21 Kasım 2013 Perşembe




AŞIKLIK  GELENEĞİ


Aşıklık geleneği, kökü çok eskilere dayanan bir gelenek olsa da günümüzde gereken özeni ve ilgiyi göstermediğimizden, yalnız Artvin, Erzurum ve Kars illerinin muhtelif yerlerinde bu geleneği sürdüren aşıklara ve aşık atışmalarına rastlanılmaktadır. İşte! tam da bu nedenle, unutulmaya yüz tutmuş bu güzel geleneğimizi hatırlatmak, bilmeyenlere anlatmak üzere bugünkü yazımı "Aşıklık Geleneği" ne ayırmak istedim.

Aşıklık geleneğinin tarihsel süreci şöyle: " Türkler sık sık yurt değiştirerek, dünyada geniş bir alana yayılmışlar, tarihsel süreç içinde pek çok kültür, inanç sistemi ve dinlerin etkisinde kalarak farklı uygarlıklar yaşamışlardır. Bu nedenle Orta Asya' dan günümüze değişen ve gelişen bir edebiyatları olmuştur.

Aynı uygarlığa bağlı kültürler, aynı dünya görüşünde birleşirler. Bir uygarlığın dünya görüşü de o uygarlığa özgü bir edebiyat anlayışı doğurur. Edebi eserler de yaşayan bir kültür topluluğunun değerler sistemine göre şekillenir.

Aşıklık geleneği, kültür varlığının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Aşıklık çağlar süren deneyimlerden geçerek biçimlenmiş, kendine özgü icra töresi, geleneğe dayalı yapısı, aşık olmak ve aşıklığı sürdürmek için uyulması gereken kuralları olan bir gelenektir. Ülkemiz çok köklü bir geçmişe sahiptir. Bu kültürel zenginlik aşıklık tarzı şiir geleneğine de yansır. Bu geleneğin ürünleri toplumun yaşama biçimini, olaylar ve durumlar karşısındaki tavrına, çevresine, dünyayı algılayışına ışık tutar. Tarihsel gelişim sürecinde Türk insanının sanat beğenisinin, kimliğinin belirlenmesinde önemli rol oynar. Aşıklık geleneği toplum yaşamında kaynaşmayı, birlikteliği sağlar. Aşıklık geleneğinin halkın ortak düşüncelerini dile getirmesi yönüyle Türk kültürünün korunmasında, yaşatılmasında önemli işlevi vardır.

15. yüzyıldan sonra Anadolu' da aşık tarzı edebiyat geleneği başlamış, ozanın yerini aşık, kopuzun yerini "karadüzen, bağlama, çöğür, tanbura, cura" vb. almıştır. Efsaneye tarihin kaynaştırıldığı, sözlü gelenekte oluşmuş ozan-baksıların taşıdığı kültür, aşık tarzı şiiri beslemiştir. Aşık tarzı şiir geleneği; İslamiyet, Anadolu ve Osmanlı kültür potasında şekillenerek yeni coğrafyada  yeni bir bakışla, yeni bir hayat anlayışına ve zevkine cevap verecek bir biçim ve öz kazanmıştır." ( Günümüzde Yeniden Yapılanan Aşıklık Geleneğinin Sosyo-Kültürel Boyutu, Prof. Dr.Erman Artan- Çukurova Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi)

Aşıklık geleneği içinde aşığı ortaya çıkaran önemli gelenekler ise "bade içme", " usta-çırak ilişkisi" ve " saz çalma" dır. Bade  içmeden aşık olunamıyor. Yani anlayacağınız her isteyen aşık olamıyor. Bade içme nasıl oluyor? " Aşık rüyasında bir pirin elinden bade içer. Sevgilisinin resmi ya da kendisi ile karşılaşır. Pir tarafından birtakım bilgilerle donatılır ve kendisine mahlas verilir. Aşık adayı uykusundan uyanır, ağzından burnundan kanlı köpükler boşanır ve bir süre baygın yatar. Daha sonra gönül ehli birisinin sazının tellerine dokunmasıyla kendine gelir ve son aşamada başından geçenleri şiirle anlatır, şiirin sonunda ise mahlasını alır."


Usta-çırak ilişkisi:" Usta-çırak eğitimi ustanın adaya teorik bilgilerini aktarmasından çok adayın icra sırasında ustayı dinlemesi ve izlemesi esasına dayalıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için çırağın ustasıyla birlikte fasıllarda bulunması ve onun davranışlarını, şiir söylemesini, saz çalmasını izlemesi gerekir. Usta, çırağın belli seviyeye geldiğine inandığı zaman onun saz çalıp şiir söylemesine fırsat verir. Hatta çırağına mahlasını kendisi dahi verebilir. Bu sayede çırak da ustasından bağımsız olarak sanatını icra etme fırsatı bulur."


Saz çalma:"Saz çalmak aşıklık geleneği ve halk içinde kutsal sayılmıştır. Saz çalabilen aşıklar diğerlerine göre daha fazla itibar görmüştür. Aşıklar saz çalmayı genellikle ustalarından öğrenirler. Her aşık adayı başlangıçta ustasının tekniğini benimsemek durumundadır. Aşık sanatında ustalaştıkça kendi saz çalma tekniğini kendisi oluşturabilir..." (Barış Yıldız-Ayvan Dergisi)


Bu gelenek yüzyıllar boyunca devam ederek Halk Edebiyatı içinde yerini almış ve günümüzde de hala varlığını sürdürmektedir.  Gereken ilgi ve özen gösterilmezse bu güzel, eski geleneğimiz kaybolmakla karşı karşıya kalacaktır. Çünkü, günümüzde artık eskisi kadar ilgi görmüyor maalesef.


Aşıklar halkın sesini, duygu ve düşüncelerini duyurma işlevini üstlenirler. Düşünmeden edemiyorum: Günümüzde" Aşıklık geleneği" eskisi gibi itibar görmediği için, aşıklar köy köy, kasaba kasaba dolaşıp şiirlerini terennüm edemediklerinden mi, halkın sesi, duygu ve düşünceleri gereken yerlere ulaşamıyor ve sessizlik hüküm sürüyor?








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder