar Meydanı, Lalitpur (eski adıyla Patan) şehrinin merkezinde yer alan ve Katmandu Vadisi'ndeki üç ana Durbar Meydanı'ndan biridir. Bu alan, dünyadaki en eski Budist şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Nepal'in yaşayan mirasını gözler önüne seren Patan, "Güzel Sanatlar Şehri" olarak tanınır. Bu meydanda Hindu ve Budist etkilerinin uyumlu birleşmesini temsil eden karışık tasarımlara sahip antik saraylar ve tapınaklar bulunmaktadır.







Bhaktapur:





Bhaktapur, Katmandu Vadisi'nde yer alan tarihi bir antik kenttir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehir, korunmuş Ortaçağ mimarisi, Hindu tapınakları ve el sanatlarıyla bilinen kültürel dokusuyla "Müridler Şehri" olarak ünlenmiştir ve Nepal'in en önemli turistik merkezlerinden biridir. 

Bhaktapur, 15. yüzyıla kadar Malla Hanedanlığı'nın başkentiydi. Şehir, ahşap oymacılığı, tuğla işçiliği ve pagodalarla süslü tarihi Durbar Meydanı ilemutlaka görülmesi gereken alanlardan biridir. "Müridler Şehri" (Khwopa) olarak anılır ve Nepal'in geleneksel yaşam tarzını, festivallerini ve el sanatlarını  (özellikle çömlekçilik) yansıtan önemli bir antik kenttir. Nepal'in en yüksek tapınaklarından biri olan Nyatapola Tapınağı burada bulunur.





Bhaktapur'da Bulunan Altın Çeşme (M.S.1688)





Kral Jitamitra Malla'nın yaptırdığı bu avlu, günümüzde yok olmuş Thanthu Sarayı'nın bir parçasıydı. Altın çeşme, farklı hayvan figürleriyle süslenmiş olup M.S. 1688 tarihli üç bölümlük bir yazıta sahiptir. Bu nedenle bu çeşme, o dönemdeki sarayın farklı bölümleri ve avluları ile hakim su kültürü ve mirası hakkında bilgi edinmek için çok önemlidir. Taleju tanrısına tapınmak için gerekli olan kutsal su, bu çeşmeden getirilir. 

Nepal'e Özgü Thangka (Tanka) Resim Sanatı:



Nepal'e özgü Thangka (Tanka), pamuk veya ipek üzerine yapılan, Budist tanrılarını, mandalaları veya sahneleri tasvir eden geleneksel rulo resim sanatıdır. 11. yüzyıla dayanan bu sanat, meditasyon, eğitim ve dini hikaye anlatımı için kullanılır. Karmaşık detayları ve dini anlamıyla Nepal kültürünün önemli bir parçasıdır. Tanka, rulo haline getirilerek taşınabilir. Pamuklu bez veya ipek üzerine, mineral bazlı doğal boyalarla çok ince detaylar işlenerek yapılır. Nepal'in özellikle Katmandu Vadisi'ndeki Newar topluluğu ve Tibet kökenli halklar arasında gelişen, Hindistan ve Tibet etkileri taşıyan köklü bir gelenektir.

Katmandu'da faaliyet gösteren bir Thangka Okulu'na gittik ve resimlerin nasıl yapıldığını yerinde gördük.



Nepal'de tarih boyunca Hinduizm ve Budizm adeta iç içe girmiş ve birbirinden etkilenmiş ve bağdaştırıcı bir yapı oluşturmuştur; birçok kişi her iki dinin tapınaklarını da ziyaret eder. Özellikle Katmandu Vadisi, hem Hindu hem de Budist hac merkezleri açısından çok zengindir. Kısaca, Nepal'de dini hayat, derin bir kültürel çeşitlilik ve hoşgörü ortamında, tapınaklar ve festivaller etrafında şekillenmektedir.

Nepal gezimden sonra yazmış olduğum üç blog yazımda, Nepal halkının çoğunluk inancı olan Hinduizm ve tapınaklarından bahsettim. Son yazım ise Budizm ve stupalarla ilgili olacak. Tibet Budizm'i ile genel Budizm arasındaki farkları da kısaca anlatacağım.


Yararlandığım kaynaklar:

- en.wikipedia.org

- AI Bakışı



1 Nisan 2026 Çarşamba




DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ

(1)

"Senede bir defa daha önce hiç görmediğin bir yere git." -Dalai Lama



Bir önceki yazımda Nepal ile igili genel bilgiler verdim. Bu yazımda ise Nepallilerin çoğunluk inancı olan Hinduizm ve Budizm'den kısaca bahsetmek istiyorum. Çünkü havalimanından bizi bekleyen tur otobüsü ile Katmandu Durbar (Saray) Meydanı'na gittik. Katmandu Durbar Meydanı, tarihi saraylar, Hindu tapınakları ve avlularla dolu, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan yaşayan bir müze alanı. Katmandu, deniz seviyesinden 1.300 ile 1.400 metre yükseklikte, Himalaya dağlarının eteklerinde Katmandu Vadisi üzerinde kurulu bir şehir ve Nepal'in başkenti. Bu irtifa nedeniyle, nispeten ılıman bir iklime sahip olan Katmandu'da yüksek irtifa hastalığı riski genellikle düşüktür. Kendim için söylüyorum, baş ağrısı çekeceğimden korkuyordum, hiç başım ağırmadığı gibi ılıman iklime kolay uyum sağladım. Yalnız, Yüksek dağ sıralarının arasında kalan Katmandu Vadisi'nin yapısı, kirli havanın hapsolmasına neden olduğu için kentin havası kirli. Yerli halkın neden maske taktığını sorduğumda, cevabı da öğrenmiş oldum.

Katmandu Durbar (Saray) Meydanı:



Nepal'in başkenti Katmandu'da bulunan Katmandu Durbar Meydanı, ülkenin kraliyet tarihini ve mimarı ihtişamını sergileyen bir açık hava müzesidir. UNESCO Dünya Mirası alanıdır. Meydanda Nepal'in kültürel zenginliklerini görebileceğiniz ve Nepal'in yerli halkı Newar zanaatkarlarının ahşap mimaride ve oymacılıkta bütün hünerlerini sergiledikleri saraylar, tapınaklar, avlular yer almaktadır. Meydana turistler ücret karşılığı giriş yapmaktadır. Ayrıca meydanda, yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın ikametgahı bulunmaktadır. 







Hinduizm: 

Hinduizmin üç büyük tanrısı (Trimurti), Brahma (Yaratıcı), Vişnu (Koruyucu) ve Şiva'dır (Yok edici / Dönüştürücü). Bu üçlü evrenin yaradılışı, korunması ve yeniden yapılanması süreçlerini yöneten yüce ilahi gücün farklı yönlerini simgeler. Bu üç tanrı, Hinduizm'in temelini oluşturur ve Trimurti olarak adlandırılan "üç yüzlü ilah" kavramında birleşir.

Koruyucu Tanrı Vişnu'nun 10 Enkarnasyonu:

1- Balık

2- Kaplumbağa

3- Yaban Domuzu

4- Yarı insan, yarı hayvan - Narasimha

5- Cüce

6- Parasuram

7- Rama

8- Krishna / Balarama

9- Buda

10- Kalki

Görsel: Tanrı Vişnu'nun 10 enkarnasyonu. (hindistangezi.com)

Yazım uzamasın diye on enkarnasyonu yazmayacağım. Sadece birinci enkarnasyon Balık, dünyanın oluşumunu anlattığı ve onuncu enkarnasyon da(Kalki) dünyanın sonunu anlattığı için ikisinden kısaca bahsedeceğim. 

