Uzuntaş Köyü Toprak Damlı Taş Evleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uzuntaş Köyü Toprak Damlı Taş Evleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2026 Perşembe

 



FIRAT HAVZASI'NDAN BOTAN HAVZASI'NA TARİHİ VE KÜLTÜREL BİR YOLCULUĞUN İLK AYAĞI; MUŞ, BİNGÖL, HİZAN (BİTLİS) 



Gezmeyi, görmeyi, değişik kültürleri tanımayı, farklı coğrafyalarda seyehat etmeyi seven biri olarak, Mahatma Gandhi'nin şu sözüne katılıyorum; "Farklı dillere, farklı dinlere, farklı ten renklerine sahip olsak da hepimiz insanlık bahçesinin birer çiçeğiyiz." Ve ufkumu, farklı kültürleri tanıyarak genişletmek için dört tam gün sürecek olan Bingöl, Muş, Bitlis, Tatvan ve Botan (Siirt, Batman) turuna katıldım. Tur programı, daha önce tur yapılmayan yerleri kapsayan özel bir turdu. Muş'a gitmek üzere Esenboğa Havalimanından havalanan uçağımız, Muş Sultan Alparslan Havalimanı'na bir saat on beş dakikada indi. Uçak inişe geçmek üzere alçaldığında, yemyeşil Muş ovasını ve başı karlı heybetli dağları görünce şaşırdım diyebilirim. Çünkü böylesine baskın bir yeşillik beklemiyordum. Daha havada iken Muş'un yeşiliğini sevdim diyebilirim. Muş ovası, tektonik bir çöküntü ovası olup Türkiye'nin en büyük üçüncü ovasıdır. Ova, Güneydoğu Toros Dağları'nın uzantıları olan yüksek dağlarla çevrilidir. Bu dağların en önemlisi Karaçavuş Dağları ve Kurtik Dağlarıdır (2645 metre).



Muş il alanı Fırat Havzası içinde yer almakta ve Murat Nehri ile Karasu Nehirleri il topraklarını ve ovayı sulamaktadır. 26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu  Sultanı Alparslan'ın Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen'i yenip Anadolu kapılarını Türklere açan Malazgirt Savaşı'nın yapıldığı Malazgirt Ovası da Muş'tadır. Muş Ovası, alüvyonlarla kaplı verimli toprakları ve mikro klima özellikleri sayesinde geniş bir tarım yelpazesine sahip olup başta mercimek ve nohut başta olmak üzere buğday, arpa, kavun, karpuz, şeker pancarı, tütün yetiştrilmektedir. Hayvancılığın gelişmesine bağlı olarak da yem bitkileri  de (yonca, korunga, fiğ) yetiştirilmektedir. Ayrıca Muş lalesi de ünlüymüş ama Muş ilinin merkezinde gördüğüm heykelinin dışında zamanı olmasına rağmen canlısını göremedim.

Tarihi Murat Köprüsü

722 km uzunluğuyla Ülkemizin en uzun nehirlerinden biri olan Murat Nehri'nin antik çağlardaki adı Urartu tabletlerinde geçen Arsiani'dir. Murat Nehri, Ağrı, Muş, Bingöl'den geçerek Elazığ yakınlarında Karasu ile birleşerek Fırat adını alır. Murat Nehri üzerinde bulunan Tarihi Murat Köprüsü, Muş il merkezine 15 km uzaklıktadır. Köprünün ilk yapılış tarihi hakkında bilgi bulunmamaktadır. 13. yüzyılda Selçuklular döneminde yapıldığı bilinmekte olup, köprüde bulunan mermer üzerinde yazılan 1871 tarihli kitabeden Osmanlı döneminde köprünün restore edildiği saptanmıştır. 143 metre uzunluğunda, 5 metre genişliğinde olan köprü, toplam 12 gözlüdür. Köprü, günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Halk arasında köprü ile ilgili birkaç efsane söylenegelmektedir.




Muş ilini panoramik görüntüledikten sonra  merkezde bulunan Ulu Camiyi gezdik. Muş Merkez Ulu Camii, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin örneklerinden biri olup tarihi dokusu, sade yapısı ile şehrin en eski kültür varlıkları arasında yer almaktadır. Caminin üzerinde orijinal bir inşa kitabesi bulunmamaktadır. Ancak Bitlis Salnamesi'ne göre 1571 yılında yaptırılmıştır. 




Muş'tan sonra Hizan ve Solhan'a doğru yol aldık.

Bingöl

Bilinen en eski tarihi adı Çapakçur olan Bingöl adı, bölgedeki dağların üzerinde bulunan yüzlerce (kaynaklara göre binlerce) buzul gölünden esinlenilerek 1945 yılında verilmiştir. Bingöl ilinin çevresi Bingöl ve Şerafettin dağlarıyla çevrilidir. Bingöl genelinde arıların nektar topladığı 1700'e yakın bitki çeşidi bulunduğundan arıcılık çok gelişmiştir. Bingöl çevresindeki yaylalara her yıl altmış bin kovan konulduğu bilinmektedir. Bingöl balı, yüksek yaylalardaki zengin bitki örtüsünden elde edilen  ve Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciline sahiptir. Londra Uluslararası Bal Yarışması'nda altın madalya kazanan Bingöl balı, orta tatlılık oranı ve yoğun çiçek aromasıyla bilinir.Bingöl Karlıova'nın yüksek rakımlı yaylalarında üretilen Karakovan balı da oldukça ünlüdür. Bu bal, arıların kendilerinin ürettiği doğal balmumu petekleriyle satışa sunulur ve katkı maddesi içermez.

Yüzen Adalar Tabiat Parkı



Bingöl'ün Solhan ilçesinin Hazarşah köyünde yer alan ve Tabiat Parkı olarak tescillenen Yüzen Adalar'a gittik. Oluşumu oldukça ilginç olan yüzen adaların yüzölçümü iki bin metrekare iken, insan ayağı değdikten sonra mevcut yüzölçümü beş yüz metre kareye düşmüş. Daha büyük olduğunu düşündüğümden yüzen adaları görünce hayal kırıklığına uğradım. Yüzen adalar, tamamen doğal yollarla ve tamamen organik süreçlerle oluşmuş nadir görülen bir doğa harikasıdır. Çevresi dağlar ve yeşil tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan Turna Gölü'nün üzerinde üç adet yüzen ada mevcuttur. Adalar göl içinde bağımsızdır, üzerine çıkıp değneklerle suya dokunulduğunda sal gibi hareket ederlermiş. Ancak ayak basıldığında organik süreç kesintiye uğradığından tabiat parkının içine girilmesi ve gölde yüzülmesi yasaklanmış. İyi de olmuş. Yüzen adalara yukarıdan bakabildik ve fotoğraflayabildik. Adanın üzerinde birkaç dişbudak ağacı mevcuttur. Adaların üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynaşmış ve yapışmış adeta keçemsi bir hal almıştır. Gölün suyu tatlı ve berraktır.








Hizan /Bitlis

Bitlis'e bağlı Hizan ilçesi dağlık ve sarp bir coğrafyaya sahiptir. Ve bu sarp coğrafyada fındık yetiştirilmektedir! Karadeniz Bölgesi dışında fındık yetiştirildiğini Hizan'ı ziyaret etmeseydim bilmeyecektim. Dağlar, tepeler fındık ağaçlarıyla doluydu. Fındık bahçelerini görünce çok şaşırdım. Hizan fındığı, yüksek yağ oranına, yoğun aromaya ve sert bir kabuğa sahip coğrafi bir fındık türüdür. Karadeniz Bölgesi dışında ülkemizin en çok fındık üretim alanlarından biridir. Hizan köylerinin en önemli geçim kaynağını oluşturmaktadır.



Uzuntaş Köyü / Hizan

Oldukça engebeli ve sarp dağlarla çevrili, dar toprak yolla üç yüz yıllık geçmişe  sahip otantik taş evleriyle ünlü Uzuntaş köyüne vardık. Köyün üstünden geçen yoldan köye bakınca "kuş uçmaz, kervan geçmez yer" dedikleri burası olmalı diye düşündüm. Merdiven basamağı şeklinde, dağın yamacına inşa edilen tarihi taş evler, geleneksel mimariyle harmanlanmış. Yüzyıllardır ayakta kalmayı başarmış taş evlerin üstü ise toprak damlı. Köy halen geleneksel köy yaşamını sürdürmekte olup  köylüler misafirperverliğini evlerinde bize çay ikram ederek gösterdiler. Köy doğası ve özellikle sonbahar renkleriyle fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez rotası imiş.







Gayda Göleti /Hizan

Hizan'ın Gayda köyünde bulunan Gayda Göleti'nin etrafı dağlar ve yemyeşil ormanlarla çevrili olup yoğun yeşilliğin içinde gölet suları safir gibi parıldamaktadır. Bu gölet, genellikle dağlardan eriyen kar sularının ve çevredeki dere ve çay sularının toplanmasıyla oluşan bir baraj gibidir. Doğal bir göl olmamasına rağmen, dağların arasındaki konumu ve çevresindeki ormanlar nedeniyle doğal bir görünüm sergiler. Bölgedeki önemli sulama ve su kaynaklarından biridir. Gölün çevresi doğa yürüyüşü için harika bir rotadır.



14-17 Mayıs (4 tam gün) tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz Fırat Havzası, Botan Havzası'ndaki il ve ilçeler ile Van/Bahçesaray'ın da içinde yer aldığı, daha önce gidilmemiş yerleri çok özel bir rota ile programlayan rehberimiz Emine Gökçe'ye çok teşekkür ederim. Bölgeyi ve yöre kültürünü iyi tanıması, tarihini çok iyi bilmesi  nedeniyle gezdiğimiz yerleri, dağları, ovaları, bitkileri o kadar güzel anlattı ki genel kültürüme kültür kattı diyebilirim. Bu geziyle ufkum daha da genişledi...

- Fotoğrafların tümü tarafımdan çekilmiştir.