Nebil Özgentürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nebil Özgentürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2016 Cumartesi




EŞEKLİ KÜTÜPHANE...





Cumhuriyet kuşağından bir ademoğlunun heyecanına, yokluk ve yoksunluk yıllarının yaratıcılığına, kitabın su kadar, hava kadar elzem olduğunun farkına varmış bir kütüphane memurunun çabasına dairdir öykümüz...

Mustafa Güzelgöz, 1946 yılının Ekim' inde atanır Ürgüp Kütüphanesi' ne. Genç bir kitap tutkunu olarak....

Bırakın kara trenleri, eski usul otomobillerin dahi geçemediği, arşınlamanın dahi zor olduğu taşlı yolların ardındaki köyleri, kitap yüzü görmemişleri kestirir gözüne,
"İnsan kitaba gideceğine, kitap insanın ayağına gelmelidir" diye tutturur. O uzak bölgeler için kitabın çölde vaha sayıldığı günlerdir bir de...

Ve göreve başlamasından birkaç yıl sonradır ki, alır izni amirinden ve biner eşek sırtına, kitap taşır köylere, kasabalara...İlk yıl, ikinci yıl, olmuştur işte. Ödünç kitaplar bir bir genç beyinlere, kitap meraklılarına tutuşturulmuştur.

Derken, daha fazla diye diye, bir yardımcı ister amirinden. Ama eşekli ve en az ilkokul mezunu olması şartını da koyarak. Hayrettir ama, ilk anda komik bulunan bu talep devletçe karşılanır. Ve işte o andan itibaren büyük bir serüven başlar, 30 yıl süren.

Ayaklı kütüphaneye dönüşen eşeklerin sırtında, Güzelgöz bir yoldan, yardımcısı diğerinden başlarlar kitap dağıtmaya, kitap okutmaya. Karacaoğlan' dır, Hayber Kalesi' dir ve benzeridir. Ağır olmayan kitaplar taşınır sıkça. Talep arttıkça arz da artar. Klasikleşir kitaplar.
Hayat işte, derler ki eşekli kütüphanecinin kitap saldığı köylerde kız kaçırma da azalır, kan davaları da.

Ve ne olur?
Güzelgöz' e 63 yılında Amerikan Barış Gönüllüleri Derneği, "İnsanlığa ve Barışa Hizmet Ödülü" verir, Kennedy imzasıyla.
Ne olur, ülkeden ve dünyadan kitap desteği yağar Güzelgöz' e...

Ve ne olur, armağan Jeep' e biner bir gün Güzelgöz! Ama ilk göz ağrısı eşeği unutmadan, üstünden inmeden.

Ve tabii ki ne olur, 72' de emekli olur, 2005' in Ocak' ında da huzurla göçüp gider!

Tarihe not düşülür; Bu dünyadan eşekli kütüphaneci geçti. Güzel ve aydınlık geçti!

KAYNAK: Nebil Özgentürk, Türkiye' nin Hatıra Defteri (1923' ten Günümüze. DenizKültür Yayınları No:25)




"Kütüphanecilik alanında yaratıcılığın, özellikle de halk kütüphaneciliğinde yerellik ve bunun özgünlüğünü, bu özgünlüğe bağlı etkinliklerin önemi açısından Mustafa Güzelgöz, dünya kütüphaneciliği içindeki haklı yerini almış bulunmaktadır. Güzelgöz, yaratıcılığı ve özgünlüğünü Ürgüp ve köylerine eşek sırtında taşınan kitaplar ötesine taşımayı başarmış; kütüphanenin işlevini yalnız kitap, bilgi sanan bir yer olma dışında ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeye katkı sağlama biçiminde de yansıtmayı becermiş ender rastlanacak bir örnektir."
Eşekle Gelen Aydınlık - Mustafa Güzelgöz Kitabı (Aydın İleri-Tayfun Talipoğlu)

Ülkemizde ve dünyada Eşekli Kütüphaneci olarak tanınan kitap tutkunu Mustafa Güzelgöz'ü tanıtmak istedim; zor şartlarda, yolu izi olmayan köylere eşek sırtında kitap götüren, hayatında kitap görmemiş insanları kitapla tanıştıran ve onlara okuma alışkanlığı kazandıran bu azimli ve çalışkan kütüphaneci unutulmasın, hatırlansın diye. Günümüzde kitaba ulaşmak çok kolay ama okur bulmak zor. Oysa, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, teknolojik ürünler (internette yer alan kitap özetleri, oyunlar, bilgier ve benzeri) kitap okuma zevkinin  yerini alamazlar... Okumaya hem de çok okumaya ihtiyacımız var.


Not: Eşekli Kütüphanecinin yaşam öyküsünü, yazar Fakir Baykurt, "Eşekli Kütüphaneci " eserinde romanlaştırmıştır.

Ayrıca yazar Ahmet Şerif İzgören " Süpermen Türk olsaydı Pelerinini Annesi bağlardı" adlı kitabının girişimcilik bölümünde Mustafa Güzelgöz' ün hikayesini anlatmaktadır. (tr.wikipedia.org)




1 Ekim 2013 Salı




 ORHAN  VELİ' NİN PLATONİK  AŞKI:
BELLA ESKİNAZİ


İkinci dünya savaşının hemen sonrasında, Orhan Veli ile Bella Eskinazi tanışırlar. Bella, Orhan Veli' nin sıkı dostlarından Erol Güney' in baldızıdır. O yıllarda, şiirleri elden ele dolaşan, en sevilen, en aranan şairlerden biri olan Orhan Veli' ye hayrandır Bella.

Bir dost evinde arkadaşlarla buluşulan bir akşamda, en aldırmaz, en rahat bir tavırla kendini bırakıp kanepeye uzanır Bella. Ve Orhan Veli' nin bakışları da bu genç kadının üzerindedir.
Şair, elindeki kağıda şu dizeleri yazar ve genç kıza uzatır...

" Uzanıp yatıvermiş, sere serpe.
  Entarisi , sıyrılmış, hafiften;
  Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
  Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
  İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
  Yok, benim de yok ama...
  Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! "

Bella' yı her gördüğünde dizlerinin bağının çözüldüğü, hayalinde yaşattığı ve platonik aşkla tutulduğu belli olan Orhan Veli' yle şiirdeki kadın daha sonra sık sık karşılaşır ama olmaz olamaz, defterde vuslat yoktur. Bella' da bu durumdan hiçkimseye söz etmez.

Orhan Veli, 10 Kasım 1950 gününün gecesinde, Ankara' da belediyenin açtığı bir çukura düşer. Dört gün sonra da İstanbul' da beyin kanamasından hayata veda eder. Büyük şairin cansız bedeninin yanında yine Bella vardır, gözyaşları içinde. Daha 36' sında bu hayattan göçmüştür şair.

" Şairin, yıllar boyu Bella' nın da sık sık ziyaret edip gül bırakacağı Rumelihisarı' ndaki mezarının başında söylenecek çok şey vardır elbette... Ama, erken ölüm için söylenecek en güzel söz, yine onun dizeleri olacaktır: Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! "

Platonik bir aşkın dışavurumu olan bu güzel dizelerin öyküsüdür. Bilmenizi istedim...

Kaynak: Nebil Özgentürk - Türkiye' nin Hatıra Defteri, 1923' ten Günümüze - Deniz Kültür Yayınları.

İlgilenenler için, aynı kaynakta Bella' nın elyazısıyla Orhan Veli ile yaşadıklarını  anlatan bir de mektup vardır. Mektup  kısaca şöyle: " ............Ben nereye gidersem Orhan da oradaydı muhakkak. Çok az konuşurduk, hep yazardı.Sonradan da aşk falan hakkında konuşmadık. Hep şiirde söyledi. Bana aşık olduğunu da pek anlayamadım. Karşı karşıya otururduk, o yazardı, ben çalışırdım. Saatlerce bazen böyle geçerdi. Tamamen platonikti. Ben severdim, çok severdim; çok sayardım. Hayrandım ona. Bella Eskinazi "