30 Ağustos Zafer Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ağustos Zafer Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2023 Salı

 


ATATÜRK'ÜN KADINLARIMIZA VERDİĞİ HAKLAR İLE LİDİA POET'İN HUKUK MÜCADELESİ ÜZERİNE


Yarın 30 Ağustos "ZAFER BAYRAMI"nı kutlayacağız. Zafere giden yolda içeride ve dışarıda birçok engelleri aşmışız ve bu uğurda şehitler vermişiz. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm şehitlerimizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Güzel vatanımızı düşman işgalinden kurtardıkları ve bizlere bağımsızlığımızı kazandırdıkları için kendilerine sonsuz minnet duyuyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki başlıkla, zafer bayramının ne alakası var? Açıklayayım. Uzun zamandır izlemek istediğim bir dizi vardı ama fırsat bulup izleyememiştim. Bugün  Lidia Poet'in Hukuk Mücadelesi adlı altı bölümlük o diziyi izledim. Dizi hakkındaki görüşlerimi yazmadan önce, dizi boyunca ATAM'a rahmet okuduğumu belirtmeliyim. Avrupa ülkelerinden çok önce biz kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdığı, kız çocuklarına eğitim hakkı verdiği  ve de tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ayrım yapmadan kadınlara çalışma olanağı sağladığı içindi rahmet okumam. Ben bugün yüksek öğrenimli ve bir kamu kuruluşundan emekli bir kadınsam, bunu tamamen ATATÜRK'ün kurduğu Cumhuriyet'e,  dahası ATAM'ın kadınlara verdiği değer ve öneme ve kadınları "insan" olarak kabul etmesine borçlu olduğumun bilincindeyim çünkü. Kasıtlı olarak bunu yok sayanların veya bilincinde olmayan kadınların dönüp tarihe bakmaları gerekmez. Günümüz İslam Ülkeleri ile geri kalmış ülkelerdeki kadınların yaşam tarzlarına, kılık-kıyafetlerine ve eğitim-öğretimlerine bakmaları yeterli olur sanırım. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha sevgi, saygı, minnet ve rahmetle anarken biz kadınları yücelten birkaç sözüne de yer vermek istiyorum.

"Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır."

"Ben, saygıdeğer hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, tersine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak bilgi ve kültürle donanacaklarına asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle inananlardanım."

"Kadınlarını okutmayan milletler yıkılmaya mahkumdur."

LİDİA POET'İN HUKUK MÜCADELESİ DİZİSİ 

Lidia Poet, 19. yüzyıl İtalya'sında ilk kadın avukattır. Dizide kadın avukatın, mesleğini icra edebilmesi için çektiği zorluklar ile bu zorluklara karşı  yılmadan verdiği mücadelesi anlatılmaktadır. 

Lidia Poet, 26 Ağustos 1855 yılında Torino'da doğmuştu. Torino Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş ve 17 Haziran 1881'de diplomasını almıştı. Avukatlık yapabilmek için Torino Barosu'na kaydı yapılmışsa da daha sonra başsavcının itirazı sonucu, Baro kaydı iptal edilmiş ve avukatlık yapması yasaklanmıştı. Bu karara karşı temyize başvurmuş ancak yüksek mahkeme yerel mahkemenin verdiği kararı onaylamıştı. Mücadele etmekten yılmayan Lidia Poet, yine avukat olan ağabeyinin yanında önceleri ona yardımcı olmuş -ki ağabeyi bile kardeşinin avukatlık yapmasını hoş karşılamıyor- sonrasında ağabeyinin izni ile ona yardımcılık yapmış ve ondan çok daha başarılı olduğunu kanıtlamıştı. Dizide temyiz mahkemesi sonucunda İtalya'da avukatlık yapamayacağını anlayan Lidia Poet, Cenova'dan kalkacak gemiye binmek üzere özgürlükler ülkesi diye anılan Amerika'ya, daha doğrusu New York'a doğru yola çıkmadan önce ona destek olan kadınların desteği eşliğinde ailesi ile vedalaşıyordu. Ve dizi burada bitiyordu.

