19 Şubat 2026 Perşembe

 



10 İLGİNÇ BİLGİ


Okuduğum kitaplardan notlar aldığım ve İnternet'te yaptığım araştırma sonucunda az duyulmuş, pek bilinmeyen tarih, coğrafya ve genel kültürle ilgili bilgileri derledim. Okuyunca şaşıracağınıza eminim!

1- Biafra Cumhuriyeti, günümüzdeki Nijerya'nın Güneydoğu bölgesinde 1967 ile 1970 yılları arasında bağımsız olan devlettir. Başkenti Enugu olan bu devlet, çıkan Biafra Savaşı sonucunda yenilgiyi kabul ederek 15 Ocak 1970'de Nijerya'ya katılmıştır. 

2- Balat'taki Fener Rum Patrikhanesi'nin 1821'den beri kapalı olan ana giriş kapısına "Kin Kapısı" denmektedir. Mora isyanı sonrası Patrik V. Gregorios'un burada idam edilmesi nedeniyle "Kin Kapısı" olarak anılır. Kapının, bir Türk devlet adamı asılmadıkça açılmayacağına dair inanç, bu noktayı tarihi bir sembol haline getirmiştir. Kapı kapalı tutularak, V. Gregorios, her yıl Rum Patrikhanesi tarafından anılmaktadır.

3- Dünya üzerindeki tüm denizler bir kara parçasına temastayken, Kuzey Atlantik'te yer alan Sargasso Denizi hiçbir kıtaya sınırı olmayan ve fiziksel bir kıyı yerine "akıntı duvarları" ile sınırlandırılmış bir su kütlesidir. Florida'nın yaklaşık 900 kilometre doğusunda yer almaktadır.

4- Herhangi bir aktif volkanik sisteme yakın olmamasına rağmen kaynama noktasına ulaşan suyu ile Peru Amazonlarının balta girmemiş Mayantuyacu bölgesinde bulunan Shanay - Timpishka nehrine düşen her canlı adeta diri diri kaynıyor. Bu olay, bilim insanlarınca "hidrotermal sistem" ile açıklanmakta.

5- Güney Afrika Cumhuriyeti, dünyada üç resmi başkente sahip olan tek ülkedir. 1910 yılında farklı koloniler arasında denge kurulması amacıyla oluşturulan sistemde yürütme, yasama ve yargı ayrı şehirlerde konumlandırıldı. Pretoria yürütmenin merkezi olurken, parlamento Cape Town'da bulunuyor. Yargı yetkisi ise Bloemfontein'deki Yüksek Mahkeme tarafından kullanılıyor. 

6- Deniz samurlarının koltuk altlarında, taş taşımak için gizli bir deri cepleri vardır. Bu taşı, kabuklu deniz canlılarını kırmak için kullanırlar. Ve deniz samurlarının birçoğu aynı taşı ömür boyu bu gizli cebinde taşır.

7- Afrikalılar, Avrupalıların kendi topraklarını talan etmesine karşı direndiler, karşı koydular. Ama Avrupalıların silah teknolojisine daha fazla karşı koyamadılar. Yalnızca iki Afrika ülkesi bağımsız kalabilmişti. Bunlar, Habeşistan (sonradan adı Etiyopya) ve özgürlüğüne kavuşan köleler için köleler tarafından kurulan Liberya idi.

8- Avrupa ülkelerinin Hindiçin bölgesinde kolonileştiremedikleri tek ülke, Mongkut olarak bilinen Kral IV. Rama'nın izlediği denge politikaları sayesinde Tayland olmuştur. Kral, İngiltere ve Fransa'nın arasındaki rekabetten yararlanmıştır. Ve bu durum günümüzde dahi Taylar için büyük bir gurur kaynağıdır.

9- Keldaniler, Papa'nın otoritesini tanıyan, Süryani/Asur kökenli Doğu Katolik Kilisesi'ne bağlı Hristiyan bir topluluktur. Tarihte Babil İmparatorluğu'nun hakim sınıfı olan ve Arami kökenli bir halk olarak tanınırlar. Günümüzde yoğunlukla İrak'ta, ayrıca Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile İstanbul'da sınırlı sayıda yaşayan, Aramice'nin bir lehçesini konuşan eski bir topluluktur.

10- Köri ağacı, Hindistan'da yetişen ve siyah meyveleri olan turunçgiller familyasına ait bir ağaçtır. Köri baharatı için bu ağacın sadece yaprakları kullanılır. Köri ağacının yaprakları acımsı bir tada sahipken siyah meyveleri tatlıdır. Köri, başta Pakistan ve Hindistan olmak üzere, Tayland, Endonezya ve Malezya'ya kadar Güneydoğu Asya mutfağında kullanılan bir baharat karışımıdır. Köri yapılırken, zerdeçal, kişniş, kimyon, zencefil, çemen otu, karabiber, kakule, karanfil ve acı kırmızı biber harmanlanarak büyükçe bir havanda dövülerek elde edilir. Sarı renkli, aromatik bir baharat karışımı olan köriye, farklı bölgelerde sarmısak ve tarçın da eklenerek zenginleştirilir.



10 Şubat 2026 Salı

 



BİR YAZAR, BİR KİTAP, BİR ÜLKE




George Orwell'in adını duyduğunuzda aklınıza ilk gelen 1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları olur sanırım. Benim de öyle idi. Ta ki, kitabevi raflarında yer alan "Burma Günleri" kitabını görünceye dek. 1984 ve Hayvan Çiftliği kitaplarını okumuştum. Hatta DT'nın sergilediği Hayvan Çiftliği tiyatro eserini de beğeniyle izlemiştim. Yazarla ilgim bu kadarla sınırlıydı. Dünya tarihi ve coğrafyasına olan ilgim nedeniyle Orwell'ın yazdığı "Burma Günleri" ve "Selam Olsun Katalonya'ya" kitaplarını satın aldım. İyi ki...

BİR YAZAR; GEORGE ORWELL

George Orwell, 1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletine bağlı bir kentte doğdu. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra Eton College'da öğrenimini tamamladı. O zamanlar İngiltere'nin sömürgesi olan Hindistan'da 1922-1927 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak imparatorluk yönetiminin iç yüzünü görünce istifa etti. Sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren bir düzine denemeler yazdı. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan eserlerinden 1984, bilimkurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.

BİR KİTAP; BURMA GÜNLERİ

Burma Günleri ise, Burma'daki İngiliz sömürgeciliğini dile getiren ilk kitabıdır. Burma Günleri, yazarın gençliğinde sömürge polisliği yaptığı günlerdeki deneyimlerini ve imparatorluk yönetimine tepkilerini dile getirir. Orwell, İngilizlerin Birmanya diye bilinen, bugün resmi adı Myanmar olan Burma'daki yaşamını, sömürgecilerle işbirliği yapan yerlileri, baskı ve sömürü düzenine karşı çıkanları anlatır.

Henüz küçük bir çocukken Mandala'ya giren İngiliz askerlerini gördüğünde onların iyi beslenmiş bedenlerine, kırmızı ceketlerine ve uzun tüfeklerine hayranlıkla bakan U Po Kyin'in (U sonradan aldığı soyluluk ünvanıdır) hayattaki tek amacı İngilizlere yamanmaktır. Bu yolda yapamayacağı kötülük yoktur. İngilizlerin gözüne girip bir devlet dairesine kapak atabilmek için üçkağıtçılık, dolandırıcılık, rüşvet alma v.b gibi yapmadığı sahtekarlık kalmaz. Bu başarılarıyla! hızla yükselir ve elli yaşında Kyautada bölgesinin sulh yargıcı olur. Karısı Ma Kin, Po Kyin'e göre daha insancıldır. Paranın ve zenginliğin mutluluk getirmediğine, getirmeyeceğine inanmaktadır.

Bir diğer kahraman Flory, yirmi yaşında Burma'ya yerleşmiş bir İngiliz'dir. Bu topraklardaki yaşamı ilk başlarda sevmemesine rağmen orada kaldıkça alışır ve bağlanır. Kendi deyimiyle "En derin köklerini" Burma topraklarına salar. İngilizlerin Burma'da bulunmalarının tek nedeninin hırsızlık olduğunu düşünür ve sömürgeciliğe karşı durur. Flory'nin en yakın arkadaşı ve dostu Hintli bir yerli olan Doktor Veraswami'dir.

