ALADAĞLAR MİLLİ PARKI İÇİNDE KALAN ŞELALELER DİYARI YAHYALI'YI GÖRDÜNÜZ MÜ?
"Seyahat etmek, önyargıyı, bağnazlığı ve dar görüşlülüğü tedavi eder."
- Mark Twain
Antik Çağ'daki adı Mazaka olan ve Roma devrine dek bu adı taşıyan yerleşim birimine, Roma devrinde ise İmparator şehri anlamına gelen Kaisareia adı verilmiş; Türkler Anadolu'yu fethettikten sonra şehre Kayseriye demişler ve bu ad Cumhuriyet dönemiyle birlikte Kayseri şeklini almıştır. Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden biri olarak Kayseri; M.Ö. 4000 çağlarından başlayarak sırasıyla Asur, Hitit, Frig ve Roma devirlerinde yerleşim alanı olarak kullanılan Kültepe; tüm bu uygarlıkların kalıntılarını taşıyan bir açık hava müzesidir.
Kayseri hakkında bu kısa bilgiden sonra, ile bağlı olan Yahyalı ilçesini tanıtmak isterim. 29-30 Ağustos tarihleri arasında Yahyalı'ya yaptığım gezide daha önce görmediğim doğal güzelliklerle karşılaştım. İyi ki gidip gördüm dediğim bir ilçe oldu. Kayseri'nin güneyinde yer alan Yahyalı, il merkezine 107 kilometre uzaklığında olup Aladağlar Milli Parkı'nın %60'na sahiptir. Hacer Boğazı ve Ormanı ile Kapuzbaşı Takım Şelaleleri, Elif Şelalesi, Güney Şelalesi, Yedigöller ve Zamantı Irmağı ile Göksu Şelalesi bu milli parkın içinde yer almaktadır. Zamantı Irmağı'nın Yahyalı sınırları içinde kalan vadi kısmında rafting yapılmaktadır.
Yahyalı ilçesi adını, ilçe merkezindeki Yahyalı Ulu Cami bahçesinde türbesi bulunan ve yörenin fethinde, kuruluşunda rol oynayan Türk komutan Yahya Gazi'den (Yahya Ali) almaktadır. İlçe halkının geçim kaynakları halıcılık, hayvancılık ve madencilik sektörünü sayabiliriz. İlçede çıkarılan başlıca madenler; demir, krom, çinko, kurşun ve bakırdır. Türkiye'nin en büyük ve en zengin demir cevheri yatakları bu bölgede yer alır. Yahyalı Belediyesi resmi verilerine göre bölgede yıllık bazda yüksek tonajlarda demir, krom, çinko, kurşun ve bakır üretimi yapılmaktadır. Ayrıca ülke genelinde çalışmakta olan mermer ustaları da Yahyalı'dan çıkmakta imiş.
Kapuzbaşı Şelaleleri:
Kayseri il merkezine 148 kilometre, Yahyalı ilçesine ise 60 kilometre uzaklıkta bulunan Kapuzbaşı Takım Şelaleleri ile Elif Şelalesi mutlaka görülmesi gereken doğa harikalarıdır. Şelaleler Aladağlar Milli Parkı sınırları içinde yer almaktadır. Orta Torosların yaz-kış erimeyen kar sularından, buzullarından beslenen ve sert kaya duvarları arasındaki çatlaktan adeta fışkıran, bembeyaz köpükler saçarak heybetli bir şekilde akan takım şelaleleri görenleri büyülemektedir. Yaz sıcağında şelalelerin serpintisiyle serinlemek isteyenlerin yoğun uğrak yeri olduğunu gözlemledim. Şelalelerin üst tarafında küçük kulübelerde çay ve gözleme servisi yapılmakta, yöresel ürünler satılmaktadır. Özellikle keçi peynirini tatmanızı öneririm.
Takım şelalelerinin beş tanesi büyük, iki tanesi küçük olmak üzere yükseklikleri 30 ile 70 metreyi bulan ve her biri bir dereyi besleyecek güçte olan yedi şelale vardır. Ayrıca ilçeye on kilometre uzaklıkta Derebağ şelalesi ile Yeşilköy şelalesi de varmış ama bu iki şelaleyi zaman darlığı nedeniyle göremedim.
Göksu Şelalesi:
Kapuzbaşı şelalelerine yaklaşık 5-6 kilometre uzaklıkta yer alan Göksu Şelalesi, 55 metre uzunluğundaki sallanan asma köprüsüyle ünlüdür. Yemyeşil bitki örtüsü, sarp kayalıkların arasından gürül gürül akan buz gibi suyu ile görülmeye değer.
