14 Temmuz 2017 Cuma




BİR ZAMANLAR BİLİMİN VE KÜLTÜRÜN BAŞKENTİ: BAĞDAT




Abbasi Sarayı/Bağdat 



Bağdat... Sekizinci yüzyılda Halife Mansur'un inşa ettirdiği şehir. Halife Harun Reşid zamanında İslam dünyasının en ışıltılı şehrine dönüşerek, bütün dünyanın bu şehri bilimin, kültürün ve ticaretin merkezi olarak gördüğü, hatta İstanbul'da  yaşayanların bile imrendiği güzel şehir. Kuruluşu, korku ve kaçış üzerine inşa edilen "Barış şehri". Adıyla bulunduğu coğrafyanın  tam bir tezat oluşturduğu kadim şehir. Halife Mansur'un güvenlik arayışı olmasaydı, belki de tarih sahnesinde yer almayacak, ünlü kütüphanesiyle adından söz edilmeyecekti.
İşte Bağdat'ın kuruluş hikayesi:

"Medine, Şam, Kufe gibi şehirler, iş başına yeni geçen Abbasi hükümdarı Mansur'a güvenli gelmeyince, kendisi için yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Hazreti Ali'nin yandaşlarıyla dolu Suriye'den uzaklaşırsa, emniyette olacağını düşünüyordu. Mansur, Bağdat'tan önce Kufe yakınlarında da kendi adına bir şehir kurmaya kalkıştı. Ama o şehirde yaşamaya devam etmek istemedi. Çünkü orada korkusunu yenememişti. Bir başka deyişle, Şiilerden yeterince uzaklaştığını hissedememiş ve yüz bin mühendis, mimar, işçiyi bir araya getirip dört yılda Bağdat'ı inşa ettirmişti." (1) 

Dicle Nehri'nin iki yakası üzerine kurulan Bağdat, bugün Irak'ın başkentidir ve Irak'ın tam ortasında yer almaktadır. Abbasi halifesi Mansur tarafından başkent yapılan şehre 'Medinetüsselam' (cennet şehri, barış şehri) adı verilmiştir. 

Bağdat, 1534'te Kanuni Sultan Süleyman tarafından Safevilerden alındı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına katıldı. Kanuni'den bir yüz yıl sonra, tekrar İran-Safevi işgaline uğrayan Bağdat, Sultan IV. Murad tarafından geri alındı(1638). Bağdat'ın fethi üzerine Topkapı Sarayı'nın bahçesinin bir köşesine Bağdat Köşkü inşa edildi.


Bağdat Köşkü (Topkapı Sarayı)

I. Dünya Savaşı'na kadar Osmanlıların elinde olan Bağdat, 1917'de İngiliz kuvvetlerince işgal edildi ve 1921'de kurulan bağımsız Irak Krallığı'nın başşehri oldu. Bu durum Türkiye tarafından da Lozan Antlaşması ile (1923) resmen kabul edildi.

Bağdat'ın dolayısıyla başkenti olduğu Irak'ın bugünkü durumu malum; petrol kurbanı olmuş, kaos ve ölümün kol gezdiği karmakarışık bir ülke ve Medinetüsselam adeta yangın yeri...

Bağdat, Osmanlı idaresine geçtikten sonra(1534), doğal olarak karşılıklı kültür etkileşimi de olmuş. İşte, kültürümüzde yer edinmiş ve günümüze dek gelmiş Bağdat'la ilgili atasözlerimizden  birkaçı:

-Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.
Ane; Bağdat yakınlarında bulunan bir uçurumun (yar) adıdır.

-Sora sora Bağdat bulunur.

-Yanlış hesap Bağdat'tan döner.

-Aşığa Bağdat sorulmaz.

-Aşığa Bağdat ırak gelmez.

-Çanakta balın olsun, arı Bağdat'tan gelir.







(1) (Osman Balcıgil - 53. Risale, s:150)

Fotoğraflar: gezimanya.com' dan alındı.
Bağdat gezi rehberi için linki tıklayınız:




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder