Büyük Katerina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Büyük Katerina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2018 Cuma




TÜKETİCİDE DİDEROT ETKİSİ

Denis Diderot(1713-1784, Fransa)

Günümüzde bir tüketim çılgınlığı almış başını gidiyor; buna bir son vermek veya bu çılgınlığı dizginlemek gerekiyor ama nasıl? Elbette kolay olmayacak tüketim çılgınlığını dizginlemek. Çünkü, tonlarca para yatırılan reklam kampanyaları, TV'lerde yayınlanan subliminal reklam videoları(ki bu videolar bazı ülkelerde yasaklanmıştır), arkadaş,eş,dost tavsiyeleri, kafamızı her kaldırdığımızda adeta gözümüze sokulan, kentin sokak ve caddelerine asılan dev bilboardlar tüketimde dengeyi sağlamamızı zorlaştıracaktır. Ben bunlardan etkilenmiyorum diyen biri de bir süre sonra etkilendiğini kendi kendine itiraf edecektir, kendimden biliyorum çünkü. 

Yeni bir ev aldığımızda, o evle bütünlüğü sağlamak için yeni eşyalar alırız veya bir elbise aldığımızda ona uygun ayakkabı, aksesuar alırız, ki bütünlük bozulmasın, kıyafetlerimizde bir ahenk olsun. İşte bu bütünlüğün olması gerektiğini kendisinde yaptığı gözlem ve deneyimle fark eden ve bunu yazıya döken ilk düşünür Diderot' oldu."Diderot Bütünlüğü" olarak da adlandırılan bu kavram, insanın yaşamındaki yeni bir eşyanın varlığının  nasıl daha çok ve yeni eşyalara yönelttiğini açıklamaya çalışıyor. Peki, Diderot'nun kendi adıyla anılacak bütünlüğü fark etmesi nasıl oldu dersiniz? 

18. yüzyıl Aydınlanma Çağı düşünürlerinden Fransız yazar ve düşünür Denis Diderot'nun borç içinde olduğunu duyan Rus Çariçesi Büyük Katerina(Çariçe, Diderot ve Voltair'le mektuplaşıyordu) Diderot'nun kütüphanesini satın alıp 25 yıllık maaşını da peşin ödeyerek onu zor durumdan kurtarır. Maddi durumu düzelen Diderot'ya bir arkadaşı çok şık bir kadife sabahlık(robdöşambr) hediye eder. Giydiği yeni sabahlığın verdiği keyifle çalışma masasına oturan Diderot bu eski masanın yeni ve gösterişli sabahlığa hiç uymadığını fark eder. Aldığı yüklü miktar paranın verdiği rahatlıkla yeni bir çalışma masası alır. Ancak bu kez yerdeki eski halı sabahlığına ve masasına yakışmamaktadır. Yeni bir halı alır. Bu şekilde eski resimlerini, koltuğunu, duvar halısını, sandalyelerini derken evindeki her şeyi tamamen yeniler. Sonunda bütün parası biter ve yine borçlanır. Ancak o zaman aklı başına gelir ve kendisini nasıl bir tüketim çılgınlığına kaptırdığını anlattığı "Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık" adlı bir yazı yazar. Diderot yazısında şöyle der: "Eski sabahlığımın efendisi idim, yeni sabahlığımın kölesi oldum."

Bilinçli bir alışveriş düşüncesiyle ve ihtiyaca binaen yapılmayan ve ihtiyaç olmadığı halde alınan şeyleri açıklayan bu tüketim sarmalından bahseden ilk kişi olduğu için anlattığı bu kavrama "Diderot Etkisi" denmektedir. 

"Diderot'nun yaşadığı ve sonrasında yazıya döktüğü bu gözlem, kültürel antropoloji ile tüketici davranışlarının etkileşimi üzerinde çok önemli çalışmalar yapan McCracken'e ilham vermiş ve günümüzdeki tüketim olgusunun önemli bir boyutuna açıklamalar getirmesine neden olmuştur. McCracken'in "Diderot Etkisi" olarak adlandırdığı ve tanımladığı durum; bir kültürel tutarlılığı, uyumu birey ile onun tüketim ürünleri arasında  sağlamaya yönelik teşvik eden bir güçtür. Kısaca birbirleriyle kültürel olarak uyumlu, birbirini tanımlayan, bütünleyen bir grup tüketim ürününün etkileşimi söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında, Diderot'nun deneyimi hiç şüphesiz kültürel olarak etkilenmiş ve teşvik edilmiş biçimde duyularımızın, parçaları bütünleştirerek bir bütün olarak algılamasını ifade eden "gestalt" durum ile bağlantılı. Gestalt teorisi, bir yandan parçaların bütünü oluşturduğunu, öte yandan  da bütünün parçaların toplamından çok daha fazla olduğunu söyler. Bu söylemle, edinilen robdöşambr bütünün bir parçasıdır, ancak çalışma odası bütün olarak görüldüğünde hem robdöşambrı hem de diğer unsurları kapsayan ; bireyin bütünleşme ve bütünleştirme çabası harcayacağı geniş bir alanı temsil eder." * 

Diderot, yukarıda söz konusu olan makalesini yazdığında, etkisinin yüzyıllar süreceğini biliyordu muhakkak ama günümüzde ürünlerin ve hizmetlerin tüketilmesinde sosyal ve kültürel anlamların öne çıkacağını ve dünyalıların tüketimi bir çılgınlığa vardıracağını öngöremezdi sanırım.

Bizim kültürümüzde çok güzel atasözleri vardır. İşte bunlardan biri olan "Ayağını yorganına göre uzat" sözünü hatırlayıp "Diderot Etkisi"ni azaltabilir miyiz? Ya da şöyle diyebilir miyiz? "Ben eşyaların değil, eşyalar benim kölem olsun!"


Not: Denis Diderot, toplumu eğitmek ve geliştirmek için tasarlanan ünlü Ansiklopedi'nin baş editörüydü.


*www.thebrandage.com                                                 


14 Kasım 2013 Perşembe




ÇARİÇE DE OLSA O BİR  KADINDI:

BÜYÜK KATERİNA






" Yıkmaktan korktuğumun altını oyarım."
                                              II. Katerina

Rus Çariçesi II. Katerina' yı tanımayan, bilmeyen yoktur sanırım. İhtiraslı ve bir o kadar da zeki bir kadın olan Katerina, St. Petersburg' da kendisine  bağlı bir kadro oluşturarak, 1762' de tahta çıkan eşi Çar III. Peter' in , tebaasını hor görme eğiliminden, istikrarsızlığından  yararlanarak, İmparatorluk muhafızlarının da yardımıyla yıkmaktan korktuğu eşinin altını yavaş yavaş oyarak, Peter' i devirmiş ve Rus tahtının yeni sahibi olmuştur. Yani " kadının fendi, erkeği yendi" sözü gerçek olmuştur...

Çariçe de olsa, o bir kadındır; güzel, alımlı, ihtiraslı ve zeki. 16 yaşındayken,Rus tahtının varisi Holstein Dükü Peter' in karısı olmuştu. Dönemin siyasi içerikli birçok evliliğinde olduğu gibi bu evliliğin de her tarafından mutsuzluk akıyordu. O bir Alman prensesiydi, anavatanından Rusya'ya göçen. Hedefleri büyüktü ve zirveye daha hızlı ulaşmak için Rus Ortodoks Kilise' sine bile girmişti. Kocasının tahtının altını oyma çabalarının sonucunu Rusya' nın tek hakimi olarak aldı.
Çariçe olan Katerina, Fransız aydınlanma edebiyatı ile yakından ilgiliydi ve politik zihniyeti üzerinde bu akımın büyük bir etkisi vardı. Voltaire, ve Diderot gibi isimlerle sıkça yazışıyor, çalışmalarına mali destek veriyordu.

Katerina' nın tahta çıkmasıyla Rusya bambaşka bir ülke olacaktı. Ayakta zor duran ülkeyi, dünyanın sayılı güçlerinden biri yapacaktı. Ne de olsa, kurnazlıkla ele geçirdiği tahtın bulunduğu ülkeye (Rusya) bir kadın eli değmişti. Bu kadın eli Rusya' yı dönüştürecekti.

Kendisi sağken adının önüne "büyük" sıfatının konulmasına itiraz etmiş, " Yaptıklarımı bağımsız bir şekilde yargılama işini, gelecek kuşaklara bırakmak isterim" diyecek kadar da tevazu göstermiş.

Öldükten sonra, Katerina' sına çok şey borçlu olan halkı, bu sıfatı ona çok görmeyecek ve adı  tarihe "Büyük Katerina" olarak geçecektir.

Edebiyat, sanat ve mimaride ülkesini şaha kaldıran bu sanatçı ruhlu kadını Büyük Katerina' yı, " yıkmaktan korktuğunun altını oyduğu" için yargılayabilir miyiz? Benim cevabım, belki klasik olacak ama o bir kadındı ve kadın, her çağda, her yerde ve her zaman kadındır...


Not: Yazı, Ali Çimen' in "Tarihi Değiştiren Kadınlar" kitabından esinlenilerek yazılmıştır.
Görsel, tr.wikipedia.org web sitesinden alınmıştır.


İlgilenenler için: 
Katerina dört yaşındayken Alman Hükümdarı I. Frederik' in huzuruna çıkarılmış, " Eteklerine boyum yetişmiyor ki! " diyerek eteğini öpmeyi reddettiği imparatoru kızdırmıştı.

Avrupa' dan satın aldığı 250 tabloyu sergilemek üzere St. Petersburg' da inşa ettirdiği Hermitage Müzesi, kendisinden sonra gelen hükümdarların da katkılarıyla dünyanın en eski ve en büyük müzelerinden biri haline geldi.