Thomas Hobbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thomas Hobbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2013 Pazartesi




İLK  MODERN FİLOZOFLAR


On yedinci yüzyılda ortaya çıkan ilk modern filozoflar, Karanlık çağların sona erdiğini gözler önüne sermişti. Francis Bacon, Thomas Hobbes, Rene Descartes ve Galileo gibi isimler tarafından teşvik edilen felsefi devrimin ardından, dünyanın artık eskisi gibi olması mümkün değildi. " Bilgi güçtür," diye ilan eden Bacon, inanç ve kılıç arasında üçüncü bir hayati yol açmıştı: Bilim. Bilim sözcüğü o zamana dek henüz türetilmemişti, ancak Bacon' un deneysel bilgiye odaklanması ile dünyayı deneyimlemek ve üzerinde deneyler yapmak için yeni bir yöntem bulunmuştu.

Bacon' a göre, eğer güç bilgiden geliyorsa, bilgi de deneylemeden geliyordu. Bacon, hem deneyimin hem de nedenin dünyayı tanımak adına gerekli olduğunu savunuyordu. Dünya, bilimsel yöntemi bizlere kazandırdığı için Bacon' a büyük minnet borçludur.

 Büyük minnet duyduğum,Bacon' un sevdiğim bir sözünü bir doğasever olarak sizlere aktarmak istiyorum: " İnsan bilgisi ve insan gücü bir aradadır, çünkü nedenin bilinmediği yerde etki sağlanamaz. Doğanın buyruklarına uyulmalıdır... Doğanın inceliği, çoğu zaman duyguların ve kavrayışın inceliğinden büyüktür."


Not: Bacon, mali durumu iyi olan kültürlü bir aileden geliyordu ve bilgeliğini Latince olarak kayda dökmek için birkaç sekreter tutmuştu. Genç Thomas Hobbes' da Bacon' un sekreterlerinden biriydi. Hobbes, zamanla mesleğini iyi öğrenmiş, akıl hocasını geçmişti. İlk modern düşünürlerin önde gelenlerinden biri olan Hobbes, ilk siyaset bilimci ve ilk deneysel psikologdu.

Kaynak: Lou Marinoff - Prozac' ı Bırak, Platon' a Bak (Felsefe Terapisi)



9 Kasım 2012 Cuma




GÖLGESİNDEN  KORKANLAR



National Geographic Türkiye

Korku, bir tehlike veya bir tehlike düşüncesi karşısında uyanan bir kaygı duygusu olup sonradan öğrenilir. Çocukların deneme-yanılma yoluyla canları acıyarak öğrendiği gibi. Her insanda bu duygu karmaşık fizyolojik değişimlerle kendini gösterir. 

Aslında korku, insan organizması için gereklidir. Düşünsenize; sosyal bir varlık olan insanın hiç korkmadığını, korkusuz insan topluluklarının neler yapabileceğini...Korktukları halde iki dünya savaşı ile milyonlarca insanın ölümüne neden olanların bir de korkmadıklarını varsayarak düşündüğümüzde gezegenimizde canlı kalmayacağını söylemek abartı sayılmaz. Eğer korku olmasaydı, cesaret olabilir miydi? İşte sorunun cevabı için  güzel bir örnek:

Çok eskiden; demokrasinin olmadığı, mutlakiyetle yönetilen ülkelerde başa geçecek kişinin cesareti sınanırmış. Bu sınamaya tabi tutulan Büyük İskender' in hikayesi şöyle: " Makedonya Kralı II. ci Filip' in hızlı, yaman mı yaman bir atı varmış. Hiç bir binici atın üstünde kalamıyormuş, çünkü at kısa sürede biniciyi yere çalıyormuş. Kral II. ci Filip oğlu İskender' in ata binmesini emretmiş. İskender ata binmeden önce, neden insanları üstünden attığını araştırmış. Sonra bir gün ata bindiği gibi güneşe doğru sürmüş. At, kendisini üstünden atmamış. Çünkü kendi gölgesinden korkuyormuş. "

Atın korkusu, İskender' e hizmet etmiş ve  onu cesur kılmıştır. İskender'in cesaretini  doğuran, bindiği atın korkusunun nedenini çözmüş olmasıdır.. İnsanlar için de durum atınkinden farklı değildir.. Kendi gölgesinden korkanlar; suya-sabuna dokunmazlar, başkalarının istediği doğrultuda başkaları için yaşarlar, başkalarının kendisi hakkında ne söyledikleri, ne düşündükleri çok önemlidir, bu yüzden hayır demeyi bilmezler, utangaç ve pısırıktırlar. Bu bağlamda; kendi gölgesinden korkanlar, özgürlüklerinden vazgeçenlerdir.

Siz, siz olun kendi gölgenizden korktuğunuzu başkalarına hissettirmeyin. Aksi taktirde, korkularınız onlara hizmet eder, size değil..." Thomas Hobbes " İnsan insanın kurdudur." diyerek korkunun insan yaşamına egemen olduğunu savunmuştur. Unutmayın! Korkunuzu yendiğiniz ölçüde özgürleşirsiniz.