Portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2025 Pazartesi

 



HASTA YATAĞINDA İKEN ÜLKESİNİ YÖNETTİĞİNİ ZANNEDEN BİR DİKTATÖRÜN PORTRESİ




Ülkesini yönetmeye başlamadan önce o bir akademisyendi. Coimbra Üniversitesi'nde Siyasal Ekonomi profesörü idi. 1932 yılından 1968 yılına dek 36 yıl iktidarda kalan Portekiz Başbakanı olarak görev yapan Portekizli diktatör Antonio de Oliveire Salazar'dan bahsediyorum. Ditatura Nacional (Ulusal Diktatörlük) döneminde iktidara gelen ve sonrasında rejimi Estado Nova (Yeni Devlet) adıyla korporatist bir yapıya dönüştürerek Portekiz'in diktatörü oldu. Kurduğu rejim 1974'e kadar sürdü ve Avrupa'nın en uzun ömürlü otoriter rejimlerinden biri oldu.

Siyasal Ekonomi Profesörü olan Salazar, 28 Mayıs 1926'daki askeri darbenin ardından Başkan Oscar Carmona'nın desteğiyle Maliye Bakanı olarak siyasete girdi.Geniş yetkilerle göreve gelen Salazar, bir yıl içinde bütçeyi dengeledi. Portekiz para birimini istikrara kavuşturdu ve bütçe fazlası vermeye başladı. (1)

Bir yılda bu ekonomik başarıyı nasıl sağladı? Salazar tüm maliyetleri minimumda tutarak tüm bakanlıkların kemerlerini hızla sıktı. Kendisi de küçük bir dairede yaşadı. Uzun yıllar gri takım elbiseyi giydi. En ucuz dolma kalemle yazdı. Aynısını tüm bakanlar yapmak zorunda kaldı. Bu gösterişsizlik nedeniyle Salazar daha sonra "Katip Diktatör" olarak adlandırıldı. 

Bütçe disiplini, yolsuzluk ve zimmete para geçirmeye karşı uzlaşmaz bir mücadele verdi. Ve mücadelesiyle ekonomiyi iyileştirmenin çok etkili yolları olduğunu kanıtladı. Bir yıl sonra herkesin imkansız gördüğü şeyi başarmış, ekonomiyi düzeltmişti. 1932 yılında Salazar başbakan oldu. 1933 yılında ise hazırladığı yeni bir anayasa taslağı, yapılan bir referandumda ezici bir çoğunlukla kabul edildi. 

Yeni anayasanın kabulünden sonra Portekiz şimdi:

"Vatandaşların kanun önünde eşitliğine, tüm sınıfların uygarlığın yararlarından serbestçe yararlanmasına ve milletin tüm yapıcı unsurlarının idari hayata ve kanunların geliştirilmesine katılmasına dayanan bir şirket cumhuriyeti" idi; yani Estado Novo Şirketi.

Portekiz'de girişimciler ve işçiler bu şirkette birleşti. İşe yaramazlıkları nedeniyle grevler yasaklandı. Lokavtlar -ücret ödemeden üretimi durdurdu. Bütün partiler feshedildi. Çünkü Salazar'a göre onlar, sadece topluma nifak tohumları ektiler. Portekiz hükümetinin yasama işlevleri de vardı. Bu nedenle parlamento ülkenin siyasi hayatında pratikte hiçbir rol oynamadı.

1936 yılında başlayan İspanya İç Savaşı'nda Salazar, Franco liderliğindeki cumhuriyet karşıtlarını destekledi. Ancak 1939'da başlayan II.Dünya Savaşı süresince tarafsız kalmayı seçti. Ve bu sayede ülkesini savaşın yıkımlarından korudu. Silah yapımında kullanılan tungsten cevheri yatakları Portekiz'de çokça bulunduğundan, Almanlara tungsten cevherini satarak, karşılığında Alman Mark'ı değil, altın alarak ekonomiyi güçlendirdi. Buna rağmen, savaş sonrası Portekiz vatandaşları değişim istedi ama Salazar kabul etmedi, görevine devam etti. 