Merakımı gidermek için Lidia Poet'in sonraki yaşamı hakkında İnternet'te bir araştırma yaptım. en.wikipedia.org'da şu bilgiyi buldum: "Hayatının geri kalanında Poet uluslararası kadın hareketinde aktif olarak yer aldı. 17 Temmuz 1919 tarih ve 1176 sayılı kanunla kadınların bazı kamu görevlerinde bulunmalarına izin verildi. 1920 yılında 65 yaşında bir kadın olan Lidia Poet'in Baro'ya kaydedilmesi ve resmi olarak avukatlık yapması artık mümkün değildi." 

1920 yılında ülkemizde ise Türk milleti olarak kurtuluş mücadelesi veriyorduk. "Ya istiklal ya ölüm" diyerek şehit olmayı göze alan atalarımız verdikleri kurtuluş mücadelesini, 30 Ağustos 1922'de zaferle taçlandırdılar. Ve 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyet sonrasında kadınlarımız, hak ve hukuk konularında Avrupalı kadınları geride bıraktılar...

Diziyi biraz da duygusallıkla izledim. Çünkü kızı avukat olan bir anneyim. Ve bu dizide anlatılan İtalya'nın ilk modern avukatı olan Lidia Poet'nin verdiği mücadeleleri izleyince, mücadeleye gerek kalmadan ve hiçbir zorluk çekmeden biz kadınlara eğitim-öğretim ve de çalışma hakkı veren/tanıyan ATATÜRK'ü ve yaptıklarını hatırlatmayı kendime görev saydım. Umarım yazımı okuyanlar, Lidia Poet'in hayatından esinlenilerek çekilmiş olan bu diziyi izledikten sonra ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabileceklerdir.



29 Ağustos 2016 Pazartesi









SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN


Sana borçluyuz ta derinden
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın
Hasta, yorgun düşmüştük
Yaralarımızı iyice sardın

Yiğittin, inanç doluydun, yapıcıydın
Sanatkardın, denizler kadar engin
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin

Dedin ki bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyu geri kalmış
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış

Dedin ki bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden
Bilgiyle, inançla coşkunlukla
"Öğün, çalış, güven"

Sana borçluyuz ta derinden
Işığısın bu yurdun
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun

Hürriyeti sen yaydın içimize
Halkçıyız dedin halk içinden
İnançta hür yetiştirdin bizi
Borçluyuz sana ta derinden

Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti
Bu milleti temiz ellerin
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemaller' in

Cahit Külebi




30 Ağustos "ZAFER BAYRAMI" mız kutlu olsun.  O zafer kazanılmamış olsaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti varolamazdı. Sana borçluyuz ta derinden; varlığımızı özgür kıldığın, cumhuriyeti kurduğun, devrimlerle milletimizi yücelttiğin için. Ve seni sevgiyle, saygıyla anıyorum ulu önder ATATÜRK' üm, bugün de...


Not: Kurtuluş Savaşı' nın özeti gibi duran Mustafa Kemal' in yukarıdaki fotoğrafını çeken Ethem Tem (Daha sonra ordunun resmi fotoğrafçısı olmuştur), Büyük Taarruz sırasında Atatürk ile beraber Kocatepe' dedir. 1960 yılında Fikret Otyam ile yaptığı söyleşide o günü şöyle anlatıyor:

"Taarruz şafak vakti saat beş' te başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, günler ve geceler süren yorgunluğuna rağmen ayakta, vaziyeti adım adım takip ediyor; direktifler veriyordu. Bir ara kumandanlardan ayrıldı. Tek başına kayalıklar arasında dalgın ve düşünceli dolaşmaya başladı. Zaman zaman sahra dürbünleri ile düşman cephesine bakıyordu... Bir aralık o kayalık tepenin ucuna geldi. Hafifçe eğilmişti. Başparmağı dudaklarının arasında idi....Hemen objektifimi çevirdim, adeta nefes almayacak kadar bir sessizlik içinde deklanşöre bastım, fotoğrafı çektim. Saat 11' di..."