Denemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2020 Pazartesi

 


KİTAPLAR



İki alışveriş (dostluk ve aşk), rastlantılara ve başkalarına bağlıdır; biri aramakla bulunmaz kolay kolay, öteki yaşla solar gider. Onun için hayatımı doldurup doyuramazdı onlar. Üçüncü alışveriş, kitaplarla kurduğumuz ilişkidir ki daha sağlam ve daha çok bizimdir. Ötekilerin başka üstünlükleri vardır, ama bu üçüncüsü daha sürekli ve daha kolayca yararlıdır. Ömür boyu yanı başımda, her yerde elimin altındadır. Kitaplar yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırıverirler beni. Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler. Rahatımı kaçıran bir saplantıyı başımdan atmak için kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur; hemen beni kendilerine çeker, içimdekinden uzaklaştırırlar. Öyleyken, onları yalnız daha gerçek, daha canlı, daha doğal rahatlıklar bulamadığım zaman aramama hiç de kızmaz, her zaman aynı yüzle karşılarlar beni.

Atını yularından tutup ardından çekene yürümek kolay gelir, derler. Bizim Jacques, Napoli ve Sicilya kralı, o genç, güzel, gürbüz adam sedyeyle taşıtırmış kendini uzun yollarda, başı fukara işi bir yastığa dayalı, boz kumaştan bir giysi ve takkeyle; ama şahane bir alay gelirmiş ardından: tahtırevanlar yularından çekilen türlü türlü binek atları, rütbeli cübbeli kodamanlar, görevliler: Bu ne perhiz, bu ne turşu dedirtecek gibi. İyileşmek elinde olan bir hastaya acınmaz. Pek doğru olan bu atasözünü ben denemiş ve kullanmış olarak, kitaplardan gördüğüm yarar için söyleyebilirim. Gerçekten ben kitapları, kitap nedir bilmeyenlerden fazla kullanmam diyebilirim. Cimriler nasıl nasıl günün birinde kullanacağım diye hiç dokunmazlarsa definelerine, ben de öyle saklarım kitaplarımı. Ruhum onların benim olmasıyla doyar, yetinir. Savaşta, barışta kitapsız yola çıktığım olmaz, yine de hiç kitap açmadığım günler, aylar olur. Biraz sonra, yarın, canım istediği zaman okurum,  derim. Zaman yürür gider beni dertlendirmeden; çünkü kitaplarımın dilediğim zaman bana sevinç verecekleri, yaşamıma destek olacakları düşüncesi anlatabileceğimden daha büyük rahatlık verir bana. İnsan hayatı denen bu yolculukta benim bulduğum en iyi nevale kitaplardır ve ondan yoksun anlayışta insanlara çok acırım.

KİTAP III, BÖLÜM III

Vermekte aşırı giden bir kralın uyrukları istemekte aşırı giderler: Akla göre değil örneklere göre pay biçerler kendilerine.

KİTAP III, BÖLÜM VI


Bir düzeni sarsanlar, onun yıkılmasıyla ilk ezilenler olur çoğu kez. Kargaşalığı çıkaran, yararını kendi görmez pek: Başka balıkçılar için suları bulandırmış olur.

KİTAP I, BÖLÜM XXIII


Kaynak: MONTAIGNE - DENEMELER, s: 223-224. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.Fransızca aslından derleyerek çeviren: Sabahattin Eyüboğlu



31 Mart 2014 Pazartesi




MONTAIGNE' İN  KÜTÜPHANESİ



Montaigne ünlü "Denemeler" ini yazdığı, yeni bir felsefe geliştirdiği kütüphanesini şöyle tanımlar: " Kütüphanem, evimin bir kulesinin üçüncü katındadır. Kulenin ilk katında ibadet yerim bulunur. İkinci katta, zaman zaman yalnız kalmak istediğimde kullandığım yatak odam vardır. Kütüphanemin olduğu yer eskiden evin en işe yaramaz kısmıydı. Şimdi ise, günlerimin çoğunu ve her günün de çoğu saatini burada geçiriyorum.
Kütüphanem ovaldir. Tek boş duvar masamın ve sandalyemin olduğu duvardır. Oval olduğu için etrafımda beş kat raf üzerinde düzenlenmiş tüm kitaplarımı aynı anda görmem mümkün olur." (1)

