İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2016 Perşembe




KEŞİFLERİN BABASI: HARİTACI HENRY





Coğrafi keşifler, ticaret yapan Avrupalıların yeni yollar arama zorunluluğundan kaynaklan. Çünkü İstanbul' un fethiyle birlikte İpek Yolu' nun ve Baharat Yolu' nun kontrolü Müslümanların  eline geçmişti. Bu yolların tamamının Osmanlı denetimine girmesi ve birkaç el değiştiren malların pahalıya mal olması, Doğu ile ticaret yapan Avrupalıları yeni yollar aramaya sevketmiştir. Birçok nedeni olsa da coğrafi keşiflerin asıl nedeni ekonomikti. Doğu ülkelerinin zenginliği göz kamaştırıyordu. Avrupalılar buralara  gitmek ve zengin olmak için yeni yollar aramalıydılar. Bu yolların bulunması ise açık denizlere ve okyanuslara açılmaktan geçiyordu. Öncelikle merak ve keşif amaçlarıyla başlayan açık denize açılma istekleri XV. yüzyılın ikinci yarısında ekonomik amaçlara yönelmiştir. Coğrafi keşifler sonucu Avrupa' da önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikleri merak edip okuduğumdan coğrafi keşiflere, neden ve sonuçlarına  özel  bir ilgi duymuşumdur hep.

Vasco De Gama, Magellan, Kristof Kolomb ve Bartolomeu Dias' ı mürekkep yalamış herkes tanır. Peki Prens Henry' nin adını kaç kişi duydu? Ya da şöyle sorayım;  Haritacı Henry adını, denizciler ve haritacıların dışında duyan var mı? Ben duymamıştım ta ki Ai Çimen' in "Tarihi Değiştiren İmparatorluklar" kitabını okuyana dek. Yazıyı uzatmamak için, kitaptan kısa notları aktarmakla yetineceğim:

"Denizaşırı sömürgeler dönemini başlatan coğrafi keşiflerde en büyük pay, Portekiz Kraliyet ailesinin maceraperest prensi Henry' e aittir. 'Haritacı' lakabıyla tanınan Henry, denizaşırı seferleri başlatmış, bunun sonucunda Atlantik Okyanusun' ndaki Madeira Adaları 1419' da, Azor Adaları da 1427' de keşfedilerek tarihin ilk denizaşırı sömürgeleri oldu. Henry' den önce denizciler, devasa deniz canavarlarına yem olmaktan ya da dünyanın 'kenarlarından' aşağı düşmekten (dünyanın dümdüz olduğuna inanıyorlardı) korktukları için sadece kıyıları takip ediyorlardı."

Portekiz ve İspanya' nın okyanuslara açılarak başlattığı keşifler çağı, Avrupa' da bin yıldır süren dengeyi değiştirmişti. Bu ikilinin başı çektiği denizaşırı maceralara kısa zamanda Atlas Okyanusu' na kıyısı bulunan Hollanda, Fransa ve İngiltere de katıldı ve bu beşli, dünya zenginliklerini asırlar boyunca kontrol ederek, bugün Batı ile Doğu arasındaki gelişmişlik farkının mimarları oldular."

"Portekiz ve İspanya' nın başlattığı bu süreç, tartışmasız bir şekilde 'sömürge paylaşım' ve onu izleyen 'dünya' savaşlarının tetiğini çekti ve bugün içinde yaşadığımız dünyanın siyasi, dini, kültürel ve coğrafi çerçevesini çizdi." 

Prens Henry, hiçbir yer keşfetmedi, hatta hiçbir uzun sefere katılmadı ama o , keşiflerin babasıydı. 1394' te Kral Joao I' in dördüncü oğlu olarak Porto' da doğdu. Henüz 20' li yaşlarını sürerken saraydan elini eteğini çekip kendisine verilen Algarve Eyaleti' ndeki, Sagres' e yerleşti. Hiç evlenmedi, saraydaki yerini almadı, kendini ve bütün mal varlığını keşiflere adadı. Sagres' te Avrupa' nın ilk denizcilik okulunu açtı. Henry' nin okulunda matematikçiler, haritacılar, astronomlar, kaptanlar (master  mariners) öğrenciler ve eski seyahatlerin jurnalleri toplandılar. Gelen Portekizli, İspanyol, İtalyan, Yahudi ve Arap denizciler Prens' e, daha iyi haritalar, daha gelişmiş navigasyon aletleri (pusula, astrolabe, cuadrant gibi) ve daha detaylı astronomi tabloları yaratmasında yardımcı oldular. (www.yachtturkiye.com)

Prens Henry' nin maceraperestliği ve cesaretinin başlattığı bu süreç, kendisi bilmese de, bugün içinde yaşadığımız dünyanın tablosuna attığı ilk fırça darbeleriydi. Sonrakiler de bu tabloyu tamamladılar. Tabloda ağırlıklı kullanılan renk kırmızıydı ne yazık ki...


Keşifler Anıtı - Lizbon (en önde bulunan kişi Prens Henry)






Ek Bilgi, meraklısına: Çin' den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi' nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul' a ulaşıyordu.

Baharat Yolu ise Hindistan' dan başlıyor ve kuzeyde Suriye limanlarında, güneyde ise İskenderiye' de son buluyordu.



