16 Mayıs 2013 Perşembe




FUTBOLU  SEVMİYORUM


Derbi maçlarının veya önemli maçların olduğu günlerde haberleri izlemiyorum; futbol fanatiklerinin yaptıkları şiddeti görmemek, duymamak için. Ancak yine de kaçamıyorum ve duyuyorum üzülerek, içim burkularak. Anlayacağınız görmesem de duymamak mümkün olmuyor, savunma mekanizması olarak geliştirdiğim kaçış çöküyor...Enkaz altında kalınca, şu soruyu sormadan edemiyorum: Bir futbol topu ve o topla oynayan takım sevgisi bir insanın hayatından değerli midir? Bu soruya büyük küçük herkesin hayır diyeceğini biliyorum. Sözde " insan hayatı" her şeyden değerlidir de futbol maçlarından sonra pratikte neden değerini yitirir? Nedir, fanatikleri kan akıtacak, cinayet işletecek ruh haline bürüyen etmenler? Aşırı hırs mı? Tuttuğu takımın kazanmasıyla kendine prestij sağlama çabası mı? Aidiyet duygusu mu? Yoksa, sadece bir anlık cinnet mi? Maçtan sonra, bu holiganların içindeki şiddeti açığa çıkaran,  öldürme dürtüsünü körükleyerek gözlerini döndüren bunlardan hangisi?

Holiganizmle taraftarlığı bir birinden ayırmak gerekir. Holiganizm'in günümüzdeki anlamı "spor terörizmi" . Holiganlık, sporu şiddet yaratmaya alet etme amaçlı tutumken, taraftarlık ; bir şeyden, bir görüşten, düşünceden ya da birinden yana olma, ondan yana saf tutma anlamını içerir. Holiganların maçlara gelirken tek bir amaçları vardır: Kavga ve olay çıkarmak.  Holiganizm karşılıklı önyargı ve düşmanlıklardan beslenen sosyo-kültürel bir süreç olarak kabul ediliyor.

Gerçekten, bu konuda ülkemizde yeterli sayıda araştırma yapılmış mıdır? Bilmiyorum.  Ancak İngiltere' de holiganların kimlerden oluştuğuna dair binlerce araştırma yapılmış." Örneğin; Aberdeen Üniversitesi öğretim üyelerinden Richard Giulianotti, holiganların etnografik kökenlerine indiği araştırmasında sorunun, kentlerdeki diğer sosyal çelişkiler ile spor alanındaki rekabetin iç içe geçtiği bir sarmal halinde başgösterdiğine işaret etti. Giulianotti' ye göre, genç gruplar arasında son derece karmaşık, sosyal kökenleri bulunan, hem siyasi hem sosyal arka planı olan bir" Teritoryalizm", yani alan paylaşımı ve sahiplenmesi güdüsü de holiganizmi besleyen faktörlerden biri. " 

İşte,ülkemizde yapılan araştırmalardan birinin sonuçları":ELYADAL( Eleştirel Yaratıcı Düşünme ve Davranış Araştırmaları) nın" Futbolda Şiddet ve Fanatizm" konulu araştırmasına katılan toplam 437 katılımcıdan futbolda yaşanan şiddet olaylarından hangi kesim ya da kesimleri sorumlu tuttuklarına yönelik bilgi istenmiştir. Şiddet olaylarının sorumlusu olarak ilk sırada% 68.6' yla medya gösterilmiş, ardından% 63.8' le taraftarlar, % 52.4' le futbol kulüplerinin yönetimleri, % 46.9' la amigolar, % 30.4' le güvenlik güçleri, % 16.7' yle futbol oyuncuları, % 16.5' le hakemler, % 6.2' yle de teknik kadro sıralanmıştır. Medyanın ve kulüp yönetimlerinin şiddetin sorumlusu olarak algılanması gerçekten dikkat çekici ve galiba şimdi araştırılması gereken de bu algının ne kadar gerçek olduğu.

Futbolda yaşanan şiddet olaylarının nedeni olarak toplam 46 farklı neden belirtiliyor. Katılımcılara göre en önemli neden, Türkiye' deki eğitim seviyesi. Katılımcıların % 14.66' sı, Türkiye' deki eğitim seviyesinin oldukça düşük olduğunu ve futbolda yaşanan şiddet olaylarının da bu eğitimsizlikten ileri geldiğini öne sürüyorlar. % 7.92' lik bir oranda, insanların gündelik yaşamlarındaki sıkıntıları ve karşılaştıkları zorluklar nedeniyle deşarj olma ihtiyacı duyduklarını ve bu nedenle futbolda holiganizm ortaya çıktığını iddia ediyor. Araştırmaya katılan her 100 kişiden 7' si, holiganizmin nedeni olarak kulüp yöneticilerine atıfta bulunuyor. Bunun yanı sıra, ülkedeki dengesiz gelir dağılımı ve düşük gelir düzeyi de diğer bir neden olarak ortaya çıkıyor. İnsanlar düşük gelir düzeyi nedeniyle çatışmaların yaşandığını ve yaşanan bu çatışmaların da futbol sahalarına taşındığını ve hatta futbol sahalarının dışına kadar taştığını belirtiyorlar ( % 6.16). Kitle psikolojisinin, kendini bir grupla birlikte ifade etmenin ve kendini o grupla özdeşleştirmenin, bununla ilintili olarak pekişen ait olma duygusunun da söz konusu soruna neden olduğunun altı çiziliyor( % 5.92)." ( Guduwap.com ' un Tribün Terörü ve Bir Yaşam Biçimi: Holiganizm ' den alıntı.)

Yukarıda sonuçları verilen araştırmalar olayın sosyo-kültürel boyutlarıyla ele alınmış gibi gözüküyor. Bense, fanatikleri cinayet işlemeye yönelten psikolojik faktörlerin neler olduğuyla ilgili araştırma yapılıp yapılmadığını merak ediyorum. Bununla ilgili bir sonuç bulamadım maalesef. Ve yukarıdaki araştırma sonuçlarından çıkarılabilecek fanatik olan biri için takım taraftarı olmak " sadece bir etiket değil, çoğu zaman da yaşam biçimidir" şeklindeki çıkarıma katılmam mümkün değil. Yaşam biçimi diyerek, olayı sosyal yumuşatmaya vardırmak, taraftarın fanatikleşmesini kışkırtmaktan öteye gitmez:" Bu benim yaşam biçimim, kimse karışamaz" der geçer. Haksız da sayılmaz öyle değil mi?

 Anlatmaya çalıştığım nedenlerden dolayı, futbol demek bana şiddeti çağrıştırıyor. Ve ben şiddeti sevmiyorum. Futbol severler kızmasınlar ama bu çağrışımdan dolayı futbolu da sevmiyorum.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder