13 Şubat 2021 Cumartesi

 


14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ!



Oldum olası genele özgü günleri sevmedim. Gün eğer benim günümse, bana özel olmalı, aynı günü herkes kutlamamalı. Eğer ben özelsem, ki öyleyim kutlayacağım gün de özel olmalı, genel değil. Benimkisi, klişe tabirle "kapitalizmin icat ettiği gün/günler"e, tüketim toplumu yaratılmasına karşı çıkmak değil, tamamen duygusal bir tavır. Sevginin dolayısıyla sevgiyi göstermenin günü olmaz diye düşünüyorum. Ama sevgili olmanın, ilk aşkı tatmanın elbette bir günü vardır ve bu günlerde kişiye özeldir. Bu bağlamda sevgiyi tadanların günleri de farklı farklıdır, tek bir güne sığdırılamaz. 

Öyle insanlar tanıdım ki, eşinin veya sevgilisinin evlilik yıldönümünü, doğum gününü hatta çocuğunun doğum gününü unutur ya da unutmuş gözükerek kutlamazken, "Sevgililer Günü"nü hiç unutmaz ve mutlaka hatırlar. Neden? Çünkü, basın-yayın organları, sosyal medya, arkadaşları ve çevresi unutmasına izin vermez, bir hafta önceden o gün ile ilgili reklam ve afişleme başlar bile. Ha, o günü unutursa ne olur? Unutan kişi ,evde eşinden, buluştuklarında ya da konuştuklarında sevgilisinden azar işiteceğini çok iyi bilir. Efendim neymiş, falancanın eşi, karısına elmas yüzük almış, filancanın sevgilisi, sevdiği kıza o gün evlenme teklif etmiş v.s. gibi sitem ve küçümseyici tavırlardan kaçınmak için bu genel günü kaçırmak istemez ve günü beynine "mıh" gibi çakar. Maddi durumuna göre bir şeyler alır, hediye alım işi de genellikle erkeklerden beklenir. Kadın almasa da olur. Peki, bu durumda, yani sevgililer gününde alınması zorunlu olan hediyenin kıymeti var mı? Bence yok. Erkek/kadın üzerinde psikolojik ve sosyal baskıyla  oluşan "hediye alma/verme" zorunluluğu gönülden yapılmaz çünkü. Eğer isteniyorsa, o günü pas geçmemek adına, bir demet çiçek çok daha anlamlı olur, çünkü içten verilir.

Amerikalı Ester Howland, 14 Şubat 1800'de ilk "Sevgililer Günü" kartını sevgilisine göndermeseydi, böyle bir günden çoğu insanın haberi bile olmayacak, kapitalistler ticareti canlandırmak, tüketim ekonomisini güçlendirmek için tüketimi körüklemek amacıyla özellikle bu günü küreselleştirmeyecekti. Yukarıda da belirttiğim üzere benim bu güne karşı tavrım tamamen duygusal. Duygusal ama farkında...

Biliyorum; bir 14 Şubat'ta daha "Sevgili enflasyonu" yaşanacak. Hiç de inandırıcı olmayan tavır, davranış ve sözlerle sevgililer, eşler birbirlerinin gününü kutlayacaklar. 15 Şubat'ta ise, dün unutulacak ve "eski tas, eski hamam" sözü yeniden işlevselliğini kazanacak. Bu bir dilek değil, durum tespitidir. 

Özel veya genel günler fark etmez maddi hediyelerin hep bir ömrü, son kullanma tarihleri vardır. Siz siz olun sevdiğiniz insana etkisi bir yaşam sürecek, anımsandığında uzaklara daldıracak, tebessüm ettirecek, hissettirdiği duyguların asla silinmeyeceği sözleri hiçbir önemi olmayan sıradan günlerinizde armağan edin. Tıpkı Nazım Hikmet'in Piraye'ye yazdığı mektubundaki son satırları gibi; 

"Senin bana nasip olman, şahsi hayatımın en değer biçilmez talihidir. "




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder