Rıfat Ilgaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rıfat Ilgaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2026 Çarşamba

 


KORKULARINIZIN ÜZERİNE GİDİP KORKUNUZU AŞIN Kİ KORKULUK OLMAYIN!


Görsel: listelist.com'dan alındı.

Issız bir yerde, zifiri karanlık bir gecede tek başına yolda yürüyorsunuz, korkuyorsunuz. Korkunuzu yenmek için bir türkü mırıldanıyorsunuz veya ıslık çalıyorsunuz. Bir tarlanın yanından geçerken birden önünüze bir korkuluk çıkıyor, kalp atışlarınız hızlanıyor ve ürperiyorsunuz. Haklısınız, gece korkuluk görüp de korkmayan birine henüz rastlamadım. Çocuken bizlere anlatılan ve bilincimize işlenen korkuluk masalları, karanlıkta bilincimizin dışına fırlayıveriyor. "Oz Büyücüsü" masalında anlatılan hikayede; beyin, kalp ve cesaret arayan korkuluk, evine dönmek için Oz Büyücüsü'nden yardım istemek için yollara düşer. Bu yolda kötü cadılarla mücadele eder. Yani korkuluk ve cadı aynı masalın içindedir. Ama korkuluk, iyi niyetlidir; nerede durduğunuza bağlı olarak. Tabii ki, eğer bir karga ya da kuş değilseniz!

Benim korkuluk adını duymam ve ne olduğunu anlamam için ilkokula başlamam gerekti. İlkokulun birinci sınıfı sıralarında otururken, öğretmenimiz Mustafa Kemal'in çocukluğunu anlatırdı. Babası öldükten sonra küçük Mustafa, annesiyle beraber dayısının çiftliğine gider ve orada, dayısının tarlalarında ekinlere zarar veren kargaları kovalardı, gün akşama dönünceye dek. Küçük Mustafa neden kargaları kovalardı? Çünkü tarlada bulunan korkuluğun bir işe yaramadığını gözlemler; kargalar korkuluğa alışmış ve ondan korkmuyorlardır. Tam burada, Nazım Hikmet'in şu sözünü hatırlatmak isterim: " Kargalar, korkuluktan korkmayan kuşlardır. Giderler de alay eder gibi korkuluğun tepesine konarlar." Öğretmenime "korkuluk" nedir diye sorduğumda, aldığım cevapla korkulukla hayali olarak tanışmış oldum.

Korkuluk yani bostan korkuluğu, tarlalara, bağa, bahçeye zarar vermesinler, kuşları ürkütüp ekili ürene ve mahsüle zarar vermesinler diye neredeyse insan formunda yapılan kuklalardır. Şekilleri, giysileri farklı olsa da, dünyadaki korkulukların ortak bir yanı vardır; kollarının açık olması. Peki, kuşlara karşı, dünyada korkuluğu ilk kez kullananlar kimlerdi? Korkuluklar o kadar sıradan bir icat ki, arkalarında bir tarih olduğunu düşünmek garip geliyor aslında, değil mi?

Tarihte bilinen ilk korkuluklar üç bin yıl önce, Mısırlılar tarafından özellikle Nil Nehri boyunca buğday tarlalarını korumak için yapıldı. Antik Yunan'da çiftçiler tarlalarındaki ekin ve mahsülleri korumak için korkuluklarını, Dionyisos ve Afrodit'in oğlu Priapus'a benzetmeye çalışırlardı. Efsaneye göre Priapus çok çirkin olduğu için ona benzer korkuluğu gören kuşlar korkarak tarlalardan uzaklaşıyorlardı.Japon çiftçilerde korkuluk kullanıyorlardı. Ancak onlar korkuluklara et ve balık kemikleri asıyorlardı. Korkuluklardan yükselen koku da kuşları kaçırıyordu. Alman çiftçiler ise tarlaları için tahta cadılar yapıyorlardı. Ortaçağ'da İngiltere'de tarlalarda kuşları kovalamak için taş dolu torbalarla dolaşan "kuş korkutucu" denilen genç erkeklerden oluşan bir meslek vardı. Ancak Avrupa'yı kasıp kavuran ve çok fazla insanın ölümüne neden olan veba salgınından sonra nüfus çok azalınca, "kuş korkutucu" eleman bulunamadı. Bunun yerine tarlalarına koymak için korkuluk yapmaya başladılar. Geçmişte yel değirmenleri de korkuluklar gibi tarlaları korumak için kullanılıyordu. 