1. Enkarnasyon Balık: Tanrı Vişnu'nun ilk enkarnasyonu bir balık şeklindeydi ve "Matsya" olarak biliniyordu. Bu enkarnasyon, Dünya'da ilk yaşam formlarının suda oluşması ve zaman içinde bu formların evrimleşerek karaya çıkmış olması teorisiyle paralellik oluşturur. Hindular, dünyadaki yaşamın su damlalarıyla oluştuğuna inanırlar. Eski dönemlerin Kralı Manu, suyu kutsarken avucunun içinde küçük bir balık bulur. Balığın krala sorduğu bir soru üzerine Kral Manu, böyle akıllıca soru soran varlığın aslında Tanrı Vişnu'nun kendisi olduğunu fark eder ve balığı okyanusa bırakır. Bunun üzeine Vişnu, Kral Manu'ya yakında yangınların ve sellerin geleceğini ve dünyadaki tüm yaratıkları bir araya toplayarak bir tekne yaparak onları güvende tutmasını söyler. Tufan (Pralaya) olduğunda Vişnu, artık boynuzlu ve büyük boy bir balık olmuştur. Matsya, Mahabharata Destanı'nda anlatılmaktadır. Tufan olayı çok tanıdık geldi değil mi?

10. Enkarnasyon Kalki: Tanrı Vişnu'nun onuncu enkarnasyonu Kalki'dir ve henüz gelmemiştir. Devadata adlı çok hızlı bir ata binip, dünyadaki kötü güçleri yok edeceğine inanılıyor. Bu inanç, insanoğlunun bir gün yeryüzündeki yaşamın sonunu getireceğinin bir göstergesidir. Kalki, Şambala adlı bir köyde doğar. Genç yaşta, Vişnu'nun 6. enkarnasyonu Parashuram'ın gözetimi altında kendisine Dharma, Karma, Artha gibi kadim bilgiler, bilgelik ve tüm kutsal yazılar öğretilir. Kalki, bundan sonra Şiva'ya tapar. Şiva da kendisine Devadatta (Garuda'nın enkarnasyonu olan mitolojik bir hayvan) adında kutsal beyaz bir at, sapı mücevherlerle süslü bir kılıç, şimdi, geçmiş ve geleceği bilen Shuka adında bir papağan hediye eder. Kalki daha sonra Prenses Rama ile evlenir, kötülüklerle savaşır, dünyadaki kötülükleri bitirir ama varoluşu sona erdirmez, doğduğu köye Şambala'ya döner. Yeni bir Yuga'nın (çağın) açılışını yapar ve sonra cennete gider. 

Kalki gibi evrensel bir kurtarıcının gelmesi beklentisi başka din ve inançlarda da görülmektedir. Şiilik'te Mehdi, Bahailik'te Bahaullah, Musevilik'te King of Glory, Hristiyanlık'ta İsa, Budizm'de Maitreya Buda, Tibet Budizm'inde Kalachakra, Zerdüşt'lükte Şah Behram gibi.

Dünya yok olduktan sonra, Vişnu tek başına bir Hint ağacı üzerinde yüzer durumda kalacaktır. Bu, son yaşam formu olacaktır. Her şeyin tamamen yok olmasından  binlerce yıl sonra sularda yaşam yeniden başlayacaktır. 

Hindular, reenkarnasyona inanıyorlar ve bu inançla katı kuralları olan kast sistemi bulunuyor. Nepal Hinduizm'inde kast sistemi olsa da Hindistan'daki gibi katı kuralları yok, yumuşatılmış. Kanımca eğer Hinduizm'de kast sistemi ve reenkarnasyon inancı olmasaydı, dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Hindistan'da sosyal patlamalar oalabilirdi. Çünkü yoksullğun yanında çok zenginlerin varlığı sorun yaratabilirdi. Şimdiki yaşamında yoksul olan bir Hindu, reenkarne olacağı gelecek yaşamında zengin olabilir inancı hakim yani.

Hindistan'da Kast Sistemi:

Hinduizm'e dayalı, bireylerin içine doğduğu evlilik ve meslek seçimini kısıtlayan hiyerarşik ve kapalı bir toplumsal tabakalaşma yapısıdır. Brahmanlar (rahipler), Kşatriyalar (askerler), Vaişyalar (tüccarlar) ve Sudralar (işçiler) olmak üzere 4 ana sınıf (Varna) bulunur, sistemin en altında ise "dokunulmazlar" (Dalitler) yer alır.

