HACI WILHELM KİMDİR VE PADİŞAH II. ABDÜLHAMİD'İN İLİŞKİLERİ NASILDI?
31 Ağustos 1876'da Osmanlı tahtına oturan Padişah II. Abdülhamid, tahta çıktıktan sonra Kanunu Esasi denilen bir anayasa hazırlayarak halk oyuyla seçilmiş milletvekillerinden oluşan bir meclis aracılığıyla yönetmesi koşuluyla tahta oturtulmuştu. Tahta çıktıktan sonra 1877-1878 (93 Harbi) Osmanlı-Rus savaşını neden göstererek 13 Şubat 1878'de meclisi kapatmış ve 33 yıl sürecek istibdat dönemini başlatmıştı.
Bu sıralarda Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm 15 Haziran 1888'de tahta çıktı. İngiltere ve Fransa'dan gelişmekte geri kaldığını düşündüğü ülkesinin dış pazarlar ve hammadde gereksinmesine duyduğu ihtiyaçları karşılamak üzere atağa geçti. Ancak dış pazarlar ve sömürgeler çoktan paylaşılmıştı. Almanya sanayi ve ticaretinin gereksindiği dış pazarlar Doğu'da, Osmanlı topraklarındaydı. Ve II. Wilhelm, ilk iş olarak Alman etkinliğini Osmanlının yayıldığı bütün topraklara yaymak üzere atağa kalktı.
II. Wilhelm, tahta oturduktan bir yıl sonra kendi adını taşıyan gemiyle 1889'da İstanbul'a gelmiş ve Padişah II. Abdülhamid'le ilk görüşmesini yapmış. Bu görüşme sırasında Alman sermayesinin Osmanlı'ya açılımı sağlandıktan başka, II. Wilhel Osmanlı egemenliğindeki Kudüs'te bir Luterhan Protestan Kilisesi yaptırmak ve yapım bittiğinde Kudüs'e gidip o kiliseyi kendi elleriyle açmak için II. Abdülhamid'in olurunu almıştı. II. Wilhelm'in Kudüs'e girme isteğinin altında yatan gerçek amaç, din örtüsü altında sömürgeler edinmekti.
9 yıl sonra kilisenin yapımı tamamlanınca, kiliseyi açmak üzere 1898'de Kudüs'e gitmek gitmek üzere yola çıkan II. Wilhelm önce İstanbul'a uğramış, II. Abdülhamid'le bir kez daha görüşmüştü. Görüşme esnasında Kayzer II. Wilhelm, II. Abdülhamid'le kol kola fotoğraf çektirmiş ve bu fotoğrafı başta Müslüman toplumlar olmak üzere basın aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını sağlamıştı. Ayrıca Almanlar sebil, hayrat denen çeşmenin Türk-İslam geleneğindeki yerini saptamış ve İstanbul'a II. Wilhelm adına bir çeşme yaptırmak için kolları sıvamışlardı. Çeşmenin desenini bizzat II. Wilhelm kendi elleriyle çizmiş tasarımını da mimar Spitta yapmıştı. İşte İstanbul'da bulunan ve Alman Çeşmesi olarak bilinen çeşme Kayzer II. Wilhelm tarafından yaptırılmıştır.
18-22 Ekim 1898 tarihleri arasında II. Abdülhamid'le görüşen Wilhelm, üç dinin kutsal saydığı Kudüs'e gitmek üzere İstanbul'dan ayrılmış ve üç gün sonra da Hayfa limanına ulaşmıştı. Oradan Kudüs'e geçen II. Wilhelm, Muristan'ın doğu ucunda yaptırdığı kiliseyi kutsayarak açmıştı. Peki, açılıştan sonra sırada ne vardı dersiniz? Sırada Kudüs'te yerleşik bulunan Yahudi cemaatiyle buluşmak ve onlara yeryüzündeki tek koruyucularının Almanya ve Alman İmparatoru II. Wilhelm olduğunu göstermek vardı. Yahudi cemaati II. Wilhelm'i kurtarıcı gibi Almanca ve İbranice yazılarla donattıkları zafer takıyla karşılamışlardı. Zafer takının üzerinde tek bir Osmanlıca yazıya yer verilmemişti!
II. Wilhelm, Kudüs'te yalnızca yaptırdığı kiliseyi açmakla kalmamış, Yahudi cemaatinin koruyucusu olduğunu da duyurmuştu. Yetmemiş, kendisi Protestan olduğu halde, Katolik cemaatinin de koruyucusu olduğunu da duyurmuştu. Ve bunu göstermek için Sion Dağı'na çıkıp bayrak kaldıran II. Wilhelm, ardından Şam'a geçip "İslam'a sarsılmaz dostluk bağlarıyla bağlı olduğunu" ilan etmişti.
Şam'da Emevviye Camii'ni ve Selahaddin Eyyubi'nin mezarını ziyaret eden, mezarın bakımı ve düzenlenmesi için ödenek sağlayan, anısına plaket çaktıran II. Wilhelm, kendisini karşılayanlara şu söylevi çekecekti:
"Burada gelmiş geçmiş en yürekli asker Sultan Selahaddin'in mezarı önündeyim. Majesteleri Sultan Abdülhamid'e konukseverliği için teşekkür ederim. Majeste Sultan ve Halifesi olduğu dünyanın her yerindeki 300 Milyon Müslüman bilsinler ki, Alman İmparatoru onların en iyi dostudur.
İşte II. Wilhelm'in Selahaddin Eyyubi'nin mezarı başında yaptığı bu konuşma Arapça ve Türkçe olarak yaldızlı kağıtlara basılıp çoğaltılarak dağıtılmış ve onun gizli bir Müslüman olduğu yalanı yayılmıştı bütün Müslümanlara. Alman İmparatoru Kutsal Topraklar'a yaptığı bu geziden "Hacı" ünvanıyla dönecekti. Dağıtılan bildirilerde kendisinden "İslam'ın Dostu ve Koruyucusu Hacı Wilhelm" diye söz ediliyordu artık." (*)
Dünya Müslümanlarına Hacı Wilhelm diye tanıtılan Alman İmparatoru, bir taraftan da Osmanlı topraklarına yüzlerce Protestan misyon gönderiyordu.
Sonuç olarak, Almanya, Yakın ve Ortadoğu'yu Fransa ve İngiltere'nin güdümünden çıkarıp kendi sömürgesine dönüştürme amacı doğrultusunda İslamı, Hilafeti kullanıyor ve Sultan II. Abdülhamid'in Halifeliğini öne çıkarıyordu. Sömürge yönetimine karşı çıkan Müslüman Fas, Almanya tarafından desteklenmiş 1905'te Fas'a giden II. Wilhelm, Fas'ın bağımsızlığını savunarak Fransa'ya meydan okumuştu. Faslılar, Halife II. Abdülhamid'den bekledikleri desteği "Hacı Wilhem'den" görmüştü.
İngilizler ve Fransızlar, Almanya'yla birlikte işbirliği yapan Osmanlı İmparatorluğu'nu da tehdit ediyor, Avrupa basını II. Abdülhamid'i hedef alan karikatürlerden geçilmiyordu. Bu kadarla kalmamış, Osmanlı Devleti'ni Almanya'nın uydusuna dönüştürdüğünü düşündükleri II. Abdülhamid'i nasıl tahttan indirebilecekleri konusunda çözümler aramaya başlamışlardı. Ve II. Abdülhamid'in meclisi kapatarak ülkeyi tek başına istibdatla yönetmesinden yakınan aydınları el altından desteklemeye başlamıştı. Avrupa'da bulunan Türk aydınları (Batılıların Genç Türk anlamında Jön Türk adı verdikleri aydınlar), Padişah II. Abdülhamid'i devirmenin yollarını aramak için, I. Jön Türk Kongresini topladılar. Jön Türk Kongresi 4-9 Şubat 1902 tarihleri arasında Fransız Senatör Mr. Le Tirere Pantalis'in evinde toplanmıştı. Bundan sonrasını, tarihte neler olup bittiğini biliyorsunuz zaten...
Yazımı Hazırlarken Yararlandığım Kaynak:
(*) CENGİZ ÖZAKINCI, TÜRKİYE'NİN SİYASİ İNTİHARI YENİ - OSMANLI TUZAĞI. genişletilmiş, gözden geçirilmiş, güncellenmiş 21. basım/Mayıs 2010. otopsi.
Görseller, adı geçen kitaptan tarafımca çekildi.