Geçmişten günümüze değişmeyen şey tarlalar ve korkulukların aynı olduğu gerçeğidir. Tabii buna korkulukların hep erkek olduklarını da ekleyebiliriz. :) Demek ki, kadın korkuluklar, ezelden bugüne kuşları korkutamıyorlar!

Sıradan sayılan korkuluklar şair, yazar, ressam ve müzisyenlere göre pek de sıradan değildirler  ki şiirlerde, kitaplarda, tablolarda ve de şarkılarda yer almışlar. Daha doğrusu güzel sanatların içinde. İşte güzel sanatlardaki korkuluklar...

- Tarlaya dikilen korkulukların üstüne giydirilen kıyafetler zaman zaman hırsızlar tarafından çalınırmış. Şair Süreyya Berfe'nin dizeleriyle korkuluklar arasında da bir sınıf ayrımı olduğunu öğreniyoruz:

Bu zenginin tarlası

Bu da fakirin.

Korkuluklarına bak, anlarsın.

- Korkuluklar müzikte de etki yarattı.Dünyaca ünlü grup Pink Floyd'un ilk albümlerinde "The Scarecrow" (İngilizce de korkuluğun karşılığıdır) isimli bir şarkısı bulunuyor. Şarkıyı dinlemek için linki tıklayabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=XVCcMvEbgVs

- 712 yılında yazılan ve günümüze ulaşan en eski Japon kitabı "Kuebiko" olarak adlandırılan ve yürüyemeyen bir tanrı olan, ancak dünya hakkında her şeyi bilen bir korkuluk vardır.

- İngiliz romanlarında "korkuluk" kelimesinin bilinen ilk kullanımı 1719'da Daniel Defoe tarafından yazılan Robinson Crusoe adlı öyküde yer aldı.

- 90'lı yıllardan itibaren İngiltere'de her yıl korkuluk festivali düzenleniyor. Urchfont Korkuluk Festivali adı verilen bu festivale on binlerce kişi katılıyor.

- Kanada'da düzinelerce korkuluğun bulunduğu Joe's Scarecrow Village isimli turistik bir yer bulunuyor.

- Daha önce mitinge katılan bir korkuluk duymuş muydunuz? Duyduğumda şaka sanmıştım ama gerçekmiş. 13 Nisan 1997 tarihinde, İstanbul'da düzenlenen "Demokratik Türkiye" mitingine bir korkuluk katılır. Korkuluk sadece katılmakla kalmaz, mitingde bir de konuşma yapar! Konuşması oldukça manidardır. Korkuluk konuşmasını Rıfat Ilgaz'ın "AYDIN MISIN" şiirini okuyarak tamamlar. İşte o şiirin son dizeleri:

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış

Tel örgüler çevirmiş yöreni

Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende

Benden geçti mi demek istiyorsun.

Aç iki kolunu iki yana

Korkuluk ol

- Ressam Neşet Günal (1923-2002) Türk resim sanatında toplumsal gerçekçi anlayışın en önemli temsilcilerinden biri olan ressam ve akademisyendir. Eserlerinde genellikle Anadolu insanının yaşamını, toprağa bağlılığını ve yoksulluğu ve yaşama sevincini anıtsal figürlerle ele almıştır. Ressamın "korkuluk serisi" adlı çalışmaları vardır. Korkuluk serisinden bir tabloyu paylaşıyorum. Korkuluk serisindeki diğer eserlerini görüntülemek için linki tıklayınız: https://nesetgunal.org/tr/eserleri/korkuluk-xi-1989/



Ressam Neşet Günal

Güzel sanatlarda korkuluk teması, estetikten ziyade toplumsal bir mesajı veya duygusal bir durumu (yalnızlık, hüzün, koruma) aktarma için sanatsal bir imge olarak kullanılır.