Okumak hayatının tesellisi olan Montaigne' in yaşamıyla ilgili daha fazla şey öğrenmek için, onun, oval kütüphanesinin içine daha doğrusu kütüphanesinin tavanına dikkatlice bakmak, hatta  tavanı incelemek gerekir." Çünkü Montaigne 1570' lerin ortalarında, İncil' den ve klasiklerden seçtiği 57 kısa alıntıyı tavanı bölen kalaslar üzerine yazdırmıştı. Bunlar akla sahip olmanın insana çok büyük faydalar sağladığı yolundaki görüşlere şüpheyle yaklaşan kişiler tarafından söylenmiş sözlerdi:

-Ben bir insanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir.
 Terence

-En mutlu yaşam düşünmeden geçirilen yaşamdır.
 Sophokles

-Bilge olduğunu sanan bir adam mı gördün? Bir deliden beklemeyeceğin davranışları bu adamdan bekle.
 Atasözü

-Kesin olan bir tek şey vardır, o da hiçbir şeyin kesin olmadığı, yeryüzünde insandan daha sefil, daha kibirli bir yaratık bulunmadığı.
 Pliny

-Her şey insan aklının kavrayamayacağı kadar karmaşıktır.
 Vaiz " (2)

"Kütüphanenin tavanında yazan sözlerin hepsi Latince' dir. Sonuncusu hariç. Kendi dilinde, Fransızca yazan o söz:

"Ne biliyorum? " dur." (3)

Montaigne geliştirdiği yeni felsefesinde; " pek çok antik çağ filozofunun iddialarına zıtlık oluşturacak biçimde, biz insanların mantıktan, sükunetten ne denli uzak olduğunu gözler önüne seriyordu. Sağlık ve erdem gibi konularda hayvanlar bize örnek olabilirlerdi; oysa biz genellikle duygularını denetleyemeyen, yoldan çıkmaya müsait, kibirli, huzursuz yaratıklardık. İşte felsefenin görevi bu gerçeği yansıtmaktı ama ne yazık ki bunu yapan çok az filozof vardı:
Yaşamımızın bir yanına çılgınlık, bir yanına da bilgelik hakim: Yaşamla ilgili bir şeyler yazan herkes, saygıda kusur etmemek ve kuralların dışına çıkmamak için yaşamımızı oluşturan şeylerin yarısından çoğunu bir kenara bırakıyor.
Eğer zayıflıklarımızı kabul eder, olmadığımız halde üstün olduğumuzu iddia etmekten vazgeçersek, Montaigne' in o zenginliklerle dolu, yol gösteren felsefesinden şu dersi çıkarabiliriz: Aslında biz bu yarı bilge, yarı ahmak halimizle bile yetersiz değiliz. " (4)


Kaynaklar:(1),  Montaigne-Aforizmalar (Tutku Yayınevi)
(2), (4), Alain de Botton-Felsefenin Tesellisi (Sel Yayıncılık)
(3), (Montaigne) Stefan Zweig, Çeviren:Ahmet Cemal (Can Yayınları)



27 Mart 2014 Perşembe




MONTAIGNE' İN  BAHÇESİ


File:Michel de Montaigne 1.jpg



Baştan söyleyeyim; Montaigne adını görünce, derinlikli bir yazı okuyacağınızı düşünüyorsanız, yanılırsınız. Ben, yalnızca ondan cesaret alarak, kendime ilişkin duygu ve düşüncelerimi gözden geçirdiğimi, iç sesime kulak vermeyi öğrendiğimi belirtmek istiyorum. Beklentiniz yüksekse, bu yazıyı okumamanızı önerebilirim sadece...

Montaigne ile tanışmam eskiye dayansa da, onu, yazdıklarını daha iyi anlayıp kavrayabilmem için yeniden tanışmam gerekti kendisiyle. Aslında, o hep yanıbaşımda duruyor, kendisine merhaba dememi bekliyormuş meğer. Tabi ki, başucu kitaplarımdan biri olan Alain de Botton' un "Felsefenin Tesellisi" kitabından söz ediyorum sık sık başvurduğum. Düşkırıklığı mı yaşadım? İlacı; Seneca. Zorluklarla başa çıkma da mı zorlanıyorum? İlacı; Nietzsche. Kalbim mi kırıldı? İlacı; Schopenhauer. Yeterince paraya sahip olmadığımı mı düşünüyorum? İlacı; Epikuros. Anlayacağınız üzere "Aspirin" gibi bir kitap, her derde deva olan. En çok Schopenhauer' i okuduğumu söylesem, kırılan kalbimin tesellisi olduğunu, bana inanır mısınız? Birinin ya da birilerinin kalbini kırmaktan özellikle sakınmama rağmen, benim kalbim hep kırıldı. Öyleki, kırılan kalbimin acısını dindirebilmek için, Irvin D. Yalom' un "Schopenhauer Tedavisi" kitabını da okudum. Yararı oldu sanırım.

Seneca, Nietzsche, Schopenhauer, Epikuros' un, ruh halime uygun olan düşüncelerini okuyup, düşünme egzersizleri yaparken, söz konusu kitapta Montaigne' e ayrılan bölümü okuyup geçmiş olduğumun farkına vardım. Demek ki, kendimi yetersiz hissetmemişim hiç diye düşündüm. Çünkü Montaigne, kendini yetersiz hissedenlerin ilacıydı.

Montaigne' e hayran olmamın nedenlerinden biri," Denemeler" in her satırında Ben, Kendim diye konuşması ( hem bilincini hem de öz varlığını çekinmeden biz okurlarla paylaşması), diğeri ise  kitaplara olan düşkünlüğüdür. Kitaplara o kadar düşkündü ki Bordeaux Parlamentosu' nda 13 yıl danışman olarak çalıştıktan sonra (1582-1585 yılları arasında Bordeaux Belediye Başkanlığı da yapmıştı) kendini kitaplara adamak için emekliye ayrıldı. Okumak hayatının tesellisiydi:
 " Okumak beni çekildiğim bu inzivada avutuyor; hem aylaklığın ağırlığından hem de  sohbetleriyle canımı sıkan misafirlerden kurtarıyor. Eğer çekilen acı, altından  
 kalkılamayacak kadar ağır değilse okumak acının açtığı yaraları da iyileştiriyor. Tatsız 
 düşüncelerden kurtulmak için tek yapmam gereken kitaplara başvurmak."

Bu aralar okumak benim  hayatımın da tesellisi olunca kitaplığımın baş köşesinde bulunan "Denemeler" i indirdim ve okumaya başladım. Fransızca aslından derleyerek çeviren Sabahattin Eyüboğlu' nun çevirisi  yalın ve  akıcı. Üstelik muhtelif tarihlerde yazdığı dört önsözle, Montaigne' in düşüncelerini daha iyi anlamamıza ve kavramamıza yardımcı oluyor: Önsöz II de:
  ............. ............
 " Montaigne hep kendini anlatıyordu; ama kendini anlatırken insan düşüncesini yeni bir 
  yola sokuyor, köhne inanışları, doğaya, akla aykırı alışkanlıkları, safsataları baltalıyor, 
  dünya sevgisine, müspet düşünüşe, gerçekçi edebiyata yol açıyordu. Bir insanda bü-
  tün insanlığın meseleleri bulunduğuna inandığı için kendini anlatırken, yalnız kendini 
  düşünmüş olmuyordu.Kendini değil de başkalarını anlatmış olsaydı, Denemeler' de 
  yine aynı düşünceler, aynı duygular olacaktı. Onun zamanında kendini, insanlığı ve 
 doğayı keşfe çıkmak, cüret, iman ve çaba isteyen bir işti."
 .......................

" Denemeler' de hiçbir şüphenin, kararsızlığın izini taşımayan, her biri bir sistemin temeli olacak kadar sağlam, kendinden emin hükümler çoktur. Ruhla bedenin ayrılmazlığı, hayatın sürekli bir değişme olduğu, tabiatın aşmakla değil ona uymakla yenilebileceği gibi.
..........................
Denemeler' in her satırında Montaigne babacan bir eda ile hep SERBEST DÜŞÜN, RAHAT SÖYLE der gibidir."( Önsöz III)
............................

