Rüstem Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüstem Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2013 Pazar




KEHLE-İ  İKBAL (TALİH  BİTİ )


Damat Rüstem Paşa'nın Süleymanname'de yer alan bir minyatürü, 16. yüzyıl
(tr.wikipedia.org)




Kanuni' nin Veziriazamı ve damadı olan Rüstem Paşa' nın lakabı kehle-i ikbal (talih biti) miş. Rivayet odur ki;  Paşa'nın hızla yükselmesini çekemeyenler ve onun şerrinden korkanlar daha da yükselip hele de Padişah' a damat olursa, başlarına bela olur düşüncesiyle Paşa' nın cüzzamlı olduğu dedikodusunu yayarlar. Ve bu hastalığa tutulan Padişah' a damat olmamalıdır derler. Bu dedikodu Dersaadet (İstanbul) e ulaştığında Rüstem Paşa Diyarbekir Beylerbeyi' dir. Dedikoduya sebep, Kara Rüstem Paşa' nın geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle suratının delik, deşik olmasıdır.

Kanuni  önce bu söylentilere inanmadıysa da; yabancı elçilikler dahi aynı dedikoduyla çalkalanınca şüpheye düşer. Biricik kızı Mihrümah Sultan' ı evlendireceği müstakbel damadı hakkında söylenenleri incelemesi ve  teşhis koyması için saray hekimlerinden Mehmet Ağa' yı tam yetkiyle Diyarbekir' e gönderir.

Hekim Mehmet Ağa, Rüstem Paşa' nın giysilerini, konağını v.s. gizlice tetkik eder, Paşa' nın hekimin ne sebeple oraya geldiğinden haberi yoktur. Bir gün hekimle paşa karşılıklı otururlarken hekim, Rüstem Paşa' nın alnında gezinen biti görür ve sevinir; biti alıp bir şişeye koyarak şişenin kapağına hava delikleri açar ki, bit İstanbul yolculuğuna dayanabilsin. Sonra paşaya Diyarbekir' e geliş nedenini açıklar, rahatlamış olarak.

Hekim Mehmet Ağa, saraya varınca bu biti Padişah' a övünçle gösterir: "Kur' an' a el basarım ki der, Rüstem Paşa cüzzamlı değildir. Bütün hekimler, hatta ahali bilir ki; bit cüzzamlıya yaklaşmaz." Kanuni, bu açıklamadan sonra kızı Mihrümah Sultan'la paşanın evlenmelerine onay  verir. 

Rüstem Paşa' nın biti, şansına yardım etmiş, sağlıklı olduğu bit sayesinde kanıtlanan paşa, Anadolu Beylerbeyliğine terfi ederek Padişah damatlığına da hak kazanmıştı.

Görülüyor ki; talihi olanların biti bile işe yarıyor. Rüstem Paşa' nın başına" talih  kuşu" yerine " talih biti" konmuş vesselam ve ondan sonra yürüyen paşayı kimse tutamamış...Rüstem Paşa' nın Osmanlı' da ilk rüşveti başlatan, alan ve damat olduktan sonra karısı ve Kayınvalidesi Hürrem Sultan' ın destekleriyle İmparatorlukta Padişah' tan sonraki en zengin ve varlıklı ikinci kişi olduğunu hatırlatmam gerek sanırım. Talihin böylesi, kimin başına diyelim?


Dip Not: Rivayet Cahit Ülkü' nün Rüstem Paşa Kitabından aktarılmıştır.


5 Nisan 2013 Cuma



SULTAN II.BAYEZİD NASIL "VELİ" OLDU?




 13/14 Eylül 1509 yılında meydana gelen, İstanbul, Rumeli ve Çorum civarını harabeye çeviren Kıyamet-i Suğra( Küçük Kıyamet) diye anılan  müthiş deprem sırasında Osmanlı tahtında II.Bayezıd oturmaktadır. Artçı depremler günlerce sürer. Öyleki Padişah İstanbul' dan Edirne' ye gider. Edirne' de tufan gibi yağan yağmur sonrasında her tarafın çamur ve balçık deryası  olduğunu görünce de dayanamaz ve İstanbul' a geri döner. Topkapı Sarayı' na girişinde Padişah' a ilham gelir ve İstanbul' un değişik yerlerinde dört yüz kuyu açılmasını emreder. Lağımcılarla bostancılar kuyuların yerlerini kestiremeyip tartışmaya başlayınca müneccimbaşının öğüdüne uyulur; dört tane doksan dokuzluk tesbih, Veli Bayezid hazretleri "imdi" der demez divandaki dört vezirin hep birden asılmasıyla koparılıp taneleri ak ipekliden sergi üstüne saçılır ve her bir kehribarın durduğu yerden cihet tutulup ona göre Dersaadet' in dört yüz yerinde derin kuyular açılır. Bayezid' in kerametinden olsa gerek, dünyanın oynaşması o saatte durur.Dört gün sonra Padişah' ın ululuğu sahih olunca dört yöne tellallar salınıp" Hazret-i Bayazid' i Veli sayesinde Gazab-ı İlahi' nin yatıştırıldığı, bundan böyle kul takımından kimsenin taştan bina eylemeyeceği, İnşa'Allah yaz gelmeden tüm memleketin yeniden mamur hale getirileceği" herkese duyurulur.(Cahit Ülkü-Rüstem Paşa Kitabı' ndan)

Dört yüz kuyuyu açtırmasıyla depremi sona erdirdiğine inanılan Padişah, kullarının gözünde bir "Veli" dir artık; Veli Bayezid olarak tarihteki yerini alacaktır.
Ancak fermanıyla taş bina yapılmasını yasaklayan Veli Padişah'ın, İstanbul' a ne büyük kötülük yaptığı daha sonraki yıllarda anlaşılacaktır. Ahşap evlerin yapılmasıyla ve evlerin yapımı sırasında yola taşmalara göz yumulmasıyla daralan yollar, çıkacak olan İstanbul yangınlarına müdaheleyi oldukça zorlaştırır. Bizans döneminden kalan yapılar bu yangınlarda yanar, kül olur.

Bilmenizi istedim sadece. Çünkü tarih, bugünü hazırlayan dündür.Ve bugün de yarını hazırlayan dün olacaktır...