Winston Churchill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Winston Churchill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2016 Perşembe




BABALAR VE OĞULLARI







Başlığı okuyunca aklınıza ilk gelen Ünlü Rus yazar Turgenyev'in "Babalar ve Oğulları" romanı oldu değil mi? Haklısınız. Başlık o romanı çağrıştırıyor. Ama benim anlatacağım iki baba ve iki oğulun gerçek hikayesi. Bu öyle bir hikaye ki, geçmişte yapılan bir  iyilik, insanlığa bir bilimadamı ve dünyaya yön verecek olan bir politikacı kazandırmış.

Gazetelerin okunduğu zamanlarda beğendiğim yazıları kesip dosyalama alışkanlığım vardı. Dosyaladığım gazete kupürlerini ara sıra çıkarır, okurum. İşte bu okumalarımdan birinde 2 Ocak 2013 tarihli Vatan Gazetesi' nden kesmiş olduğum Reha Muhtar' ın "Hayatı İki Defa Kurtulan Adam!.."  başlıklı yazısına rastladım. Yazıyı okuyunca, hatırladım. Daha önce olduğu gibi, yine çok etkilendim ve yazmaya karar verdim. Öyle ki, bu hikaye adeta "İyilik eden, iyilik bulur." ata sözünün somutlaştırılmış hali...

Bir İngiliz aristokrat karısı ve oğlu ile yaz tatillerini doğayla iç içe geçirmek için İskoçya' nın uçsuz bucaksız kırlarına giderler...

Tatil günlerinin birinde aristokratın oğlu köyün hemen yanı başındaki koruda tek başına dolaşmaya çıkar...Ağaçlar arasında bir gölet vardır...

Delikanlı göletin dayanılmaz çekiciliğine kapılarak içine girer...

Vücudunu suyun dayanılmaz çekiciliğine kaptırmıştır ki, dayanılmaz bir sancıyla irkilir...

Ayağına kramp girmiştir...

Birkaç dakika içinde kendini suyun üzerinde tutacak son gücünü de tüketir genç adam...

Panik içinde can havliyle bağırmaya, yardım çağırmaya başlar...

Suyun yakınlarında bir yerde tarlasında çalışmakta olan bir köylü genç, feryatları duyunca işini bırakıp hemen feryatların geldiği yöne doğru koşar...

Çırpınmakta olan genci görür...

Hemen suya atlar ve delikanlıyı boğulmaktan kurtarır...

Delikanlının babası, oğlunu mutlak bir ölümden kurtaran köylü gençle tanışıp teşekkür etmek için onu evine davet eder...

Sohbet sırasında oğlunu kurtaran gence gelecekle ilgili planlarını sorar...

-"Babam gibi çiftçi olacağım..." diyerek isteksizce cevap verir genç adam...

Aristokrat baba, oğlundan dolayı duyduğu vefa borcunu ödemek için aradığı fırsatı bulduğunu düşünür...

-"Başka bir şey olmak mı isterdin yoksa?.." diye sorar köylü gence...

-"Evet..." diye başını öne eğer genç İskoç..."Hep doktor olmak isterdim...Ama böyle pahalı bir eğitimi babam karşılayamaz..."

İngiliz aristokrat baba, bunun üzerine gence dönerek, "Tıp fakültesinde okuman için gerekli tüm masrafları ben karşılayacağım..." der.

Çiftçi Fleming' in oğlu Londra' daki St.Mary's Hospital Tıp Fakültesi'nden mezun olur...

Bir süre sonra 'penisilin'i bulan bilim adamı olarak tüm dünyaya adını duyurur...

Bir süre sonra oğlunu gölette kurtardığı adamın oğlu bu kez de zatürreye yakalanır...

Zatürre hastalığından oğlunu Fleming'in bulduğu 'penisilin' kurtarır...

Aristokratın parasıyla tıp fakültesini bitiren genç adam, tıp alanındaki buluşlarıyla 1945 yılında Nobel Tıp Ödülü2 nü kazanır...

Bu öyküde adı geçen İngiliz aristokratın ismi ise Lord Randolp Churchill' dir...

Kurtarılan oğlunun adı sonradan İngiltere Başbakanı olacak olan ünlü Winston Churchill...

Ya onu kurtaran ve sonradan babasının karşıladığı masraflarla doktor olan çiftçi genç kimdir merak edermi siniz?..

Sir Alexander Fleming...

Aralık 1943' te Winston Churchill Kuzey Afrika' da hastalanır...

Teşhis zatürredir...

Doktor Alexsander Fleming' e haber gönderilir...

Fleming İngiltere' den Afrika' ya uçar ve yeni ilacını İngiltere Başbakanı' na tatbik eder...

İlaç hemen etkisini gösterir ve Alexsander Fleming, Winston Churchill' in hayatını kurtarır...

İkinci kez...
                 
                                                                 *****

İskoçyalı genç çiftçi Fleming, aristokratın oğlunu boğulmaktan kurtarıyor. Aristokrat baba da doktor olmak isteyen genç çiftçinin tıp fakültesini bitirmesi için maddi destek sağlıyor. Ve İskoçyalı Fleming penisilini buluyor. Bulduğu penisilinle İngiliz aristokratın oğlunun hayatını ikinci kez kurtarıyor...

Düşünün bir kez, kader ağlarını böyle örmeseydi ne olurdu? Elbette bu soruya net bir cevap verilemez; ama muhtemelen Churchill' in oğlu Winston gölde boğularak ölürdü. Fleming babası gibi çiftçi olurdu. 'Penisilin'i belki başka biri bulurdu.  II. Dünya Savaşı'nda Churchill'siz İngiltere ne yapar, dünya tarihi nasıl yazılırdı? Dedim ya, bunlar sadece düşünceler...Gerçek olan bir şey var ki, yapılan bir iyilik domino taşı gibi tüm dünyayı etkiliyor. Tabii, aynı şekilde yapılan her kötülük de...Bizler, iyiliğin ya da kötülüğün yapıldığı esnada bunun farkında olmayabiliriz; ama farkında olan ve unutmayan bir 'tarih' mutlaka vardır...

"Hayatını aldıklarınla kazanırsın; ama verdiklerinin üzerine bina edersin."

Winston Churchill




11 Şubat 2013 Pazartesi




ZAFER  İÇİN
"Eğer hala rahatlıkla ve kan akıtmadan alabileceğin hakkın için mücadele etmiyorsan; zaferden emin olduğun ve çok fazla bedel ödemeyeceğin savaşa girmiyorsan; mücadele etmek, savaşmak zorunda olduğun an, tüm bahisler senden yana değilken, gelir sana ve bu kez hayatta kalacağın bile şüphelidir. Elbette daha kötüsü de vardır. Hiçbir zafer umudu yokken de mücadele etmek, savaşmak zorunda kalabilirsin; çünkü mahvolmak bile köle olarak yaşamaktan iyidir."    Winston Churchill

II. ci Dünya Savaşı' nın kaotik ve karanlık günlerini bizzat yaşayan, halkının  çektiği sıkıntı ve acıların  tanığı olan Başbakan Churchill, sözleriyle halkına umut vermiş, cesur olmaları için onları yüreklendirmiştir. Çünkü, cesaretin insanı zafere götürebileceğini biliyordu. Ve tarih, O' nu haklı çıkardı.
Zafer sadece savaşta kazanılan başarı değildir; zafer aynı zamanda  bir yarışma ve uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarıdır da. Hiç bir zafer yoktur ki çaba harcamadan, mücadele etmeden, kayıplar vermeden kazanılmış olsun.İnsan, zafer umudu yokken bile, ayakta kalmak, var olmak için mücadele etmek zorunda kalabilir, mağlup ta olabilir. Ne zaman mücadele etmekten, çabalamaktan vaz geçerse asıl yenilgiyi o zaman kabullenmiş olur ki, hiç bir zafer umudu kalmaz. "Bazı amaçlar o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır" der Ahmet Haşim. Mağlup olmak pahasına bile olsa değerli bir amaç  için mücadele etmeye değmez mi?
Dip Not: W.Churchill' in bu sözü blogum için, İngilizce aslından A.M. Kara tarafından çevrilmiştir.