  
Fotoğraflar: Prens Henry - tr.wikipwdia.org
                     Üstteki üç fotoğraf - www.yachtturkiye.com




12 Mayıs 2015 Salı




AMERİKA' NIN FETHİ MODERN DÜNYAYI YARATTI


"İçinde yaşadığınız zamanın 'neden ve niçinlerini' anlamak için tarihe bakmak gerekiyor" diyor tarihçiler. Tarih okumayı bu nedenle seviyorum. Günümüzün neden ve niçinlerini anlamak için. Siz de anlamak istiyorsanız, okuduğum kitaptan aktaracağım aşağıdaki bölümü okuyabilirsiniz.  Ve okuduklarınıza inanmakta zorlanabilirsiniz.

"Fetih sadece Amerika kıtasını değiştirmedi. Aynı zamanda modern dünyayı yarattı. Nüfusu kara ölüm yüzünden gittikçe azalmakta olan 1492 Avrupa' sı dünyanın sınırındaydı. Dünyanın geri kalanında yaşayanlar için Avrupa' da olanlar ya bilinmezdi ya da hiçbir önem arzetmiyordu. Filipinler' den Kuzey Afrika' ya uzanan Müslümanların elinde bulunan bölgelerde yaşayanlar, Çin, Hindistan ve Japonya gibi büyük Asya imparatorlukları ve krallıkları ve Benin ve Mali gibi güçlü Afrika şehirleri ya da Amerika için bile Avrupa neredeyse hiçbir şey ifade etmiyordu.

Avrupa' nın başlıca ticari faaliyeti, Uzak Doğu' dan baharat almakla sınırlıydı ama Asya' ya uzanan ticaret yolları, Arapların kontrolünde bulunuyordu. Avrupalılar, bu kaleyi haçlı seferleriyle yıkmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı. 800 yıl boyunca denemelerinin ardından Kral Ferdinand ve Kraliçe Isabella, 1492 yılında Mağribileri Güney İspanya' dan çıkarmayı başardı. İspanyollar, ancak sekiz sene sonra 1571 yılında Lepanto savaşıyla Doğu Akdeniz' in kontrolünü Osmanlı ordusundan alabildi.

Bu arada Müslüman aracılardan birini ortadan kaldırabilenleri büyük bir hazine bekliyordu çünkü birkaç gram biber, safran ya da tuz bir adamın hayatından çok daha değerliydi. (Bkz .Reay Tannahill, Food in History) Tanrı' yı ya da altını unutun. Avrupalı sömürgeciliğini tetikleyen şey, Asya baharatlarına ulaşmak için izlenecek yeni yollara dair arayıştı. 1487 yılında Bartholomew Diaz, Ümit Burnu' na ulaştı; 1498' de ise Vascu de Gama, Afrika' nın çevresi boyunca dolaşıp Hindistan' a, Müslüman dünyasının yanından geçip giden yeni bir yol açtı. İspanyolların Andalusi' yı yeniden fethettiği 1492 yılında Kolomb, Amerika kıtasına ulaştı.

Aniden Avrupa, hem kelimenin tam anlamıyla (Doğu' yu dengeleyecek yeni Batı atmosferiyle) hem de ideolojik olarak dünya haritasının merkezine doğru kaymıştı. Yeni Dünya, Hristiyanlığın gücünü belirgin ölçüde artırdı. 1492 yılında İngiltere ve İspanya' nın nüfusları üçer milyon ve Portekiz'inki ise bir milyon civarındayken Amerika kıtasına dair tahminler, kırk ile yüz milyon arasında değişiklik gösteriyordu. Hristiyanlık, fetih sayesinde dünyanın en yaygın dini haline geldi. (Her ne kadar kilisenin yeni cemaatinin çoğu ruhları henüz kurtarılmadan ölmüş olsa da.)

Diğer yandan bu fethin en önemli sonucu, Avrupa' nın kontrolündeki dünya ekonomisinin başlangıcı olmasıydı. Güney Amerika muazzam mineral ve tarımsal zenginliğiyle Avrupa' nın iki katı büyüklüğündeydi.Galeano' ya göre Potosi' den gelen gümüşler, on altıncı yüzyılda Avrupa' nın rezervlerini dört katına çıkarmıştı. Bu kapitalizmi tetikleyen devasa bir yatırım sermayesi enjeksiyonudur. Şeker ve köle ticareti tecimsel ticaret sistemini yarattı. Bunlar bir araya geldiklerinde ise Sanayi Devrimi, Bilim Rönesans' ı, İslam' ın son mağlubiyeti ve Kuzey Amerika' nın, Avustralya' nın , Afrika' nın ve Asya' nın kolonyal istilası için gerekli sermayeyi sağladı.

İronik olarak bundan yararlanabilenler İspanyollar değildi. Engizisyon, Yahudi ya da Mağribi finansörleri ortadan kaldırdıktan ya da öldürdükten sonra fetihin sunduğu tüm fonlar ve karlar, İngiltere, Hollanda, Fransa ve İtalya' daki bankerlerin eline geçti. İspanya, savurganlığı ve borçları nedeniyle geride kaldı. Aslında fetih, İspanya' nın Avrupa' daki güç kaybını hızlandırırken dünya arenasında Avrupa egemenliğini ilan etti."
(Mark MANN - GEZGİNLER, Güney Amerika' da Kara Mizahla Dolu Bir Yolculuk Hikayesi: s: 88-90) 

Modern dünyanın  temelinde, aslında birkaç gram biber, safran ya da tuzun olduğunu bilmek sizi de şaşırtmadı mı? Baharatlar sadece baharat değil yani...