Çikolata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çikolata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2020 Perşembe




KOCASININ KOYDUĞU AĞIR VERGİLERE KARŞI ÇIKAN CESUR BİR KADIN: LADY GODİVA


Tarih, korkakları unutur, cesurları ise zaman tünelinin çıkışında gün ışığıyla karşılar. İşte, anlatacağım Lady Godiva efsanesi de, gün ışığıyla karşılanan cesur bir kadını, aradan bin yıl geçmesine rağmen günümüze taşıyor.

Günlerden 8 Şubat cumartesi ve Ankara'da hava buz gibi. Evden dışarı çıkmak için iyi bir bahane bulmak gerek. Sıcacık bir yerde iyi bir kahve içmekten daha  güzel bir bahane olur mu? Benim için olmaz. Vakit kaybetmeden kızımla birlikte , Panora AVM'ye gittik. Hep yaptığımız gibi Godiva Cafe'ye oturduk ve kahvelerimizi söyledik. Kahvelerimiz ve tatlılarımız gelinceye kadar kızımla sohbete daldık. Sohbetimizin konusu, doğal olarak hayat pahalılığı ve üst üste gelen zamlardı. O arada, tam zamanında gelmiş gibi, önümüze konulan kağıttan yapılmış Amerikan servisinde yazılanları okuyup okumadığını sordum kızıma. Hayır cevabını alınca, okumasını söyledim. Ben, öyküyü biliyordum ve Belçika menşeli çikolata markasını tanıyordum. Kızım, yazılanları okuduktan sonra; "Vay be! Ne kadınlar varmış dünyada da, haberimiz yokmuş meğer" dedi. Sonra kahvelerimiz geldi ve biz, efsaneyi konuşarak, keyifle yudumladık kahvelerimizi.

İşte, hem sadakatin hem başkaldırının hem tutkunun hem de şefkatin hikayesidir, Lady Godiva'nın hikayesi. Hikaye şöyle:

"Halk 11. yüzyılda İngiltere Coventry'de uygulanan ağır vergiler sebebiyle isyan halindedir. Vergileri artıran Lord Leofric'in eşi Lady Godiva, halktan yana tutum alır. Eşini vergileri indirmesi yönünde ikna etmeye çalışır. Lady'nin ısrarından rahatsız olan Lord Leofric, eşine asla kabul edemeyeceğini düşündüğü bir teklif yapar. Lady Godiva'nın at sırtında, sadece saçlarına sarınarak, Coventry sokaklarını boydan boya geçmesi koşuluyla vergi yükünü azaltacaktır. Lady Godiva'nın buna cesaret edemeyeceğine inanan Lord, eşinin baskılarını bu şekilde kıracağını düşünür.

O an geldiğinde, Lady Godiva atının üzerinde vakur ve kendinden emin bir şekilde geçişini yapar. Bu durumu öğrenen halk; dükkanını kapatır, evlerine girer. Lady'nin onuruna kimse sokağa adımını atmaz, hiçbir pencerenin perdesi aralanmaz. Lady'nin bu cesur davranışı karşısında, ona duydukları derin saygıyı gözlerini kapatarak gösterirler.

Lord Leofric eşine verdiği sözü tutar, vergileri indirir. Bu olaydan sonra Lady Godiva'nın cesareti, kararlılığı, saflığı, tutkusu ve güzelliği pek çok sanatçıya ilham verir."

Döneminin(ortaçağ) sembol isimlerinden olan Lady Godiva'nın hikayesi popüler kültürde de yer bulmuş ve film çekilmiştir. Ayrıca, hikaye Freud tarafından da incelenmiştir.

Görsel, alıntıdır.





23 Eylül 2014 Salı




AVRUPA' NIN  ÇATISI: HELVET  KONFEDERASYONU




En azından, bir çoğunuzun bu isme yabancı olduğunu sanıyorum. Avrupa' da böyle bir ülke mi var, dediğinizi duyar gibiyim. Merakınızı uyandırıp ilginizi çekebildiysem eğer, bu ülkeyi çok iyi tanıdığınızı söyleyebilirim. Bu ülke, İsviçre' dir. Dünyada İsviçre diye bilinen ülkenin resmi adı Helvet Konfederasyonu' dur. Bankacılık ve finans sektörlerinde çok güçlü bir ekonomiye sahip olan, büyüleyici doğası ve karlı dağlarıyla Avrupa' nın çatısı olarak adlandırılan küçük ülke İsviçre.  Adını duyduğumuzda aklımıza ilk gelenler; saat, çikolata ve peynir olan ülke.

