14 Aralık 2019 Cumartesi




ALFRED NOBEL KİMDİR?




Her yıl 10 Aralık tarihinde sahiplerini bulan Nobel Ödülleri'nin mucidi Alfred Nobel'i ne kadar tanıyoruz ya da tanıyor muyuz? Nobel Ödülleri nasıl ve niçin ortaya çıktı biliyor muyuz? Ödüller dağıtıldıktan sonra, zaman zaman dünya kamuoyunda tartışma konusu olan edebiyat ve barış ödüllerinin, Nobel Ödül Komitesi tarafından  gerçekten nesnel olarak değerlendirilip değerlendirilmediği tartışmaya açık bir konu olmalı ki, bu ödüllere layık görülen iki yazar; Fransız düşünür Jean Paul Sartre,1964 yılı Nobel Ödülü'nü ve Rus yazar Boris Pasternak da 1958 yılı Nobel Ödülü'nü almayı reddetmiştir.

Ödülü reddeden Sartre'a göre, günümüzde Nobel, Batı Bloku yazarlarına  ya da Doğu'da başkaldıranlara verilen bir ödül olarak görünmektedir çünkü.

Boris Pasternak ise Nobel Ödül Komitesi'ne şu mektubu gönderir;"...Nobel ödülünün bana verilmesinin, çok çirkin sonuçlara varan siyasi amaçlı bir karar olduğu kanısına varınca kimsenin zorlamasıyla değil kendi irademle ödülü reddettiğimi belirtirim."

10 Aralık 2019'da açıklanan Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Avusturyalı yazar Peter Handke oldu ve tartışmalar başladı. Çünkü Handke, Sırpların Srebrenitsa'da soykırım yaptığına asla inanmadığını ve Müslümanların kendi kendilerini öldürdüklerini ve suçu Sırplara attıklarını savunan bir yazar. 

Alfred Nobel'in, kendisi öldükten sonra bu ödüllerin verilme amacını bilenler, bu yıl verilen ödülün tartışılma nedenini de anlayabilirler diye düşündüğümden Alfred Nobel'i tanıtmak istedim bu yazımda.

Alfred Nobel, 21 Ekim 1833'te Stockholm'de(İsveç) doğdu.

Geçim sıkıntısı çeken baba Immanuel Nobel, Alfred dört yaşındayken Finlandiya'ya taşındı.

Finlandiya'da umduğunu bulamayan baba Immanuel, St. Petersburg'a taşındı. Mayınlara ilgi duyan baba, Kırım Savaşı sırasında Rusya'nın mayın siparişlerini karşıladı ve durumunu düzeltti.

Alfred 17 yaşına girdiğinde babası onu, kimya eğitimi alması için yurt dışına gönderdi. Alfred, ABD, Fransa, Almanya ve İsveç'te bulundu.

Alfred Paris'te bulunduğu sırada ünlü kimyager T.J. Pelouze'nin laboratuvarında çalıştı ve burada karşılaştığı nitrogliserinin mucidi Sobrero ile patlayıcı maddeler üzerinde araştırmalar yapmaya başladı.

Kırım Savaşı sona erdiğinde baba Immanuel Nobel, Stockholm'e geri döndü. Diğer oğulları Ludvig ve Robert  Rusya'da kalırken Alfred babasına eşlik etti ve Stockholm'e gitti. Çalışmalarına burada devam etti. 1864 yılındaki çalışmaları sırasında yaşanan patlama, kız kardeşi Emily'nin ölümüne neden oldu. Aynı patlamada dört kişi daha hayatını kaybetti. Bunun üzerine, Stockholm sınırları içinde patlayıcı üzerine çalışması yasaklandı. Ama o, inatla çalışmalarına devam etti.

Yaptığı çalışmalar sonucunda Alfred Nobel, 1864'te dinamit barutunu bulmayı başardı. Dinamitin patentini alan Alfred, çalışmalarını sürdürdü.

1879'da ise Paris'teki laboratuvarında dumansız barut adını verdiği itici barutu keşfetti. Dinamit ve itici barutun keşfiyle birlikte madencilik alanında çığır açıldı. Dinamitle patlatılan maden yatakları daha verimli olmaya başladı ve madenlerin bulunması işlemi kolaylaştı.

Bu sırada Alfred'in Rusya'da kalan kardeşleri Ludvig ve Robert ise dinamit sayesinde petrol yataklarını kolayca keşfetti. Bu keşifler sayesinde Kafkaslarda bulunan birçok petrol yatağı, Ludvig ve Robert tarafından işletildi. Bu petrol yatakları  Nobel ailesine  büyük kazançlar getirdi. 

Sadece petrol yatakları değil, Alfred Nobel'in yirmi farklı ülkede kurduğu 100'e yakın şirketi de büyük kazançlar getiriyordu. Bu şirketlerin birçoğu, silah ve patlayıcı üzerine kurulan şirketlerdi. Birçok ülkenin silah ve patlayıcı ihtiyacı Alfred Nobel'in kurduğu şirketler tarafından karşılanıyordu.

1888 yılında, kardeşi Ludvig'in hayatını kaybetmesi, Alfred Nobel için dönüm noktası oldu. Bu olay sonrasında Fransız gazetelerinde "Ölüm taciri, öldü!" manşeti atılmıştı. Manşet doğruydu ama ölen isim yanlıştı. Çünkü Fransız gazeteleri Ludvig'in ölümünü, Alfred Nobel öldü diye sunmuşlardı. Ortada büyük bir yanlışlık olsa da, Alfred Nobel'in öldükten sonra bu şekilde anılacak olması, Nobel'i büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Gazetede; "İnsanları hiç olmadığı kadar hızlıca öldürmenin yollarını bularak zengin olan Dr. Alfred Nobel, dün öldü." yazıyordu.

Patlayıcı imalatı üzerine birçok şirketi bulunan Alfred Nobel, buluşlarının insanların ölümüne neden olması ve savaşlarda kullanılması nedeniyle büyük bir üzüntü içine girmişti.

Hiç evlenmeyen Alfred Nobel, öldükten sonra "Ölüm taciri" olarak anılmak istemediğinden, tüm servetini oluşturduğu Nobel Vakfı'na bağışladı. Alfred Nobel'in serveti, Nobel Vakfı aracılığıyla insanlığa en büyük hizmeti sağlayan kişilere "tıp, edebiyat, fizik, kimya ve barış" alanında  her yıl dağıtılacaktı.

Toplamda 355 patenti bulunan Alfred Bernard Nobel, 10 Aralık 1896'da İtalya'da hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine her yıl 10 Aralık'ta Nobel Ödülleri sahiplerine teslim ediliyor.

İster istemez aklıma şu düşünce geliyor; eğer Fransız gazeteleri,  kardeşinin ölümü yerine yanlışlıkla kendisinin öldüğünü sanarak "Ölüm taciri, öldü!" manşetini atmasalardı, yine de Nobel ödülleri verilir miydi? Her yıl bu ödüllerin verilmesi, Alfred Nobel'in "ölüm taciri" olduğu yargısını değiştirir mi ya da değiştirdi mi?

Aklım ermeye başladıktan itibaren, Nobel ödülleriyle ilgili şu kanım hiç değişmedi: Pozitif bilimlerde verilen ödüller tartışılamaz çünkü bilimsel olarak kanıtlanabilir. Ama edebiyat ve barış alanında verilen ödüller tartışılabilir, çünkü komite üyeleri de öznel davranabilir, siyasi düşünebilir. Böyle olabileceğini zaten Pasternak ve Sartre yıllar önce  söylememişler miydi?




--Alfred Nobel'in yaşam öyküsü, Erdal Ceylan'ın onedio.com web sitesindeki yazısından tarafımca derlenmiştir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder