Katır Çiğdemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Katır Çiğdemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2024 Pazartesi

 


KATIR ÇİĞDEMİ (COLCHICUM SZOVITSII)




Katır çiğdemi veya bilimsel adıyla Colchicum  szovitsii, Kafkasya, Türkiye ve İran'a endemik, Colchicaceae familyasından çok yıllık bir acı çiğdem türüdür. Cins, adını Antik Kolhis Krallığı'ndan almıştır. 200 ile 3250 metre yükseklikteki ıslak çayırlık ve nemli kesekli yerler, stepler ve Pinus orman kenarlarında yetişmektedir. Şubat ve Mayıs ayları arasında çiçeklenir. (Vikipedi)

Tüm fotoğraflar 25 Şubat 2024 günü Akkaya Yaylası / Çamlıdere'de tarafımdan çekilmiştir. Fotoğraflar iznim olmadan kullanılamaz.




















10 Mart 2020 Salı




KIZILCAHAMAM OTACI KÖYÜ YÜRÜYÜŞÜMDEN GÖRSELLERİM

Katır Çiğdemi

08.03.2020 günü, Yol Arkadaşım doğa Sporları Ve Yürüyüş Grubu ile Otacı Köyü ve Yunak Yaylaları'nda yürüdüm. Rota renkliydi, çünkü her bir taraf çiçekliydi. Böylesine farklı ve birçok çiçeği bir arada görünce, sevinçten havalara uçtum. :)

İlkbaharın bu ilk günlerinde gözünüz, gönlünüz açılsın diye, çektiğim fotoğrafları sizlerle  paylaşıyorum. Fotoğraflarını çekmeye doyamadığım çiçeklerin hayat bulduğu Otacı Köyü hakkında kısa bir bilgiyi de paylaşmalıyım.

Otacı, çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında hekim veya eczacı anlamında kullanılan bir unvandır.
Rivayete göre, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han ile Timur arasında, ortaçağ tarihinin en kanlı meydan savaşlarından biri olan ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan, Osmanlı Devleti'nin parçalanmasına ve Fetret Devri (1402-1413) olarak bilinen bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına yol açan, Ankara Savaşı, Otacı Köyü'ne sınır olan Çubuk Ovası'nda yapılmıştır. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid Han, ordusunda yaralanan askerleri, Otacı Köyü'nün bulunduğu mevkiye Sahra Hastanesi kurarak tedavilerinin yapılmasını sağlamıştır. Bu yüzden köye, şifa veren yer anlamına gelen Otacı adı verilmiştir. Köy, Ankara iline 83 km. Kızılcahamam ilçesine 23 km. uzaklıktadır. Kızılcahamam'ın en büyük köylerindendir. Köyün yaylaları, Çubuk Karagöl'le sınırdır.

Otacı Köyü ve çevresi, Karadeniz Bölgesi ile Orta Anadolu arasında geçiş alanı özelliği taşımaktadır. Geçiş alanında yer alması, alanın iklim bakımından Karadeniz ikliminin ve Orta Anadolu Bölgesi'nin karasal ikliminin etkisi altında kalmasına neden olmuştur. Bu da bitki örtüsünün fiziki görünümü ve dağılışını etkilemiştir. Bu nedenle, zengin bir floraya sahiptir.
İşte, bu zengin floradan seçtiklerim:

Çakır Çiğdem(endemik)
Ankara Çiğdemi(endemik)







Ankara Çiğdemi(endemik)
Orman Sümbülü









Kardelen Çiçeği









Öksüzali Çiçeği


Kar Dikeni
Sütlüağu


Görsellerin tümü tarafıma aittir. İzinsiz kullanılamaz.

27 Şubat 2020 Perşembe




KİRMİR VADİSİ FLORASI

Kirmir Vadisi'nden bir görünüm

Kirmir Vadisi, kaynağını Kızılcahamam'ın kuzeyindeki Işık Dağı'ndan alan Kirmir Çayı'nın, Pazar Çayı ile birleştiği noktadan başlayarak Sarıyar Barajı'na döküldüğü yere kadarki kısmını ve Beypazarı ve çevresindeki jipsli, killi, marnlı tepelik alanları kapsar.

Buzul çağları öncesinde, çok sıcak iklim koşullarında göl tabanında tortulanmış olan jipsi kil, marn tortulları üzerine yerleşen Kirmir çayı, daha derinde bazalt ve andezit gibi volkanik kayaçların oluşturduğu katmana indiğinde de bulunduğu alanı aşındırmaya devam etmiş ve bugün, kuşların üremesi açısından büyük önem taşıyan yarma vadiler oluşturmuştur. Çevresine göre daha sıcak ve nemli koşullara sahip Kirmir Vadisi, bu özelliği nedeniyle karasal iklim koşullarında yaşayamayan pek çok bitki türüne ev sahipliği yapar. *

Endemik bitki türleri açısından önemli bu alan, flora bakımından da çok zengindir. Flora ya da bitey bir ülke, bir bölge veya belirli bir yöredeki bitki, mantar ve bakteri türlerinin tümüne verilen addır. Flora sözcüğü Latince olup, Roma Mitolojisi'nde bitkiler ve ilkbaharın tanrıçasına verilen isimdir.

23.02.2020 Pazar günü, Kirmir Vadisi'nin dere tabanından yükselmeye başladık. Yükseldikçe gördüm ki, bozkırın altın sarısı Ankara çiğdemleri birlik olup, önümüze halı sermişler, adeta bizi bekliyorlardı, hem de açılmış, serpilmiş en güzel halleriyle. Bu güzelliklere basmamaya özen göstererek tırmanmaya devam ettik ve en yüksek noktaya ulaştık. Rehberimiz burada fotoğraf çekme molası verdi. Hava açık ve güneşliydi ama yükselti fazla olduğundan, bulunduğumuz tepe rüzgarlıydı ve hepimiz terliydik. Ama terli olmak kimin umurundaydı? Gördüğümüz manzara muhteşemdi. Ben manzarayı doyasıya izledikten sonra, kaya diplerine ve kuytu yerlere bakmaya gittim. Biliyordum ki, en güzel çiçekler buralarda açarlar. Onlar göz önünde olmayı istemezler, onları bulmak isteyenler aramalı, biraz  zahmete girmeliydi. Güzelliklere öyle kolay ulaşılmazdı çünkü.

Derken, henüz topraktan tam olarak başını çıkaramamış ama sarı çiğdemlerin arasında "ben de varım" diyen üç küçük öksüzali çiçeğine gözüm takıldı. Evet o yükseltide sadece üç tanesi yaşam bulmuştu. Çevreye dikkatlice bakındım, daha sonra yürürken de gözlerim onları aradı ama göremedim öksüzali'nin arkadaşlarını. 

Öksüzali

Öksüzali

İnişe geçerek, İnönü Mağaraları'na dek yürüdük. Yol boyunca ve mağaraların oluştuğu kayalıklarda çiçekleri, otları ve bitkileri fotoğrafladım.  İşte, objektifime takılanlar:

Altın sarısı Ankara çiğdemi

Katır çiğdemi









Sütleğen

Göbekotu

Turna Gagası

Dalakotu

Kara Yosunu



*dogadernegi.org

Fotoğrafların tümü tarafıma ait olup, izinsiz kullanılamaz.