Anne ve babası öldükten sonra parasal sıkıntı çeken ve bu nedenle Burma'da yaşayan amcasının yanına giden İngiliz Eizabeth'le tanışan Flory ona delicesine aşık olur. Kitapta, betimlemeler öylesine güçlü ki, okurken sıcağı, yağmuru hissediyorsunuz sanki. Ve tabii ki aşkı ve tutkuyu da...

Kitaptan iki alıntı: "Bizim bu ülkede bulunmamızın hırsızlık yapmaktan başka bir amacının olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Çok basit. Memurlar Burmalıları ezerken işadamları da onların ceplerine dalıyorlar. Eğer bu ülke İngilizlerin elinde olmasaydı, diyelim benim firmamın şimdiki gibi kereste sözleşmeleri yapabileceğini mi sanıyorsunuz? Ya da başka kereste firmalarının veya petrol şirketlerinin, madencilerin, çiftçi ve tüccarların? Arkasında hükümet olmasa pirinç çemberi talihsiz çiftçiyi soyup soğana çevirmeye nasıl devam edebilirdi?"

"Ve daha önce de söylediğim gibi, eğer biz uygarlaştırıcı bir etkiysek bunun tek nedeni daha büyük parçalar koparmak istememiz. Eğer buna değmediğini görürsek her şeyi bir anda çöpe atabiliriz."

Not: Kitap Burma'daki İngiliz sömürgeciliğini eleştirmesine rağmen, 1935'te İngiltere'de basılır. Ancak Hindistan ve Burma'da yasaklanır. 

BİR ÜLKE; BURMA (MYANMAR)


https://www.istockphoto.com/tr

Myanmar, resmi adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti diğer adlarıyla Burma/Birmanya, Güneydoğu Asya'da bir ülkedir. Bangladeş, Hindistan, Çin, Laos ve Tayland ile komşudur. Güneyde ve Güneybatıda Andaman Denizi ve Bengal Körfezi'ne kıyısı vardır. Myanmar Güneydoğu Asya'nın en büyük, Asya genelinde ise onuncu büyük ülkedir. Başkenti Nepido, en büyük şehri Yangon'dur.

Tarihi 9. yüzyıla dek ulaşan Birmanlar tarafından kurulmuştur. 1050'lerde Pagan Krallığı'nın kurulmasıyla Birman dili, kültürü ve Theravada Budizm'i ülkeye hakim oldu. Moğol istilaları sonucunda krallık dağıldı. 16. yüzyılda Toungoo hanedanı ülkeyi birleştirdi ve Güneydoğu Asya tarihinin en büyük imparatorluğunu kurdu. 

19. yüzyıl başlarında Konbaung hanedanı ülkede hakimiyet kurdu. Britanyalı East İndia Company, İngiliz-Birman savaşı sonucunda yönetimi ele geçirdi ve ülke Britanya sömürgesi oldu. II. Dünya Savaşı'nda Japon işgaline uğradı. 1945'te müttefiklerce geri alındı ve 1948 yılında bağımsızlık verildi. 

Ülkenin tarihi adı, ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan Birmanlardan gelen Burma'dır. Ülkede 1989'da kurulan askeri rejim, ülkenin sömürge döneminin izlerini silmek adına Burma olan ülke adını yine Birmanların adının bir başka çeşitlemesinden gelen Myanmar olarak değiştirmiştir.

Okuduğunuz üzere, bir kitap dünyaya açılan kocaman bir penceredir.  Pencereden bakmayı ve görmeyi bilenlere selam olsun...


Kaynaklar:

- George Orwell, BURMA GÜNLERİ. Can Modern, 22. Baskı. Çeviri; Deniz Canefe.

- tr.wikipedia.org


4 Şubat 2026 Çarşamba

 



HAYRAN OLDUĞU PUŞKİN İLE AYNI SONU PAYLAŞAN RUS ŞAİR 

MİHAİL LERMONTOV KİMDİR?




