Pandemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pandemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2022 Çarşamba

 


DÜNYACA ÜNLÜ SANATÇILAR VE DOKTORLARI


İki yıldır tüm dünya koronavirüs salgınıyla mücadele ederken, salgında en büyük görev ve özveri doktorlara ve sağlık çalışanlarına düştü. Bir insanın hayatını kurtarabilmek için doktorlarımız, kendi hayatlarını riske atarak gece gündüz çalıştılar, bitmeyen salgın nedeniyle hala çalışmaya devam ediyorlar. Buna rağmen, gün geçmiyor ki, güzel ülkemde doktorlar darp edilmesin, saldırıya uğramasın, tehdit edilmesin. Yapanın yanına kar kaldığı için de doktorlarımızın çalışma koşullarının ağırlığı yetmezmiş gibi kendi can güvenlikleri konusunda endişe duymaktalar. İşte bunları düşünürken aklıma geldi; ünlü sanatçıların doktorları ve bu sanatçıların kendilerini tedavi eden doktorlarına sanatlarıyla nasıl teşekkür ettikleri. Darısı ülkemizdeki doktorların başına diyerek, konuyla ilgili bir araştırma yaptım.

Araştırma sonucunda gördüm ki, sanat tarihi hasta-hekim hikayeleriyle dolu. Hepsini  yazmam uzun süreceği için, mevcut hikayelerden seçtiklerimi yazacağım. Bu doktorların şansı, dünyaca ünlü sanatçıları tedavi etmeleri nedeniyle ünlenmeleri ve isimlerinin "sanatçıların kendileri için ürettiği eserlerde" ölümsüzleşmesidir...

Jose Carreras ve Doktoru Emilio Monserrat

Dünyaca ünlü İspanyol tenor Jose Carreras, 1987 yılında akut lösemi hastalığına yakalandı. Bu hastalığını Barcelona'daki doktoru Dr. Emilio Monserrat'tan öğrendi ve tedavisi ABD'de tamamlandı. Yapılan kemik iliği nakli sayesinde hastalığı yenerek yeniden müziğe döndü. Ayağındaki aksaklık, kortizon tedavisinin kalça ekleminde bıraktığı izdi. 

Dr. Monserrat ile Carrera'nın hastalığının tedavisi sürecinde başlayan dostluğu, akut lösemi hastalığıyla mücadelenin de başlangıcı oldu. İspanyol tenor, Uluslararası Jose Carreras Kan Kanseri Vakfı ve Uluslararası Jose Carreras Dostları Kan Kanseri Vakfı'nı kurdu. Bu kuruluşlar, bugün akut lösemi konusunda yapılan araştırmalara büyük maddi destek sağlıyor, burslar veriyor. (gunceltip.blogspot.com)

Francisco Goya ve Doktoru Eugenio Arrieta

İspanyol ressam ve gravür sanatçısı F. Goya da doktorunun bir portresini yapmıştı. 1820'de yaptığı Dr. Arrieta'nın Portresi doktoruna duyduğu sevginin ifadesiydi.  

Romantizm akımının önde gelen isimlerinden İspanyol ressam Goya, 1820'de kendini, doktoru Eugenio Arrieta'nın kollarında yarı baygın bir halde resmetmişti. Üstelik portrenin altına da şöyle bir not eklemişti: " Goya 73 yaşında onu tehlikeli bir hastalıktan kurtaran arkadaşı Arrieta'ya bu tablosu ile teşekkürlerini sunuyor." 

Bu not, Katolik kültürde yer alan "ex-voto" resimlerine atıfta bulunuyor. Ex-voto resimler, ilahi bir müdahale ya da doğaüstü güçler yoluyla çözülen felaketler sonunda bir tür adak olarak sunuluyor. Bu geleneğin temel mesajı, felaketten kurtulup hayatta kalabilen kişinin onu kurtarana her zaman minnettar kalacak olması. (medyascope.tv)



Goya- artsandculture.google.com


Vincent Van Gogh ve Doktoru Felix Rey

1888 Noel Arifesi'nin sabahında ağır yaralanan bir adam Hotel Dieu Arles'e getirildi. Nöbetçi doktor Felix Rey'di ve ağır yaralı hasta da Van Gogh'tu. Ünlü ressam ustura ile sol kulağını kesip bir fahişeye götürmüştü. Doktorun yanına getirildiğinde sadece kan kaybından değil gördüğü halüsinasyonlardan da muzdaripti. Bir polis ressamın kopan kulağını doktora verdi ve daha sonra yapılan bir röportajda Dr. Rey'e göre, çalındığı güne kadar ofisinde alkol kavanozunda tutuldu.