İsviçre' yi yazmak nereden aklıma geldi? İstediğimiz takdirde,"Google" a yazarak, İsviçre ile ilgili  bilgilere ulaşabiliriz. Ancak, ulaşamayacağımız bilgiler de olacaktır ki, bu bilgileri  de okuduğumuz kitaplardan ediniriz. Kitaplar, "İnternet" ten daha detaycı ve daha güvenilir kaynaklardır. Bu bağlamda, daha önce okuduğum Dan Brown' un "Melekler ve Şeytanlar" romanı ve son olarak okuduğum Paulo Coelho' nun "Aldatmak" romanından İsviçre hakkında öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Ne de olsa, bu bir "Genel Kültür" blogu.

İsviçre siyasetini ülkemiz siyasetiyle karşılaştırdığımda çok ilginç buldum. Paulo Coelho kitabında İsviçre siyasetine dair şunları yazıyor: İsviçreli siyasetçilerin özel yaşamlarıyla kimse ilgilenmez. Sadece iki şey skandala yol açabilir: yolsuzluk ve uyuşturucu. Gazeteler konu eksikliği çektiğinden bu unsurlar devreye girerse olay alabildiğine büyür ve beklenenden daha ağır sonuçlar ortaya çıkar.

Ama siyasetçilerin metresi olup olmadığını, kerhanelere gidip gitmediklerini ya da eşcinselliklerini açık edip etmediklerini hiç kimse merak etmez. Seçim vaatlerini yerine getirdikçe ve kamu bütçesini aşmadıkça  sorun yoktur. İsviçreliler huzur içinde yaşayıp giderler.

İsviçre' nin başkanı her sene değişir (doğru duydunuz, her sene) ve halk tarafından değil, İsviçre Devleti' nin yönetimini üstlenmiş yedi bakanın oluşturduğu Federal Meclis tarafından seçilir. 

İsviçre halkı her şeye kendisi karar vermeye bayılır. Bu nedenle plebisit propagandaları eksik olmaz.Çöp torbalarının renginden (siyah galip geldi) silah ruhsatlarına (ezici çoğunluğun oyu sayesinde İsviçre dünyada kişi başına en çok silah düşen ülkeye dönüştü), ülke çapında inşa edilmesine izin verilen minare sayısından (dört) yabancılara tanınan sığınma hakkına kadar hepsine plebisitle karar verilir.

Diğer Avrupa ülkelerinde şaşkınlık uyandırsa da, biriyle karşılaşıldığında yanaklarından üç kez öpmek İsviçre' de adettir. İsviçre' ye gittiğinizde şaşırmayın!

İsviçre' nin ikinci büyük kenti Cenevre' de bulunan bir şato, ünü günümüze kadar ulaşan bir canavara hayat vermişti, oysa bu canavarı yaratan kadının adını çok az kişi bilir. Canavarın adı: Frankenstein. Yaratıcısı da İngiliz şair Percy Bysshe Shelley' in on sekiz yaşındaki "karısı" Mary' dir. Karı-koca Shelley' ler bu şatonun sakinlerinden İngiliz şair Lord Byron' a konuk olduklarında kaldıkları süre içinde Mary, Frankenstein canavarını yaratmış, İngiltere' ye döndüklerinde kitabını bastırmıştır.

Vatikan' ı Papa' yı korumakla yükümlü 110 muhafız İsviçre vatandaşıdır. Muhafızların hikayesi 1505 yılında Papa II. Julius' un, İsviçre' den kendisini koruyacak bir birlik göndermesini talep etmesiyle başlıyor. O tarihte İsviçre askerlerinin ünü tüm Avrupa' da biliniyor. Eylül 1505' te 150 İsviçreli asker, ilk defa Roma' ya giriyor. Ancak İsviçre Muhafızları' nın resmi kuruluşu 22 Ocak 1506 olarak kabul ediliyor.İsviçreli Muhafız olmak için Katolik, bekar ve İsviçre vatandaşı olunması, askeri görevini yapmış, lise veya üniversiteyi bitirmiş, 19-30 yaşları arasında ve en az 174 cm uzunluğunda olunması gerekmektedir.

Son olarak, bildiğinizi düşündüğüm şu bilgiyi yine de eklemek istiyorum. İsviçre Avrupa' nın önemli kültürlerinin kavşağında yer aldığından bu kültürler ülkenin dillerini ve kültürünü önemli ölçüde etkilemiştir. İsviçre' nin dört resmi dili vardır; Kuzeyde ve orta İsviçre' de Almanca, batıda Fransizca, güneyde İtalyanca ve güney-doğuda Graubunden kantonunda küçük bir azınlık tarafından konuşulan Romanş. Federal hükümet dört resmi dili de kullanmak zorundadır.


Görsel: onedio.com