DÜNYANIN ÇATISI NEPAL'E KÜLTÜREL VE MİSTİK BİR YOLCULUK HİKAYESİ
"Senede bir defa daha önce hiç görmediğin bir yere git." -Dalai Lama
Katmandu Durbar (Saray) Meydanı:
Nepal'in başkenti Katmandu'da bulunan Katmandu Durbar Meydanı, ülkenin kraliyet tarihini ve mimarı ihtişamını sergileyen bir açık hava müzesidir. UNESCO Dünya Mirası alanıdır. Meydanda Nepal'in kültürel zenginliklerini görebileceğiniz ve Nepal'in yerli halkı Newar zanaatkarlarının ahşap mimaride ve oymacılıkta bütün hünerlerini sergiledikleri saraylar, tapınaklar, avlular yer almaktadır. Meydana turistler ücret karşılığı giriş yapmaktadır. Ayrıca meydanda, yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın ikametgahı bulunmaktadır.
Hinduizm:
Hinduizmin üç büyük tanrısı (Trimurti), Brahma (Yaratıcı), Vişnu (Koruyucu) ve Şiva'dır (Yok edici / Dönüştürücü). Bu üçlü evrenin yaradılışı, korunması ve yeniden yapılanması süreçlerini yöneten yüce ilahi gücün farklı yönlerini simgeler. Bu üç tanrı, Hinduizm'in temelini oluşturur ve Trimurti olarak adlandırılan "üç yüzlü ilah" kavramında birleşir.
Koruyucu Tanrı Vişnu'nun 10 Enkarnasyonu:
1- Balık
2- Kaplumbağa
3- Yaban Domuzu
4- Yarı insan, yarı hayvan - Narasimha
5- Cüce
6- Parasuram
7- Rama
8- Krishna / Balarama
9- Buda
10- Kalki
Görsel: Tanrı Vişnu'nun 10 enkarnasyonu. (hindistangezi.com)Yazım uzamasın diye on enkarnasyonu yazmayacağım. Sadece birinci enkarnasyon Balık, dünyanın oluşumunu anlattığı ve onuncu enkarnasyon da(Kalki) dünyanın sonunu anlattığı için ikisinden kısaca bahsedeceğim.
1. Enkarnasyon Balık: Tanrı Vişnu'nun ilk enkarnasyonu bir balık şeklindeydi ve "Matsya" olarak biliniyordu. Bu enkarnasyon, Dünya'da ilk yaşam formlarının suda oluşması ve zaman içinde bu formların evrimleşerek karaya çıkmış olması teorisiyle paralellik oluşturur. Hindular, dünyadaki yaşamın su damlalarıyla oluştuğuna inanırlar. Eski dönemlerin Kralı Manu, suyu kutsarken avucunun içinde küçük bir balık bulur. Balığın krala sorduğu bir soru üzerine Kral Manu, böyle akıllıca soru soran varlığın aslında Tanrı Vişnu'nun kendisi olduğunu fark eder ve balığı okyanusa bırakır. Bunun üzeine Vişnu, Kral Manu'ya yakında yangınların ve sellerin geleceğini ve dünyadaki tüm yaratıkları bir araya toplayarak bir tekne yaparak onları güvende tutmasını söyler. Tufan (Pralaya) olduğunda Vişnu, artık boynuzlu ve büyük boy bir balık olmuştur. Matsya, Mahabharata Destanı'nda anlatılmaktadır. Tufan olayı çok tanıdık geldi değil mi?
10. Enkarnasyon Kalki: Tanrı Vişnu'nun onuncu enkarnasyonu Kalki'dir ve henüz gelmemiştir. Devadata adlı çok hızlı bir ata binip, dünyadaki kötü güçleri yok edeceğine inanılıyor. Bu inanç, insanoğlunun bir gün yeryüzündeki yaşamın sonunu getireceğinin bir göstergesidir. Kalki, Şambala adlı bir köyde doğar. Genç yaşta, Vişnu'nun 6. enkarnasyonu Parashuram'ın gözetimi altında kendisine Dharma, Karma, Artha gibi kadim bilgiler, bilgelik ve tüm kutsal yazılar öğretilir. Kalki, bundan sonra Şiva'ya tapar. Şiva da kendisine Devadatta (Garuda'nın enkarnasyonu olan mitolojik bir hayvan) adında kutsal beyaz bir at, sapı mücevherlerle süslü bir kılıç, şimdi, geçmiş ve geleceği bilen Shuka adında bir papağan hediye eder. Kalki daha sonra Prenses Rama ile evlenir, kötülüklerle savaşır, dünyadaki kötülükleri bitirir ama varoluşu sona erdirmez, doğduğu köye Şambala'ya döner. Yeni bir Yuga'nın (çağın) açılışını yapar ve sonra cennete gider.