Kast, doğumla kazanılır ve değiştirilemez. Evlilikler genellikle aynı kast veya jati içinde (endogami) gerçekleşir. Hindistan anayasası kast temelli ayrımcılığı yasaklamıştır ve en alttaki kastları(Dalitler)  desteklemek amacıyla eğitim ve kamu istihdamında kota sistemi (olumlu ayrımcılık) uygulanmaktadır. 

Hinduizm'de merak ettiğim bir konu vardı; İnsan vücudunda bulunan fil başı. Nepal yolculuğumda hikayesini dinledim, hem de bir tapınakta yer alan kabartmasının  önünde.

Ganeşa; Fil Başlı Tanrı



Şiva'nın eşi Parvati, çoğu kez Kali ve Durga olarak vücut bulmuştur. Tanrıça Parvati, Kailash Dağı'ndaki evinde yalnızken ve banyo yaparken rahatsız edilmemek için çamuradan veya kendi bedeninden bir çocuk yaratır ve ona "kapıyı kimseye açma" talimatı verir. Kocası Tanrı Şiva eve döndüğünde, çocuk onun eve girmesine izin vermez. Şiva çocuğun kim olduğunu bilmediğinden çok öfkelenir ve çocuğun başını keser. Parvati durumu öğrenince yıkılır ve Şiva'dan çocuğu canlandırmasını ister. Şiva pişmanlıkla ormanda yürürken karşısına çıkan ilk canlı olan filin başını keserek çocuğun başına takar ve çocuğu diriltir ve ona Ganaların (hizmetkarlar) lideri olması için "Ganeşa" adını verir. Ganeşa, Şiva ve Parvati'nin oğlu olarak, Tanrıça Parvati'nin bağlılığını ve Şiva'nın yıkım ile yeniden yaratım gücünü simgeleyen kutsal bir figürdür. Ganeşa, başlangıçların tanrısı olduğu için, her türlü yeni girişime başlamadan önce Ganeşa'ya dua edilerek engellerin aşılması istenir. Ganeşa'nın binek hayvanı (vahana) bir fare ya da sıçan olduğu için fareler "kutsal" kabul ediliyor. Bu durum, altı gün boyunca Katmandu, Bagmati, Nagargot civarında ve yerleşkelerde hiç kedi görmememizi açıklıyor. Kedilere ne olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum!





Katmandu Durbar Meydanı'nda Hippi Tapınağı

Nepal "Hippi Tapınağı", 1960'lı ve 1970'li yıllarda Katmandu'ya akın akın gelen Batılı hippilerin zaman geçirdiği, kültürel ve manevi arayışlarının merkezi olan yerleri ifade eder. Genellikle bu dönemde  "Freak Street" (Jhochhen Tole) civarındaki tapınaklar ve Pashupatinath gibi mistik Hindu alanları, hippi kültürünün simgesi haline gelmiştir. 

Önceleri Beatnikler sonrasında Hippiler, dünya zevklerinden veya hırslarından arınıp özgürleşmek ve insan olarak kendi iç dünyalarına dönebilmek, en önemlisi de Nirvana'ya ulaşmak için Hindistan, Nepal ve Tibet'e gitmek üzere yollara düşerler.Yolculukların yüz binlere ulaştığıyıllar 1965'ten sonraki yıllardır. Özellikle Beatles grubu üyelerinin1967'de Hindistan'a yaptıkları ziyaret, Asya seyahatine olan talebi olağanüstü artırdı. Yolculuklara katılanların sayısında 1975 sonrasında azalma yaşandı. 

Kısaca "Hippi Yolu" (Hippie Trail) olarak ifade edilen bu seyahatlerin farklı rotaları vardı. En sık kullanılan ve "Klasik Hippi Yolu" adı verilen güzergah; İstanbul'dan başlayıp İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Nepal'e ulaşıyordu. Günümüzde Katmandu'da hala Hippi kıyafetleri satılmakta ve Hippi kültürü yaşatılmaktadır. Hippiler Nepal'e gelince, kapıların boyu uzatılmış. :) Kapılar, kendi halkının boyuna  uygun olarak inşa edildiğinden kapı boyları kısaydı. Bizler, başımızı vurmamak için eğilerek içeri giriyorduk. Hindu tapınaklarının içine, Hindu olmayanlar giremiyordu. Tapınak bahçesinde ise gezmek, foto çekmek serbestti.