Yazımı Hazırlarken Yararlandığım Kaynaklar:

- https://listelist.com/korkuluklar-hakkinda/

- https://www.thefactsite.com/facts-about-scarecrows/(Google Çeviri)

-SUNAY AKIN, Ayçöreği ve Denizyıldızı. Türkiye İş Bankası/Kültür Yayınları.29.Basım.

- Rıfat Ilgaz'ın Aydın mısın şiirinin tamamını okumak için linki tıklayınız: https://www.siir.gen.tr/siir/r/rifat_ilgaz/aydin_misin.htm

- https://nesetgunal.org/tr/eserleri/korkuluk-xi-1989/


15 Ağustos 2021 Pazar




ORMANIZ BİZ



Yaşayıp gidiyoruz bir arada
Meşe, çam, köknar, kayın...
Bırakın kirli kentlerinizi,
Biraz da aramızda yaşayın!

Varsın derinde olsun köklerimiz
Yükselmek için yarış bizde.
Görülmüş mü ağacın ağaca kıydığı,
Sevgiyle yaşamak barış bizde!

Mutluyuz birlikte yaşamaktan
Meşe, çam, köknar, kayın...
Sarılın toprağınıza bir çınar gibi
Bize de kendinize de kıymayın.

Ne demiş en büyük ozanımız
Neden kulak vermiyorsunuz sesine
Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi,
Ve bir orman gibi kardeşçesine?

Rıfat ILGAZ
Kulağımız Kirişte adlı şiir kitabından 1983, Bütün Şiirleri (Çınar Yayınları)









24 Nisan 2021 Cumartesi

 



ÜNLÜ ŞAİRLERİMİZDEN İLKBAHARA DAİR SÖZLER





-- İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer. Ne olursa olsun...

Sabahattin Ali

-- Bu sabah mutluluğa aç pencereni / bir güzel arın dünkü kederinden / bahar geldi, bahar geldi güneşin doğduğu yerden / çocuğum uzat ellerini...

Ataol Behramoğlu

-- Çömeldim toprağa, otlara bakıyorum, böceklere bakıyorum, mavi mavi çiçek açmış, onlara bakıyorum / sen bahar toprağı gibisin sevgilim, sana bakıyorum...

Nazım Hikmet



-- Bu bahar güleceğiz en içten sevinçle, bir melek oradan bize uzatacak elini / beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle, ümitlerin en güzelini...

Ziya Osman Saba

-- Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz / bir ömür karşılığı, bir ömür yani, ne saçma.../ Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba...

Can Yücel

-- İki sevgilinin gülüşüne benzer / Nisan havası değil mi esen...

Cahit Sıtkı Tarancı




-- Düşler mi ki şu burcu burcu kokan havada, renk mi ki üzerimden akaduran bu nehir? / Bahar seni bir al güle döndürebilir...

Ahmet Muhip Dıranas

-- Ben seni yalansız / bahar gibi sevdim...

Metin Altıok

-- Her vazoya baktıkça karşımdasın, ne tuhaf / her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun / düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe, yaprak yaprak gelişiyorsun...

Rıfat Ilgaz





-- Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde / bir yanlışı düzeltircesine açmış...

Cemal Süreya

-- Tüyden hafif olurum böyle sabahlar, karşı damda bir güneş parçası, içimde kuş cıvıltıları, şarkılar / bağıra çağıra düşerim yollara, döner döner durur başım havalarda / her sabah böyle bahar, ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum / derim ki sıkıntılar duradursun, avunurum...

Orhan Veli Kanık

-- Bana bir şey söyle, ilkbahar gibi. Çiçek aç mesela veya yağ rahmet olarak içime veya gökkuşağı ol sar ruhumu. Bir şey söyle, sözü aşsın, öze değsin. Bir şey söyle, yanındayım mesela? 

Turgut Uyar