Portekiz'in denizaşırı eyaletlerinde (kolonilerinde) bağımsızlık için mücadele başladı. İlk olarak 1961 yılında Hindistan, Goa'yı ilhak etti (Vijay Opersyonu). Portekiz Hindistan ile savaşmadı. Afrika'daki kolonilerini elde tutmaya çalıştı. Kolonilerdeki bağımsızlık savaşına karşı gönderilen asker ve mühimmat için harcanan paralarla Portekiz'in bütçesi sarsıldı. Sonuçta Angola, Mozambik ve Macao bağımsızlıklarını kazandılar.

Eylül 1968'de Salazar hemorajik felç geçirdikten sonra sakat kaldı. Hiç kimse kendisine artık başkan olmadığını söyleyemedi. Yerine Lizbon Üniversitesi Rektörü Profesör Marcello Caetano geçmişti ama hasta yatağında haberi yoktu. (2)

27 Temmuz 1970'teki ölümüne kadar Salazar, artık devlet başkanı olmadığını bilmeden yaşadı. Ona notlar ve raporlar gönderdiler, çalışma toplantılarını taklit ettiler, tek nüsha olarak yayınlanan Salazar'a özel gazete bile çıkarıp önüne koydular. Her gün ona getirilen gazetenin adı; Diario do Noticias'tı.

Salazar'ın ölümünden sonra "Estado Novo"nun egemenliği 1974'te demokrasiyi yeniden kuran barışçıl "Karanfil Devrimiyle" sona erdi.

Notlar:

1- Tarihçilere göre Salazar, ülkeyi bu denli uzun süre yönetmeyi kısmen 20 bin gizli polis ve tahmini 200 bin muhbirden oluşan ağı sayesinde başardı.

2- Sadık bir Katolik olan Salazar, komünizm ve Sosyalizme karşı olduğu gibi Nazizm ve Faşizm ile de arasına mesafe koymuştu. (3)

3- Salazar'ın 3 F kuralı; Salazar'ın meşruiyetinin halkın spor, eğlence ve din ile uyuşturulmasıyla sağlandığını ifade eder.  3 F; Futbol, Fado (Portekiz Halk Müziği) ve Fatima'dır. Katoliklerin hac noktalarından biri olan Fatima, din ile ilişkilendirilmektedir.

4- İtalyan gazeteci Marco Ferrari, "The Incredible Story Of Antonio Salazar, The Dictator Who Died Twice" (İki Kez Ölen Diktatör Antonio Salazar'ın İnanılmaz Öyküsü) adlı kitabını yayınlamış.

5- 2007'de bir televizyon anketinde Salazar, "Tüm Zamanların En Büyük Portekizlisi" seöilmiş, bu da muhalifleri arasında infiale neden olmuş ve ülke tarihindeki rolüyle mirası hakkındaki akademik tartışmalara yol açmıştı. 

6- Netflix'te yayınlanan 10 Bölümden oluşan "Gloria" dizisi2021 yılı Portekiz yapımı. Dizide Salazar'ın son dönemi ile Soğuk Savaş sırasında ABD-Rusya arasında büyük bir rekabetle süren casusluk hikayesinin Portekiz'deki ayağının yanında Portekiz'in kolonilerinde baş gösteren bağımsızlık isyanları da anlatılmaktadır. Ben, diziyi çok beğendim...


Kaynaklar:

(1) tr.wikipedia.org

(2) tr.topwar.ru

(3) indyturc.com



26 Aralık 2016 Pazartesi




TİRAJİK BİR AŞK HİKAYESİYLE YAZILAN 
PORTEKİZ TARİHİ:

DOM PEDRO VE İNES DE CASTRO' NUN ÖLÜMSÜZ AŞKI




Tarihte kral ve kraliçelere ait bilinen birçok aşk hikayesi vardır. Aşkı için tahtından vazgeçen bir kral, tahtını bırakmadan aşkını yaşayan ama hiç evlenmeyen bir kraliçe gibi. Ama, yasak aşkı için ölümü göze alan bir veliaht prensin hikayesi var ki, okuyanların ve dinleyenlerin içini yakıyor. Söz ettiğim Dom Pedro ile İnes de Castro' nun hikayesi. Tirajik sonundan mıdır, yoksa yeryüzünde böylesine tutkulu, sadık bir aşk gerçekten yaşanmış mıdır şüphesinden mi bilemiyorum, tarihe kazınmış ve Portekiz'in tarihiyle birlikte anılır olmuş bu aşk hikayesi.