Kalki gibi evrensel bir kurtarıcının gelmesi beklentisi başka din ve inançlarda da görülmektedir. Şiilik'te Mehdi, Bahailik'te Bahaullah, Musevilik'te King of Glory, Hristiyanlık'ta İsa, Budizm'de Maitreya Buda, Tibet Budizm'inde Kalachakra, Zerdüşt'lükte Şah Behram gibi.
Dünya yok olduktan sonra, Vişnu tek başına bir Hint ağacı üzerinde yüzer durumda kalacaktır. Bu, son yaşam formu olacaktır. Her şeyin tamamen yok olmasından binlerce yıl sonra sularda yaşam yeniden başlayacaktır.
Hindular, reenkarnasyona inanıyorlar ve bu inançla katı kuralları olan kast sistemi bulunuyor. Nepal Hinduizm'inde kast sistemi olsa da Hindistan'daki gibi katı kuralları yok, yumuşatılmış. Kanımca eğer Hinduizm'de kast sistemi ve reenkarnasyon inancı olmasaydı, dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Hindistan'da sosyal patlamalar oalabilirdi. Çünkü yoksullğun yanında çok zenginlerin varlığı sorun yaratabilirdi. Şimdiki yaşamında yoksul olan bir Hindu, reenkarne olacağı gelecek yaşamında zengin olabilir inancı hakim yani.
Hindistan'da Kast Sistemi:
Hinduizm'e dayalı, bireylerin içine doğduğu evlilik ve meslek seçimini kısıtlayan hiyerarşik ve kapalı bir toplumsal tabakalaşma yapısıdır. Brahmanlar (rahipler), Kşatriyalar (askerler), Vaişyalar (tüccarlar) ve Sudralar (işçiler) olmak üzere 4 ana sınıf (Varna) bulunur, sistemin en altında ise "dokunulmazlar" (Dalitler) yer alır.
Kast, doğumla kazanılır ve değiştirilemez. Evlilikler genellikle aynı kast veya jati içinde (endogami) gerçekleşir. Hindistan anayasası kast temelli ayrımcılığı yasaklamıştır ve en alttaki kastları(Dalitler) desteklemek amacıyla eğitim ve kamu istihdamında kota sistemi (olumlu ayrımcılık) uygulanmaktadır.
Hinduizm'de merak ettiğim bir konu vardı; İnsan vücudunda bulunan fil başı. Nepal yolculuğumda hikayesini dinledim, hem de bir tapınakta yer alan kabartmasının önünde.
Ganeşa; Fil Başlı Tanrı
Şiva'nın eşi Parvati, çoğu kez Kali ve Durga olarak vücut bulmuştur. Tanrıça Parvati, Kailash Dağı'ndaki evinde yalnızken ve banyo yaparken rahatsız edilmemek için çamuradan veya kendi bedeninden bir çocuk yaratır ve ona "kapıyı kimseye açma" talimatı verir. Kocası Tanrı Şiva eve döndüğünde, çocuk onun eve girmesine izin vermez. Şiva çocuğun kim olduğunu bilmediğinden çok öfkelenir ve çocuğun başını keser. Parvati durumu öğrenince yıkılır ve Şiva'dan çocuğu canlandırmasını ister. Şiva pişmanlıkla ormanda yürürken karşısına çıkan ilk canlı olan filin başını keserek çocuğun başına takar ve çocuğu diriltir ve ona Ganaların (hizmetkarlar) lideri olması için "Ganeşa" adını verir. Ganeşa, Şiva ve Parvati'nin oğlu olarak, Tanrıça Parvati'nin bağlılığını ve Şiva'nın yıkım ile yeniden yaratım gücünü simgeleyen kutsal bir figürdür. Ganeşa, başlangıçların tanrısı olduğu için, her türlü yeni girişime başlamadan önce Ganeşa'ya dua edilerek engellerin aşılması istenir. Ganeşa'nın binek hayvanı (vahana) bir fare ya da sıçan olduğu için fareler "kutsal" kabul ediliyor. Bu durum, altı gün boyunca Katmandu, Bagmati, Nagargot civarında ve yerleşkelerde hiç kedi görmememizi açıklıyor. Kedilere ne olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum!
Katmandu Durbar Meydanı'nda Hippi Tapınağı
Nepal "Hippi Tapınağı", 1960'lı ve 1970'li yıllarda Katmandu'ya akın akın gelen Batılı hippilerin zaman geçirdiği, kültürel ve manevi arayışlarının merkezi olan yerleri ifade eder. Genellikle bu dönemde "Freak Street" (Jhochhen Tole) civarındaki tapınaklar ve Pashupatinath gibi mistik Hindu alanları, hippi kültürünün simgesi haline gelmiştir.