Fransız özgürlükçü düşüncesinden belirgin biçimde etkilenen Rus şair ve yazar Mihail Lermontov (1814-1841), ustası ve hayranı olduğu şair Puşkin'in bir düelloda yaşamını yitirmesi üzerine "Şairin Ölümü" şiirini yazar. Puşkin'in bir düelloda öldürülmesi üzerine yazdığı bu şiir, dilden dile dolaşarak, matbaadan matbaaya basılarak çığ gibi büyür ve başta St. Petersburg olmak üzere bütün Rusya'ya yayılır. Çarlık Rusya'sının yenilikçi akımlara karşı olduğu, korkulu bir tavırla hareketlenen devrimci bir algıyı bastırmak için sansür uyguladığı bir dönemde böylesine bir şiirin elden ele dolaşması elbette kaygı vericidir. Çar I. Nikola şiiri okuduktan sonra: "Hoş dizeler...Söyleyecek söz yok! Yasaya göre gereği yapılsın" der.

Bunun üzerine Lermontov, Kafkasya'ya, Nijgorod Süvari Alayı'na sürülür. Çünkü o bir asteğmendir. Bir yıl sonra sürgün cezası affedilir ve St. Petersburg'a döner. 1841 yılında kralcı bir Fransız subayı ile yaptığı düello sonucunda 27 yaşında yaşamını yitirir. Ustası Puşkin'le aynı kaderi paylaşır. 

Kısacık hayatında iz bırakan şiirler yazmış ve şiirlerinde betimlediği insanlık ve dünya halleri yüzyıllar geçse de güncelliğini korumaktadır.

Mihail Lermontov'un tek romanı olan "Zamanımızın Bir Kahramanı" unutulmaz ve hala tartışılan Peçorin karakteriyle, dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer almaktadır. Romanda, genç ve yakışıklı bir subay olan Grigoriy Aleksandroviç Peçorin'in hikayesi anlatılmaktadır. Bu genç subay, başkalarının mutsuzluğu için çabalaması yetmezmiş gibi zevk için kötülük etmekten de çekinmez.

Sürgüne gönderildiği Kafkasya coğrafyasını ve orada yaşayan insanların geleneksel davranışlarını çok iyi gözlemleyen ve yazan Lermontov, aynı zamanda Gürcistan'da bulunan Kayşavur Dağı ve vadisini, Kazak ve Çerkez köylerini öylesine canlı betimlemiş ki, adeta sözcüklerle fotoğraf çekmiş...Gud Dağı'na çıktığında duygularını şu şekilde ifade etmiş:

".....dünyanın bu kadar tepesinde olmaktan sevinçliydim; tabii çocuksu bir duyguydu bu; ama toplum kurallarından kurtulup tabiata bu kadar yaklaşınca, insan çocuklaşmadan edemiyor: Sonradan edinilmiş ne varsa akıp gidiyor insandan, ruh temizleniyor, eskiden nasılsa, bir gün yine nasıl olacaksa, o durumu alıyor. Benim gibi yabani dağlarda dolaşmış, uzun zaman onların garip biçimlerini incelemiş, aralarını dolduran havayı büyük bir istekle içine çekmiş bir insan, o büyülü manzaraları anlatma, çizme duygumu anlar." (s:37)

Roman kahramanı Peçorin'i eleştirenler için Lermontov'un cevabı şöyledir:

"Beyler, Zamanımızın Bir Kahramanı bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe artan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir. Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü tirajik ve romantik haydutun varlığına inandınız, neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçek payı sizin istediğinizden daha mı fazla?" (Yazarın Önsözü'nden.)

Lermontov'un "Zamanımızın Bir Kahramanı" romanını okudum, çok beğendim ve okumanızı öneririm. Yazarın kendi sözleriyle yazımı sonlandırmak isterim: "Bazı okuyucular Peçorin'in kişiliği hakkında benim düşüncemi öğrenmek isteyebilirler. Cevabım kitabın adıdır. "Ama kötü bir ironi!" diyeceklerdir. Acaba?"