On beş gün hastanede kaldıktan sonra evine dönen Vincent, kendisiyle çok ilgilenen doktorun resmini yapmaya başladı. Dr. Rey, portreyi hediye olarak kabul etmesine rağmen, sonraki yıllarda hiç hoşlanmadığını itiraf etmiştir. Aslında doktorun annesi bu tabloyu tavuk kümesindeki bir deliği kapatmak için kullanmıştır. 1901'de, Van Gogh'un izlerini süren ve Arles'e giden, Henri Matisse'in arkadaşı olan sanatçı Charles Camoin'e satılmıştı. Şimdi Moskova'da bulunan Devlet Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi'nin koleksiyonundadır. (sanatlaart.com)



Van Gogh - sanatlaart.com

Vincent, sık sık Dr. Rey ile kardeşi Theo'ya mektup yazmıştır. Doktor da Van Gogh'la defalarca ilgilenmişti. Vincent yakındaki Saint-Remy'de iltica başvurusu yapmaya karar verdiğinde, Dr. Rey ona destek vermiş ve geçişi kolaylaştırmıştır. Postacı Roulin ve Protestan Rahip F. Salles ile birlikte, Dr. Felix Rey, ünlü ressamın Arles'te geçirdiği son aylarda  birkaç arkadaşından biriydi. ( sanatlaart.com)

John Bellany ve Doktoru Professor Calne

İskoç ressam John Bellany, karaciğer nakli olmak için hastaneye yattı. Operasyon olacağı günün gecesinde tablosuyla uğraştı. Bir yakının söylediğine göre, "Yoğun bakımdan çıktığı gün, ağrı kesici yerine kağıt kalem istemişti." İyileştiğinde "Bonjour Professor Calne" adlı tablosunu yaparak, tabloda arka planda görülen doktoru ve hemşiresini ölümsüz kıldı. Tabloda Bellany'i hasta yatağında bitkin bir halde görürken, Professor Calne ve ekibini de kapıda onu gözlerken görüyoruz. Bellany'nin başının üstünde "Merhaba Professor Calne" yazısı, elinin altında ise "Hepinize teşekkürler" notu var.

John Bellany, 1991 yılından bu yana organ nakliyle ilgili çok sayıda resim ve heykel yaptı. 



John Bellany - nationalgalleries.org


Frida Kahlo ve Doktoru Leo Eloesser

Hayatının büyük bir bölümünü hastalık ve acılarla geçiren ressam Frida Kahlo, tıbbi danışmanı olarak bilinen tanınmış bir göğüs cerrahı olan Dr. Leo Eloesser'a adanmış iki eser üretti. "Dr. Leo Eloesser'in Portresi" adlı tablosunu 1931'de yaptı. Doktorunun yelkenliye olan tutkusunu bilen Kahlo, doktoru bir yelkenli maketinin yanında resmetmişti.

"Dr. Elosser'e Adanmış Otoportre" adlı 1940 tarihli ikinci tabloda ise Kahlo kendini dikenli bir kolye takmış, yalnız ve melankolik bir halde resmetmişti. Tıpkı Goya gibi Kahlo'da resmin altına bir not düşmüştü; "Bu portremi 1940 yılında dostum ve doktorum Dr. Leo Elosser için tüm kalbimle yaptım. Frida Kahlo." (medyascope.tv)



Frida Kahlo - pivada.com

Edvard Munch ve Doktoru Dr. Jacobsen

Norveçli sanatçı Edvard Munch, 1908'de paranoya, depresyon ve alkolizmle boğuşurken bir psikiyatri kliniğine yatırıldı. Burada geçirdiği sekiz aylık süreçte kendini defalarca Dr. Jacobsen ve asistanı Schacke tarafından elektroterapi görürken resmetti. Bu eskizlerin birinde Munch şöyle bir not düşmüştü: "Profesor Jacobsen, ünlü ressam Munch'a elektroterapi uyguluyor, böylelikle kırılgan zihnine pozitif maskülen güç ve negatif feminen güç veriyor." (medyascope.tv)

Birçok eleştirmene göre Edvard Munch'ın en önemli çalışması kabul edilen "Çığlık" tablosuyla tanıyoruz.


Horace Pippin ve Köy Doktoru (Country Doctor, 1933)

Bir işçi çocuğu olan ressam Horace Pippin, 1933 tarihli Country Doctor (Köy Doktoru) tablosunda, karlı bir gecede hastasına giden cesur bir köy doktorunu tasvir ediyor. Bu tablo Boston'da bulunan bir müzede sergilenmektedir. (medyascope.tv)





8 Mayıs 2021 Cumartesi

 


COVİD-19 AŞISININ PATENT HAKLARI TARTIŞILIRKEN



8 Mayıs 2021 Cumartesi günü(bugün) Sözcü gazetesinde atılan başlığı okuyunca, tarihe not düşmek adına bu yazıyı yazmaya karar verdim. Başlık şöyleydi: "Avrupa karıştı...Macron ve Merkel karşı karşıya: BioNTech'e veto". Ve başlığın altında;" Fransa, AB'nin BioNTech'ten çocuk ve gençler için almak istediği 900 milyon doz güçlendirilmiş aşıyı veto etti, ortalık karıştı. AB zirvesinde kıyamet kopuyor. Macron, Merkel'e karşı BioNTech aşısının patent haklarının kaldırılmasını savundu." şeklinde haber devam ediyor.

31 Aralık 2019'da Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) Çin Ülke Ofisi, Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020'de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir koronavirüs (2019-nCOV) olarak tanımlanmış ve ardından Dünya Sağlık Örgütü tarafından salgın nedeniyle tüm dünyada pandemi ilan edilmiştir. Covid-19 virüsünü alanlar, salgının ilk dönemlerinde nefes alamamaktan boğularak can verirken ve ölümler hızla artarken, dünyadaki bilim insanları da virüse karşı aşı geliştirmek için canla başla çalışmaya başladılar. Hatırladığım kadarıyla, Çin, Almanya ve ardından Rusya aşıyı bulduklarını açıkladılar ve hızlı üretime geçerek bu lanetli virüse karşı üretilen aşıyı insanlığın yararına sundular. Tabii ki bulunan Covid-19 aşısı, ülkelere bedava verilmedi, verilmiyor da. Aşılar bedeli mukabilinde dağıtılıyor, çünkü patent hakları var. İşte sıkıntı da tam burada başlıyor; parası olanlar aşıyı alıp vatandaşlarını aşılarken (bazı ülkeler aşılamanın %100'e ulaştığını açıkladılar), geri kalmış ya da yoksul ülkelerin halkı, aşılanmak için ülkelerine aşının gelmesini bekliyorlar hala. Pandemi süreci tüm dünya insanlarını ve ekonomilerini etkilediğine göre, soruna ortak bir çözüm bulunması gerektiği kanaatindeyim. Bu da ancak patent haklarının kaldırılmasıyla mümkün olur diye düşünüyorum. Çünkü, bilim tarihinde bunun çok güzel bir örneği var; Dr. Edward Jenner. Bu adı duymayanların kim bu adam, diye sorduğunu duyar gibiyim. 

Kendimi övmek gibi olmasın ama her türlü tarihe olan müthiş ilgim ve merakımdan elbette ki bilim tarihi de nasibini aldı. Ve bilim tarihinden bazı isimler zihnime kazındı; bunlardan biri çiçek hastalığının aşısını bulan Dr. Jenner, diğerlerinden ilk aklıma gelenler; saçını bilim için süpürge eden ve nihayetinde bilim için canını veren Madam Curie ve Tanzimat döneminde, bilim, felsefe, edebiyat eleştirisi, biyografi alanlarında eserler vermiş sıra dışı bir Osmanlı aydını olan Beşir Fuad'dır. Beşir Fuad, intiharı (bileklerini keserek intihar etmiştir) ile hayatına son vermenin yanı sıra ölüm sırasında hissettiklerini bir gözlem olarak kaydetmeyi amaçladı ve bunu başardı, arkasında birkaç satırlık bir tasvir bıraktı. Şimdi gelelim insanlık tarihinde bulduğu çiçek aşısıyla en çok hayat kurtaran kişi olarak değerlendirilen Dr. Jenner'in çalışmalarına.

EDWARD JENNER (Aşıyı bulup, çiçek hastalığının kökünü kazıdı; bağışıklık fikrinin babası oldu)

Bugün başta çiçek aşısı olmak üzere, bulaşıcı hastalıkları önlemek ve bu hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak için uygulanan "aşı yöntemini" ilk uygulayan, İngiliz doktor Edward Jenner'di. Jenner, önce Avrupa'da, ardından da Amerika'da aşı yönteminin gelişmesini sağlayarak milyonlarca insanın hayatını kurtardı.

18. yüzyıl kıta Avrupa'sında veba, kolera ve verem gibi hastalıkların yanı sıra çiçek hastalığı da can alıyordu. İngiliz tarihçi Kenneth Warker'in 1954'te yayınladığı Tıp Tarihi isili kitabında belirttiğine göre, o dönemde çiçek salgını, kıta genelinde 60 milyon kişinin canını almıştı! 18. yüzyılda dünya nüfusunu düşündüğümüzde felaketin boyutları daha iyi anlaşılır. Warker'in aktardığı istatistiklere göre, her ülke halkının en az %80'i er geç çiçek salgınına yakalanıyordu. Bunların en az dörtte biri de ya ölüyor, ya görme yetisini kaybediyor (Aşık Veysel gibi) ya da çiçek bozuğu'na (çiçek hastalığında ya da su çiçeğinde görülen ufak sivilcelerden kalan izler) yakalanıyordu. Fransa Kralı XV. Louis de 1774'te çiçek hastalığından ölmüştü.

18. yüzyıl İngiltere'sinde de çiçek hastalığının tedavisi yoktu. Genellikle hastalığa yakalanan çocuklar ölüyorlardı. Dönemin matematikçilerinden biri şöyle demişti: "Hiçbir anne baba, çiçek hastalığını henüz geçirmemiş çocuklarını, kendi çocukları olarak görmüyor". İngiltere'nin Sadbury köyünde doktorluk yapmakta olan Jenner, sütçü kızların diğer insanlara göre çiçek hastalığına daha az yakalandığını gözlemlemişti. Araştırınca bu sütçü kızların daha önce inek çiçek hastalığına yakalandıklarını belirledi. Hayvancılıkla uğraşan bu kızlar, çiçek hastalığına yakalansalar bile, ya hastalığı gayet kolay atlatıyor veya herhangi bir ölümcül sonuçla karşılaşmıyorlardı. Çünkü inek çiçeği hastalığı, insanlara çiçek hastalığına karşı bağışıklık kazandırıyordu. Bunun üzerine Jenner, 14 Mayıs 1796'da James Philipps adında 8 yaşındaki bir erkek çocuğuna sol kolundan "inek çiçeği" cerahati verdi. İki ay sonra da çocuğa ,çiçek mikrobunu enjekte etti. Sonuç hayli ilginçti. Aşıladığı erkek çocuğu, çiçek hastalığına yakalanmamıştı. Bunun çiçek hastalığına karşı güvenli bir yöntem olduğu anlaşılınca da uygulama yaygınlaştı. Bugün aşılama olarak bilinen "vaccination" başlamış oldu. İngilizce "vaccination" kelimesi de, çiçek hastalığı ineklerden alınan örneklerle engellendiği için Latince'de inek anlamına gelen "vacca" kelimesinden türetilmişti.

Kuduz aşısını bulan Louis Pasteur, başka hastalıkları önlemek için aşı yöntemini geliştirene kadar çiçek, aşılama yoluyla önlenebilen tek hastalık olarak kalacaktı. Aşılamayı başlatan Jenner ve ondan yaklaşık 100 yıl sonra bunu diğer hastalıklar için de kullanmaya başlayan Pasteur'un çalışmaları sayesinde bağışıklık sisteminin yapısı anlaşıldı; mikroplar ve virüslerle mücadele yolunda büyük adımlar atıldı.

NOTLAR

--Her ne kadar Batı dünyası tarafından çiçek aşısını bulan ilk kişi olarak Dr. Edward Jenner diye lanse edilse de, çiçek aşısı henüz Jenner doğmadan önce (Doğumu 17 Mayıs 1749) Osmanlı topraklarında uygulanan bir yöntemdi. (Detaylı bilgi için aşağıda vereceğim linki tıklayabilirsiniz. Yabancı dilim, bilimsel makale okuyacak kadar ileri düzeyde olmadığı için ben, makaleyi Google çeviriyle okudum)

--İneklerden kaynaklanan çiçek hastalığını aşı ile tedavi edebileceğini öne sürdüğünde, Jenner alaya alındı. Gazetelerde kendisini hicveden karikatürler yayınlandı.