Elif Şelalesi:
Kapuzbaşı Takım Şelalelerinin bir parçası olan Elif Şelalesi, takım şelalelerinin yaklaşık üç yüz metre ilerisinde kayaların yarığından 50-76 metre yükseklikten adeta bir dantel gibi süzülerek dökülür. Şelalenin alt tarafında zamanında kullanılan ama şimdilerde terkedilmiş bir vaziyette eski günleri hatırlatan bir su değirmeni vardır. Şelale, Aladağlar'ın zirvesindeki kar ve buzul sularıyla beslenmekte, yaz-kış yüksek debiyle akmaktadır. Yahyalı'daki diğer şelaleler büyük bir gürültü ve coşkuyla dökülürken, Elif Şelalesi, kayaların yarıklarından çok daha sakin, ince ve zarif bir tül gibi süzülerek dökülmektedir. Şelalelerin suyunun nereye aktığını sorduğumda aldığım cevap şu oldu: İki farklı çay , şelalelerin döküldüğü yerde birleşiyor ve aşağılarda Zamantı Irmağı'yla buluşarak Çukurova bölgesinde Seyhan Nehri'ne karışıyor. Ve Adana üzerinden akarak Akdeniz'e dökülüyor.
Güney Şelalesi:
Kapuzbaşı takım şelalelerini oluşturan yedi büyük şelaleden biridir. Büyükçakır Köyü yakınlarında yer alır.
Aladağlar Milli Parkı içerisinde kalan Kayseri'nin Yahyalı ilçe sınırlarındaki Hacer Vadisi ve Hacer Ormanı'na ulaşım zor olsa da mutlaka görülmesi gereken bir coğrafi yapı. 2200 metre yükseltide Aladağlar ile Yedigöller arasında yer alan orman, dik kanyon duvarları, sarp dağlar ve genç buzul kayalıkları ile çevrilidir. Kayalıklarla orman sınırı keskin bir şekilde ayrılmaktadır. Hacer ormanı asırlık çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı olup, Türkiye'nin en iyi yaşlı/post ormanlarından biri olarak kabul edilir. Zengin bir biyoçeşitliliğe ve yaban hayatı potansiyeline ev sahipliği yapan 2750 hektar alana sahip Hacer Ormanı'nda göknar, meşe, sedir, ardıç, gürgen, titrek kavak ve karaçamlardan oluşan sık ağaç topluluğunun yanında mağaralar da bulunmaktadır. Bu mağaralardan en ünlüsü, Ulupınar köylüleri tarafından doğal soğuk hava deposu (buzdolabı) olarak kullanılan "Toprak Taş" mağarasıdır.
Sarp kayalıklarda yaban keçilerinin bulunduğu söylense de orada bulunduğumuz süre içinde yaban keçilerini göremedik. Ağustos ayının sonu olmasına rağmen 2200 metrede erimeyen karın buz gibi suyundan içtik. Soğuk suda bekletilen kavun ve karpuzu hep beraber afiyetle yedik. Su mu tatlıydı, kavun ve karpuz mu anlayamadım. :) Vadi boyunca ve ormanda tek bir çöp yoktu! İnsan ayağı değmediği ya da az değdiği için olabilir. Dönüş yolunda grup halinde seyahat eden motokrosçularla karşılaştık.
Orman inişinde dağlar ve yeşil ormanlar arasında bir inci gibi parlayan Ulupınar Köyü'ne uğrayıp yöreye has balını ve peynirini tadıp, kekik çayı içtik. Bal ve peynir almak isteyenler yerinde ve uygun fiyata alışveriş yaptılar. Yahyalı ilçe merkezinde yöreye özgü "Yahyalı cıvıklısı" yedikten sonra Ankara'ya dönüşe geçtik.
Yazımı, tüm kitaplarını keyifle okuduğum çok sevdiğim bir yazar olan Amin Maalouf'un tamamen katıldığım şu sözüyle sonlandırmak istiyorum:
"Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak için fırsat çıktığı zaman hiç duraksama." Ben de öyle yapıyorum...
Not: Tüm fotoğraflar tarafımdan çekilmiştir. İznim olmadan kullanılamaz!




































































