Irvin Yalom - Bugünü Yaşama Arzusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Irvin Yalom - Bugünü Yaşama Arzusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2013 Cumartesi




A. SCHOPENHAUER' E  ÖVGÜLER


Arthur Schopenhauer (1788-1860 ) Alman filozof ve düşünür. Hinduizm ve Budizm felsefesinden etkilenerek, dünyevi bir yaşamdan el çekmeyi ve bir keşiş gibi yaşamayı, mutluluğu artırmayı değil, acıları azaltmanın yollarını arayan bir yaşam şeklini öneren felsefesi, aklın(Rasyonalizm) temele oturtulduğu felsefe tarihinde yeni bir bakış açısı anlamına geliyordu. Ve felsefesi, Psikoloji, Psikanaliz, Müzik, Edebiyat gibi entelektüel ve sanatsal alanlarda büyük etki gösterdi. En ünlü eseri " İstenç ve Tasarım Olarak Dünya "dır.

İşte! Edebiyat ve sanat alanında büyük başarılar göstermiş yazar ve sanatçıların A. Schopenhauer hakkında söyledikleri övgü dolu sözler: " Yalnızca Thomas Mann( Buddenbrooks Kitabı) değil, başka pek çok zihinde de A. Schopenhauer' e borçlu olduğunu kabul eder. Tolstoy, Schopenhauer için " insanlar arasında eşi olmayan bir dahi" diyordu. Richard Wagner' e göre o " Cennetten gönderilen bir armağandı." F. Nietzche, Leipzig' deki kullanılmış kitap satan bir dükkandan eski püskü bir Schopenhauer kitabı aldıktan ve onun ifadesiyle  o dinamik, kederli dahinin zihni üzerinde çalışmasına izin verdikten" sonra hayatının bir daha asla aynı olmadığını söylemiştir."

Schopenhauer, Batı dünyasının entelektüel haritasını sonsuza dek değiştirmiştir ve o olmasaydı çok daha zayıf bir Freud, Nietzche, Hardy, Witgenstein, Beckett, İbsen ve Conrad' ımız olurdu." 
Irvin Yalom, Bugünü Yaşama Arzusu, (Schopenhauer Tedavisi)

"Homo homini lupus" der Schopenhauer. Yani" insan insanın kurdudur." Kendi ifadesi ile iki ayaklılar dünyada cehennemi yaratırlar.Haksız da sayılmaz değil mi?Bu söz, Sartre' ın " Çıkış Yok" adlı kitabının da esin kaynağıdır.


Batı dünyasının entelektüel haritasını sonsuza dek değiştiren bu karamsar,yalnız, insansevmez diye bilinen filozof, çektiği aşk acıları açısından değerlendirildiğinde, belki de filozofların en hassasıdır. O kadar hassastır ki, bir dizi kaniş besleyip en yakın dostluklarını onlarla kurar. Ona göre hayvanlarda insanların sahip olmadığı bir zarafet ve yumuşak başlılık vardır:" Hangi hayvana baksam büyük keyif alıyorum; onlara bak
mak beni çok mutlu ediyor" der. Filozof köpeklerine düşkünlüğünü onlara "Efendim" diye hitap ederek gösterir; hayvan haklarıyla da ilgilenmeye başlar. 1840 yılında Schopenhauer yeni bir kaniş alır ve ona, Brahmanlarca dünya ruhu olduğuna inanılan Atma' nın adını verir. Genel olarak Doğu dinlerine, özellikle de Brahmanlığa ilgi duymaktadır. 1850' de köpeği Atma ölür. Schapenhauer bu defa kahverengi bir kaniş alır. Butz adını verdiği bu köpek onun en sevdiği kanişi olur. Mahallenin çocukları köpeği " genç Schopenhauer" diye çağırırlar.
(Alain de Botton- Felsefenin Tesellisi) 
İnsanlardan esirgediği sevgiyi, şefkati köpeklerine verir, o bir hayvanseverdir çünkü.

Yazımı, Schopenhauer' ın üzerinde çok düşündüğüm bir sözüyle sonlandırıyorum. Belki siz de düşünmek istersiniz: " En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığımız olduğunu da söyleyebiliriz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." Ne dersiniz, değmez mi?





8 Nisan 2013 Pazartesi




ARTHUR SCHOPENHAUER'DAN İKİ ANEKDOT





Arthur Schopenhauer' in zekasıyla ilgili pek çok anekdot anlatılır. İşte onlardan ikisi:
Bir keresinde aynı yerde yemek yiyenlerden biri onun basitçe "bilmiyorum" diye yanıtladığı bir soru sorar. Adam, "Vay vay, sizin gibi büyük bir bilgenin her şeyi bildiğini sanırdım!" deyince Schapenhauer, "Hayır, bilgi sınırlıdır, yalnızca aptallık sınırsızdır," diye yanıt verir.

Schapenhauer' e bir kadın tarafından ya da kadınlar ve evlilikle ilgili bir soru sorulduğunda istisnasız ters tepkiler alıyordu. Bir keresinde ne kadar mutsuz bir evliliği olduğunu uzun uzadıya anlatan çok geveze bir kadının arkadaşlığına katlanmak zorunda kalır. Schopenhauer onu sabırla dinler, ama kadın kendisini anlayıp anlamadığını sorduğunda, "Hayır, ama kocanızı anlıyorum," diye yanıt verir.


Dip Not: Anekdotlar Irvin Yalom- Bugünü Yaşama Arzusu' ndan alınmıştır.


22 Şubat 2013 Cuma




KİRPİ  FABLI

Schopenhauer' in bütün çalışmaları içinde en iyi bilineni olan kirpi fablı onun insan ilişkileri konusundaki buz gibi görüşlerini ifade eder:

"Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır.
Başka bir deyişle ancak hayatta kalmak için gerekli olduğunda yakınlığa katlan ve mümkün olduğunda kaç." (Irvin Yalom, Bugünü Yaşama Arzusu)

Karamsar, insansevmez, sosyal ilişkilerden kaçan, kendi iradesiyle yalnızlığı tercih eden filozofa yakışır bir örnek. Onun açısından bu özellikler birer erdem olarak görülüyor ve erdemli bir insanın kendi kendine yeteceğine inanıyordu. Bunda doğruluk payı olsa da, sosyal bir varlık olan insan, yalnızlığa, tecrit edilmişliğe(kendi tercihi bile olsa) ne kadar süre dayanabilir ki? Yalnızlık insan doğasına aykırı bir durumdur: İradi ve mecbur kalınarak yaşanan yalnızlıklar hariç.

Baş rolünde Tom Hanks' ın oynadığı, Robert Zemeckis' in"Yeni Hayat" filminde; uçağının Pasifikte düşmesi sonucu ıssız bir adada yaşamak zorunda kalan Fedex görevlisinin yalnızlığın tahribatından korunmak için enkazda bulduğu topa insan sureti çizerek onunla konuşması, arkadaşıymış gibi davranması izlenmeye değer doğrusu. Yalnızlık söz konusu olduğunda hep bu film gelir aklıma.
Çektiği aşk acıları nedeniyle kırık kalplerin tesellisi olan A. Schopenhauer, kirpi fablıyla insan ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini açıklasa da, kendi tercihi yalnızlığında gerçekten mutlu muydu acaba?