Yaşayan Tanrıça Kumari:

Mevcut tanrıça Kumari Ghar'dan önceki Kumari.


Nepal'de Hindu tanrıçası Taleju'nun vücut bulmuş enkarnasyonu olarak kabul edilen, 2-6 yaş arası Newar kız çocukları arasından katı kriterlerle (kusursuz bir cilt, en ufak bir leke ya da ben olmayan, korkusuzluk ve belirli fiziksel özellikler) seçilen yaşayan tanrıça geleneğidir. Kumari Ghar tapınağında yaşarlar, sıkı bir eğitimden geçerler ve törenler dışında dışarı çıkmazlar. İlk adet kanamasıyla tanrıçalıkları sona erer, yerine yeni bir Newar kız çocuğu Kumari seçilir. Kumari Ghar, Nepal'de hem Hindular hem de Budistler tarafından saygı gören, ülkenin mistik ve kültürel simgelerinden biridir. Bizler, tapınağın avlusunda yerel saatle 16.00'da yeni seçilen üç yaşındaki Kumari Ghar'ı penceresinde gördük. Tanrıça Kumari'yi görebilmek için sırada bekleyen oldukça kalabalık yerli ve yabancı turist vardı. Fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktı, dört bir yanda çok sayıda güvenlik görevlisi vardı.


Tanrıça Kumari Ghar'ın tapınağındaki halka göründüğü pencere.

Nepal'in Yerli Halkı Newariler Kimdir?

Newariler, Katmandu Vadisi'nin Hint-Aryan ve Tibet-Burma kökenli yerli halkıdır. Erkekler başlarına Dakka topi denilen geleneksel bir şapka takarlar. Nepal'in geleneksel ve milli kadın kıyafeti ise Gunyo Cholo (dar bluz ve etek) ile özel günlerde ve de günlük yaşamda yaygın olarak uzun tunik ve pantolon giyerler. Sari de giyilmektedir.

Nepal'in genelinde eski çağlardan itibaren ağaç oymacılığı ve ahşap yapıları (tapınak ve saraylar) inşa etme konusunda ustalaşmış zanaatkarlardır. Bu yönleriyle Nepal'de tarım, ticaret, sanat ve mimarinin (kafesli pencereler) gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Ayrıca mutfak kültürleriyle de tanınırlar. 




Hinduizm ve Budizm'i harmanlayarak, geleneklerine göre yaşayan bu kadim halk, Nepal-Bhasa (Newari) dilini konuşurlar. Bölgenin kültürel miras koruyucuları olarak kabul edilirler. Kendi içlerinde karmaşık bir kast sistemine ve zanaat odaklı bir iş bölümüne sahiptirler. "Bael Bibah" gibi, genç kızların bir meyveyle sembolik olarak evliliğini içeren kendilerine özgü ilginç gelenekleri vardır. Bu gelenek, aslında kocası ölen kadınları, kocalarıyla birlikte yakılmaktan korumak amaçlıdır. Kadının kocası ölse de o, bir meyve ile evlidir, yani dul değildir.

Bundan sonraki yazımda Budizm, Nagargot Köyü, Changu (Çangu) Narayan Tapınağı ile Patan Durbar Meydanı'na yolculuk yapmaya devam edeceğim. Masal diyarında tanrı ve tanrıçalarla bir yolculuk hem de...

Nagargot'ta iki gece konakladığımız Mistic Mountain Hotel, gayet temiz, Himalaya manzarası muhteşem, dağın yamacına teras şeklinde inşa edilmiş, yeşillikler arasında güzel bir yerdeydi. Hizmetlerinden memnun kaldım. Katmandu'da iyi bir kahve içmek isterseniz, Himalayan Java Coffee'yi  önerebilirim. Alışık olduğunuz tatları burada bulabilirsiniz.



Not: Yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın tanrıçalığı bittikten sonra, yaşadıklarını anlattığı kitabını ilgilenenler için paylaşıyorum. 




Yararlandığım Kaynaklar:

 - AI Bakışı

- lifehimalayatrekking.com.tr