Önceleri Beatnikler sonrasında Hippiler, dünya zevklerinden veya hırslarından arınıp özgürleşmek ve insan olarak kendi iç dünyalarına dönebilmek, en önemlisi de Nirvana'ya ulaşmak için Hindistan, Nepal ve Tibet'e gitmek üzere yollara düşerler.Yolculukların yüz binlere ulaştığıyıllar 1965'ten sonraki yıllardır. Özellikle Beatles grubu üyelerinin1967'de Hindistan'a yaptıkları ziyaret, Asya seyahatine olan talebi olağanüstü artırdı. Yolculuklara katılanların sayısında 1975 sonrasında azalma yaşandı.
Kısaca "Hippi Yolu" (Hippie Trail) olarak ifade edilen bu seyahatlerin farklı rotaları vardı. En sık kullanılan ve "Klasik Hippi Yolu" adı verilen güzergah; İstanbul'dan başlayıp İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Nepal'e ulaşıyordu. Günümüzde Katmandu'da hala Hippi kıyafetleri satılmakta ve Hippi kültürü yaşatılmaktadır. Hippiler Nepal'e gelince, kapıların boyu uzatılmış. :) Kapılar, kendi halkının boyuna uygun olarak inşa edildiğinden kapı boyları kısaydı. Bizler, başımızı vurmamak için eğilerek içeri giriyorduk. Hindu tapınaklarının içine, Hindu olmayanlar giremiyordu. Tapınak bahçesinde ise gezmek, foto çekmek serbestti.
Mevcut tanrıça Kumari Ghar'dan önceki Kumari.
Tanrıça Kumari Ghar'ın tapınağındaki halka göründüğü pencere.
Nepal'in Yerli Halkı Newariler Kimdir?
Newariler, Katmandu Vadisi'nin Hint-Aryan ve Tibet-Burma kökenli yerli halkıdır. Erkekler başlarına Dakka topi denilen geleneksel bir şapka takarlar. Nepal'in geleneksel ve milli kadın kıyafeti ise Gunyo Cholo (dar bluz ve etek) ile özel günlerde ve de günlük yaşamda yaygın olarak uzun tunik ve pantolon giyerler. Sari de giyilmektedir.
Nepal'in genelinde eski çağlardan itibaren ağaç oymacılığı ve ahşap yapıları (tapınak ve saraylar) inşa etme konusunda ustalaşmış zanaatkarlardır. Bu yönleriyle Nepal'de tarım, ticaret, sanat ve mimarinin (kafesli pencereler) gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Ayrıca mutfak kültürleriyle de tanınırlar. Hinduizm ve Budizm'i harmanlayarak, geleneklerine göre yaşayan bu kadim halk, Nepal-Bhasa (Newari) dilini konuşurlar. Bölgenin kültürel miras koruyucuları olarak kabul edilirler. Kendi içlerinde karmaşık bir kast sistemine ve zanaat odaklı bir iş bölümüne sahiptirler. "Bael Bibah" gibi, genç kızların bir meyveyle sembolik olarak evliliğini içeren kendilerine özgü ilginç gelenekleri vardır. Bu gelenek, aslında kocası ölen kadınları, kocalarıyla birlikte yakılmaktan korumak amaçlıdır. Kadının kocası ölse de o, bir meyve ile evlidir, yani dul değildir.
Bundan sonraki yazımda Budizm, Nagargot Köyü, Changu (Çangu) Narayan Tapınağı ile Patan Durbar Meydanı'na yolculuk yapmaya devam edeceğim. Masal diyarında masal gibi bir yolculuk hem de...
Nagargot'ta iki gece konakladığımız Mistic Mountain Hotel, gayet temiz, Himalaya manzarası muhteşem, dağın yamacına teras şeklinde inşa edilmiş, yeşillikler arasında güzel bir yerdeydi. Hizmetlerinden memnun kaldım. Katmandu'da iyi bir kahve içmek isterseniz, Himalayan Java Coffee'yi önerebilirim. Alışık olduğunuz tatları burada bulabilirsiniz.
Not: Yaşayan tanrıça Kumari Ghar'ın tanrıçalığı bittikten sonra, yaşadıklarını anlattığı kitabını ilgilenenler için paylaşıyorum.
Yararlandığım Kaynaklar:
- AI Bakışı
- lifehimalayatrekking.com.tr





