--Çiçek aşısını denediği insanlar arasında kendisinin 11 aylık bebeği de vardı.

--Çiçek aşısını bulunca, pahalı olur ve parası olmayanlar alamaz düşüncesi ile buluşunun patentini almadı.

İşte Dr. Jenner'ın, insanların hayatını, daha doğrusu yoksulları düşünerek aldığı bu karar beni çok etkilemiş ve bu yazıyı yazmama neden olmuştur. Günümüzde insanlar corona salgınından sapır sapır dökülürken, maddi kazancın, insan hayatının önüne geçmesini  kabullenemiyorum bir türlü. Gerekçesi ne olursa olsun maddiyat, insan hayatından daha kutsal ve değerli değildir. Dolayısıyla, yazımın başında yer verdiğim haberdeki "patent hakları" tartışmasının sonucunu merak ve endişeyle bekliyorum. Belki biri veya birileri Dr. Jenner'i hatırlar ve onun yaptığını yaparlar diye. Yine de ben, Thomas Jefferson'ın 1806'da Edward Jenner'a yazdığı mektuptan ufak bir hatırlatma yapayım; kim bilir birileri duyar ve düşünür.

"Gelecek kuşaklar tarihe baktıklarında, baş belası bir çiçek hastalığı olduğunu ve bunun kökünün senin tarafından kazındığını okuyacaklar."


Kaynaklar

-- Tarihi Değiştiren Bilginler - Ali Çimen, Timaş Yayınları, 5. Baskı.

--https://theconversation.com/judging-jenner-was-his-smallpox-experiment-really-unethical-54362


Görsel: nytimes.com (Dr. Edward Jenner, 8 yaşındaki James'i aşılarken.)


8 Ocak 2021 Cuma





POZİTİF HER ZAMAN SEVİNDİRİR, NEGATİF ÜZER Mİ?



Covid-19 virüsünün hızla yayılım göstermesi nedeniyle WHO' nun (Dünya Sağlık Örgütü) pandemi kararı vermesinden bu yana uzun zaman geçti. Virüs, zengin, fakir, genç, yaşlı, gelişmiş-gelişmemiş ülke demiyor hiçbir engel tanımadan yayılmasına devam ediyor. Yayılması durdurulamayınca ve virüsten ölümler geometrik dizi şeklinde artınca, tüm dünyada  karantina günleri başladı. Böylece yaşlı gezegenimizde neredeyse hayat durdu. İlk olarak Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan virüs, sanki Edward N. Lorenz'in "Kaos Teorisi"ni doğrularcasına kelebek oldu uçtu. Asya'dan sonra, "Kelebek Etkisi"yle Dünya'nın yarısında yaşayan nüfusu etkiledi ve binlerce insanın solunum yetersizliğinden  boğularak ölmesine neden oldu!

Hastalığın teşhisi için yapılan test sonucunu heyecanla bekleyen insanlar, içten içe sonucun negatif çıkması için dua ediyordur eminim. Oysa, negatif kelimesi her daim olumsuzluk içerir ve insan ruhunu bu olumsuzlukla etkiler. Örneğin; ilk karşılaştığınız birinden negatif enerji aldığınızda, o enerjiyi bir daha kolay kolay pozitif enerjiye  dönüştüremezsiniz. Zaman zaman sözcüklere yüklediğimiz anlamlar duruma göre değişiklik gösterebilir. Bu da iyi bir şey. Test sonucunun negatif çıkması, sevindiriyor ve "negatif" sözcüğüne yüklenen olumsuzluğu bertaraf ediyor çünkü. O an, insanın aklına olumsuzluk değil, olumlu, güzel şeyler geliyor ve ruhu rahat bir nefes alıyor. Ya test sonucu pozitif çıksaydı? Anlamı olumlu ama sonucu üzücü ve endişe verici olurdu değil mi?

Düşünüyorum da, negatif-pozitif karşıtlığının geçerliliği, bırakalım doğa bilimlerinde kalsın ve gerçek anlamını burada bulsun. Sosyal bilimlerde ise insan ve toplum için hangisi iyiyse o geçerli olsun, varsın sözcüklerde anlam değişikliği olsun. Yeter ki, bu değişiklik,  insan ruhuna iyi gelsin. Sonuç olarak, pozitif/lik  her zaman sevindirmez, negatif/lik de her zaman üzmez. Bunu, aklımızın bir köşesinde bulunduralım lütfen...


Covid-19 virüsü görseli alıntıdır.