14. yüzyıl ortaları... Marco Polo' dan, İbni Batuta' ya ünlü gezginlerin yazdığı eserler ve çizdikleri haritalarla coğrafi keşiflerin başladığı bir dönem. Avrupa' daki krallıklar Hindistan yoluna diğerlerinden daha önce ulaşmak için birbirleriyle yarışmaktadır. Marco Polo, Venedik'e dönüşünde, onu kuşkuyla karşılayan Venedikliler, alayla kendisine "milyonları olan adam" adını verdiler. Marco Polo'nun  yapıtının başlığı ise, Le livre des merveilles du monde' dur.

İbni Batuta adlı Berberi bir gezgin ise, Mekke'ye bir hac yolculuğu gerçekleştirmek üzere Tanca'dan yola çıkar. 20 yaşındadır ve 29 yıl boyunca, Suriye'den İsfahan' a, Şiraz' dan Musul' a, Afrika' nın doğu kıyılarından Horasan' a yolculuk yapmıştır. Dönüşünde anılarını dikte ettirdiği "Rıhle" sindeki bazı yerler hayal ürünü olsa da, dünyanın birçok yöresinin 14. yüzyıldaki halini en doğru ve açık şekilde anlatan elimize kalmış en önemli kitaptır bu eser.
  Ortaçağ'da, 14. yüzyılın başında Kilise'nin prenslerin ve hükümdarların açgözlülüklerinin hedefi olduğu ve papayı kaçmaya zorlayan 'Roma kargaşasından' sonra, Hristiyanlık dünyası önderini eski piskoposluk sarayından ve elbette Tiber kıyılarından çok daha güvenli bir yerde barındırmak zorunlu olmuştu. Bu güvenli yer, Fransa' nın güneyinde yer alan Avignon'du. İtalya'dan bu zorunlu gidiş inanılmaz bir kargaşa yaratmıştı. Aynı zamanda küçük düşürücüydü. İtalyan şair ve yazar Dante Alighieri, bu zorunlu sürgünü "Babil Sürgünü" veya "İblislerin Buluşması" olarak nitelendirdiğinden hain ilan edilmişti. Papa XII. Benedictus' un (sürgünden 35 yıl sonra), Roma' ya dönmeye teşebbüs etmediği tek bir gün bile geçmiyordu, ama aklın sesi ona, medeni düzen kurulmadan İtalya' ya geri dönmenin Hristiyanlık dünyasının yönetimini ciddi bir tehlikeye atacağını fısıldıyordu.

Avrupa'da genel durum buydu: Krallıklar arası süren kargaşa ve çatışmalara rağmen, denizcilikte güçlü olan Portekiz ve Kastilya krallarının amacı, okyanusları aşarak Hindistan' a varmak ve oranın zenginliklerinden yararlanmaktı. Bunun için deniz seferlerine diğerlerinden önce çıkmak gerekti. İşte böyle bir çağda, iki insanın yürek burkan aşkı tarihe tanıklık ediyor ve kendi tarihini yazıyor.


Fransa' nın ödüllü yazarı  Gilbert Sinoue, "Çarmıhtaki Kraliçe"de Portekiz ve dünya edebiyatına esin kaynağı olmuş delice bir tutkunun efsanevi aşk hikayesini anlatır. İnes de Castro ile Portekiz tahtının varisi Prens Dom Pedro' nun tutku ve bağlılık dolu aşkını; ölümün bile ayırmayı başaramadığı iki insanın macerasını... Bunu yaparken de, Orta Çağ Avrupası'ndaki siyasi entrikaları, iktidar mücadelelerini, baskın tarikatlar arasındaki ayrılıkları, din-yönetim çıkar çatışmalarını ve arka planda da toplumsal ilişkileri tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Kitap (tarihi roman), 254 sahife ve bir solukta okunuyor.


Yıl 1340. Montemor Sarayı. Portekiz Kralı IV.  Afonso, oğlu veliaht prens Dom Pedro'nun Kastilyalı bir dükün kızı olan Constanza'yla  evlenmesine karar verir. Bilindiği üzere bu tür evlilikler siyasi çıkarlar üzerine kurulduğundan, veliaht prensin hayır deme şansı yoktur. 




Montemor -o- Velho Kalesi. (portekizli.net)


Dom Pedro, yirmi  yaşındadır. On yaşındayken evlendiği Kastilyalı Blanca (ki onun yaşı da Dom Pedro' dan büyük değildir) ile olan evliliği, eşinin bedensel ve zihinsel geriliği nedeniyle sonraki aylarda iptal edilmiş. Bu kez, Villena Prensi ve Escalona Dükü Kastilyalı Juan Manuel' in kızı, ondokuz yaşındaki Dona Constanza ile evlenmek zorundadır, ülkesinin çıkarı için. Kastilya ve Leon Kralı XI. Alfonso da, Portekiz Kralı' nın damadıdır. XI. Alfonso, Portekiz Kralı' nın Dona Maria adındaki kızıyla evlidir. İki kral güçlerini birleştirerek Tarifa' da Mağriplilerin (Kara Sultan) ordusunu yenerler. Bu savaştan sonra, adamları IV. Afonso' ya 'O Bravo' adını taktılar. Yani: Cesur. Damadı da hak ettiği unvanı alır: "İntikamcı."

Dom Pedro ile Dona Constanze evlenirler. Düğün gecesi, Constanze'ın beraberinde getirdiği nedimelerinden biri olan İnes de Castro' yu gören Dom Pedro ilk görüşte İnes'e aşık olur. İnes kendi ülkesinde "kuğu gerdanlı" olarak nam salmış çok güzel bir genç kızdır. Dom Pedro, bundan böyle, İnes de Castro'dan başka hiçbir şey düşünemez olur. Çıkar çatışmalarının ortasındaki Portekiz ve Kastilya' ya barış getirmesi için yapılan bu evlilik, ne yazık ki Afonso' nun ülkesine istenen huzur ve barışı getirmez. Dom Pedro, kraliyet çıkarları için evlenmeyi kabul edecek kadar ülkesine bağlı olsa da ilk görüşte aşık olduğu ve babasına "aklımdaki kadın" dediği İnes'i, kendisiyle birlikte tahta çıkarma planları yapacak kadar gözü kara bir aşıktır. 


Her şeye rağmen aşklarını dolu dizgin yaşayan Pedro ve İnes'in hayatı, Peder Johannes'in mektubunun çalınmasıyla karışır. Bu mektupta bir deniz haritasından söz edilmektedir ve hem Portekiz Kralı, hem de Kastilya Kralı bu mektup ve haritaya diğerinden önce ulaşmak istemektedir. Rekabet duygusu ve zengin olma hevesi, evlilikle sağlanan akrabalığın önüne geçer. Çünkü bu harita, tüm  Avrupa; İtalya' dan Venedik'e, Kastilya ve Papalığa kadar ticaret yollarını değiştirecek bir haritadır. Eğer harita Papalığın eline geçerse, hem birlik beraberlik sağlanacak, hem de zenginlik gelecektir. Kitap, bu kayıp mektupla birlikte İnes ve Pedro' nun aşkı doğrultusunda ilerler.


Babasının ısrarlarına rağmen avlanmaya gitmeyen, şiir okumayı seven ve şiirler yazan büyük babası Kral Dinis' e hayran olan romantik Dom Pedro' nun Constanza' dan bir oğlu olur ama bebek  doğduğu gece ölür. Daha sonraki yıllarda Maria adında bir kızı ve Fernando adında bir oğlu doğacaktır. 1345 yılında Fernando' yu doğururken karısı Constanza ölür. Dom Pedro artık özgürdür. Sevdiği, aşık olduğu kadınla rahatça birlikte olabilecek ve onunla evlenecektir. Umduğu gibi olmaz. Babası Kral IV. Afonso, Portekiz'in geleceği için, tahta gayrı meşru çocukların geçmesini önlemek ister ve saraydan 50 fersah(200 kilometre) uzaklıktaki Coimbra da bulunan Chiara Manastırı' na İnes'i, sürgüne gönderir. Aslında kral, İnes'i Kastilya'ya geri göndermek istemiştir; ancak Pedro onunla birlikte gideceğini söyleyince bir orta yol bulunur. Çünkü kral tek varisini kaybetmek istemez.