Sabahattin Eyüboğlu' nun deyimiyle;" Montaigne' in bahçesinden her geçişte insan çok değişik demetler yapabilir." Montaigne şehir hayatından kaçmış, Denemeler' i keyfi için yazmıştır. Keyifle yapılan her iş gibi Denemeler' de çok başarılı olmuş, Montaigne' in bahçesi dörtyüz yıldır bakım görmediği halde ilk günkü kadar yeşilliğini ve canlılığını korumuştur. Ben de sizlere, bu güzel bahçeden derlediğim küçük bir buketi vermek istiyorum. Buketteki çiçekleri tamamen kendime göre seçtim. O çiçekler ki "ben"i anlatıyor:
...........................
" Konumu (kendimi) hep aynı halde bulundurmak elimde değil. Tabii bir sarhoşlukla, salına serpile yürüyüp gidiyor. Onu belli bir noktada, canımın istediği bir andaki haliyle alıyorum. Duruşu değil, geçişi anlatıyorum: Fakat yaştan yaşa yahut halkın dediği gibi "yedi yıldan yedi yıla" geçişi değil, günden güne, dakikadan dakikaya geçişi. Hikayemi saati saatine yazmam gerekiyor. Az sonra değişebilirim. Yalnız halim değil, amacım da değişebilir. Benim yaptığım ,değişen ve birbirine benzemeyen olayları, kararsız ve bazen çelişmeli fikirleri yazıya dökmektir. Acaba benliğim mi değişiyor, yoksa aynı konuları ayrı şartlara ve ayrı bakımlara göre mi ele alıyorum? Her ne hal ise, kendi kendimden ayrıldığım oluyor.Fakat, Demades' in dediği gibi, doğrudan hiç ayrılmıyorum. Ruhum bir yerde durabilseydi, kendimi denemekle kalmaz, bir karara varırdım: Ruhum sürekli bir arayış ve oluş içinde.

Anlattığım hayat basit ve gösterişsiz; zararı yok. Bütün ahlak felsefesi alelade ve kendi halinde bir hayata da girebilir, daha zengin, gösterişli bir hayata da: Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır." ( KİTAP III, BÖLÜM II )

Yazım oldukça uzadı, ama Montaigne bir sayfada nasıl anlatılabilir ki? Montaigne' in yaşam öyküsünü okurken, bilmenizi isterim ki, Montaigne - La Boetie dostluğuna ve arkadaşlığına çok imrendim, birazda kıskandım galiba. İnsanların çoğu Montaigne' de düşkırıklığına yol açmış, kendini onlardan sakınmak zorunda kalmıştı. Onun için La Boetie' nin dostluğu çok kıymetliydi. Yıllar sonra, Montaigne, La Boetie' ye olan sevgisinin neden kaynaklandığını şöyle dile getirmişti:
" Yalnızca o benim gerçek yüzümü görme ayrıcalığına sahipti."

Yani, bütün başka arkadaşları arasında bir tek La Boetie onu tam olarak anlıyor, Montaigne' in olduğu gibi davranabilmesini sağlıyor, dostuna kendisi gibi olma olanağı sunuyordu. La Boetie ölünce, Montaigne bir daha böyle bir dostluk kuramadı ama bunu telafi etmek için Denemeler' de, kendi gerçek yüzünü, bir tek La Boetie' nin tanıdığı gerçek kişiliğini ortaya koydu. Bu nedenle, Denemeler' i okuyan herkes  Montaigne' in dostu sayılır ve La Boetie' nin sahip olduğu ayrıcalığa sahiptir diye düşünüyorum.

Az sayıda da olsa dostlarım oldu. Yeni dostluklar, arkadaşlıklar kurmak istedim. Ancak onlara, serbestçe düşündüklerimi, rahatça söyleme gafletinde bulundum. Diğer bir deyişle, onlara olduğum gibi göründüm. Sonuç ne mi oldu? Bilmiyorum; bunu zaman gösterecek...


Kaynaklar: 1-Alain de Botton - Felsefenin Tesellisi.  2- Montaigne - Denemeler (Fransızca aslından derleyerek çeviren: Sabahattin Eyüboğlu) 
                         


Not: Montaigne' in kütüphanesinin tavanını bölen kalaslara yazdırdığı 57 alıntıdan seçtiklerim bir sonraki yazımın konusu olacak.