Sürgündeyken, Dom Pedro İnes'le Bragança Saint Vincent Kilisesinde gizlice evlenir. İnes'le beraber yaşadığı on yıllık bu ilişkiden çiftin üç çocuğu olur. Kral onların arasına çok uzak mesafeler koysa da onlar mektuplaşarak ve uzağı yakın ederek buluşurlar, aşklarını yaşarlar.




Saint Vincent Kilisesi


Kral IV. Afonso, İnes'in oğlan çocuğu doğurduğunu öğrenince, sürgüne gönderdiği İnes'i üç adamına vahşice öldürtür. Dom Pedro bu olayı öğrendiğinde katilleri cezalandırır. Pedro bundan böyle acımasızlığıyla nam salar ve babasına karşı isyan bayrağı açarak savaşır. Yıllar önce falcının Pedro' ya fısıldadığı Ateş ve Kılıç kehaneti gerçekleşir. Bütün Portekiz' in yakılıp yıkılmaması için Afonso tahtı oğluna bırakır ve geri çekilir.

İnes de Castro'yla gizlice evlendiğini açıklayan Pedro taç giyer. Ölen karısının lahdini saraya getiren kral, halkın ortasında ona taç giydirir ve tüm soyluları onun lahdinin önünde diz çökerek saygı duruşuna davet eder. Ve İnes, katledilen kraliçe olarak onurlandırılır. On yıl sonra ölen Kral Pedro, İnes'in yanına gömülür. Tahtını, Constanza'yla olan evliliğinden   doğan oğlu Fernando'ya bırakır.

Kimilerine göre; "Geç Orta Çağın yedi ayrıcalıklı krallığından biri olmayı başaran Portekiz, 'Çarmıhtaki Kraliçe' sinin hüzünlü aşkını da tarihe kazır."



İnes'in öldürüldüğü Santa Clara Manastırı




Alcobaça Manastırındaki İnes'in lahdi.



Kaynak: Gilbert Sinoue, "Çarmıhtaki Kraliçe"





                   Daha fazla bilgi için ve fotoğrafları görmek için linki tıklayınız.

http://partiupelomundo.com/historia-de-pedro-e-ines-de-castro/



7 Temmuz 2016 Perşembe




KEŞİFLERİN BABASI: HARİTACI HENRY





Coğrafi keşifler, ticaret yapan Avrupalıların yeni yollar arama zorunluluğundan kaynaklan. Çünkü İstanbul' un fethiyle birlikte İpek Yolu' nun ve Baharat Yolu' nun kontrolü Müslümanların  eline geçmişti. Bu yolların tamamının Osmanlı denetimine girmesi ve birkaç el değiştiren malların pahalıya mal olması, Doğu ile ticaret yapan Avrupalıları yeni yollar aramaya sevketmiştir. Birçok nedeni olsa da coğrafi keşiflerin asıl nedeni ekonomikti. Doğu ülkelerinin zenginliği göz kamaştırıyordu. Avrupalılar buralara  gitmek ve zengin olmak için yeni yollar aramalıydılar. Bu yolların bulunması ise açık denizlere ve okyanuslara açılmaktan geçiyordu. Öncelikle merak ve keşif amaçlarıyla başlayan açık denize açılma istekleri XV. yüzyılın ikinci yarısında ekonomik amaçlara yönelmiştir. Coğrafi keşifler sonucu Avrupa' da önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikleri merak edip okuduğumdan coğrafi keşiflere, neden ve sonuçlarına  özel  bir ilgi duymuşumdur hep.

Vasco De Gama, Magellan, Kristof Kolomb ve Bartolomeu Dias' ı mürekkep yalamış herkes tanır. Peki Prens Henry' nin adını kaç kişi duydu? Ya da şöyle sorayım;  Haritacı Henry adını, denizciler ve haritacıların dışında duyan var mı? Ben duymamıştım ta ki Ai Çimen' in "Tarihi Değiştiren İmparatorluklar" kitabını okuyana dek. Yazıyı uzatmamak için, kitaptan kısa notları aktarmakla yetineceğim:

"Denizaşırı sömürgeler dönemini başlatan coğrafi keşiflerde en büyük pay, Portekiz Kraliyet ailesinin maceraperest prensi Henry' e aittir. 'Haritacı' lakabıyla tanınan Henry, denizaşırı seferleri başlatmış, bunun sonucunda Atlantik Okyanusun' ndaki Madeira Adaları 1419' da, Azor Adaları da 1427' de keşfedilerek tarihin ilk denizaşırı sömürgeleri oldu. Henry' den önce denizciler, devasa deniz canavarlarına yem olmaktan ya da dünyanın 'kenarlarından' aşağı düşmekten (dünyanın dümdüz olduğuna inanıyorlardı) korktukları için sadece kıyıları takip ediyorlardı."

Portekiz ve İspanya' nın okyanuslara açılarak başlattığı keşifler çağı, Avrupa' da bin yıldır süren dengeyi değiştirmişti. Bu ikilinin başı çektiği denizaşırı maceralara kısa zamanda Atlas Okyanusu' na kıyısı bulunan Hollanda, Fransa ve İngiltere de katıldı ve bu beşli, dünya zenginliklerini asırlar boyunca kontrol ederek, bugün Batı ile Doğu arasındaki gelişmişlik farkının mimarları oldular."

"Portekiz ve İspanya' nın başlattığı bu süreç, tartışmasız bir şekilde 'sömürge paylaşım' ve onu izleyen 'dünya' savaşlarının tetiğini çekti ve bugün içinde yaşadığımız dünyanın siyasi, dini, kültürel ve coğrafi çerçevesini çizdi." 

Prens Henry, hiçbir yer keşfetmedi, hatta hiçbir uzun sefere katılmadı ama o , keşiflerin babasıydı. 1394' te Kral Joao I' in dördüncü oğlu olarak Porto' da doğdu. Henüz 20' li yaşlarını sürerken saraydan elini eteğini çekip kendisine verilen Algarve Eyaleti' ndeki, Sagres' e yerleşti. Hiç evlenmedi, saraydaki yerini almadı, kendini ve bütün mal varlığını keşiflere adadı. Sagres' te Avrupa' nın ilk denizcilik okulunu açtı. Henry' nin okulunda matematikçiler, haritacılar, astronomlar, kaptanlar (master  mariners) öğrenciler ve eski seyahatlerin jurnalleri toplandılar. Gelen Portekizli, İspanyol, İtalyan, Yahudi ve Arap denizciler Prens' e, daha iyi haritalar, daha gelişmiş navigasyon aletleri (pusula, astrolabe, cuadrant gibi) ve daha detaylı astronomi tabloları yaratmasında yardımcı oldular. (www.yachtturkiye.com)

Prens Henry' nin maceraperestliği ve cesaretinin başlattığı bu süreç, kendisi bilmese de, bugün içinde yaşadığımız dünyanın tablosuna attığı ilk fırça darbeleriydi. Sonrakiler de bu tabloyu tamamladılar. Tabloda ağırlıklı kullanılan renk kırmızıydı ne yazık ki...


Keşifler Anıtı - Lizbon (en önde bulunan kişi Prens Henry)






Ek Bilgi, meraklısına: Çin' den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi' nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul' a ulaşıyordu.

Baharat Yolu ise Hindistan' dan başlıyor ve kuzeyde Suriye limanlarında, güneyde ise İskenderiye' de son buluyordu.



  
Fotoğraflar: Prens Henry - tr.wikipwdia.org
                     Üstteki üç fotoğraf - www.yachtturkiye.com