Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2016 Pazartesi




FELSEFE YAPMAK


"İnsan ilk kez toprağı kazıp içine tohum ektiğinde, medeniyet başladı. İnsan toprağa ektiği tohumlarda güneşin sevgisini gördüğünde, din başladı. İnsan güneşi, bir şükran ilahisiyle yücelttiğinde, sanat başladı. İnsan toprağın ürününü yiyip sindirdiğinde, felsefe başladı."

Halil CİBRAN



Şimdi sormak gerekir; Karnı aç olan biri felsefe yapabilir mi?


Veya Karın tokluğu için yaşanan bir yerde, insan ilkeli düşünce üretimi yapabilir mi?




HALİL CİBRAN

Halil Cibran, Lübnan asıllı ABD' li ressam, şair ve filozof. Cibran, 1883 yılında Lübnan' da doğdu. Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran, aynı zamanda başarılı bir ressam idi. (Vikipedi)

Doğum: 6 Ocak 1883, Bsham, Lübnan

Ölüm: 10 Nisan 1931, New York, ABD





Görsel:
Artist: Alfred Basha
Work: Illustration






9 Temmuz 2013 Salı

DOST TAVSİYESİ



HALİL CİBRAN'DAN DOST TAVSİYESİ


İnsanlar bazen dost birinin önerilerine ihtiyaç duyarlar; duygu karmaşıklığını gidermek, vereceği bir kararın sonuçlarının olumlu olmasını sağlamak veya aslında kararı bellidir de kendine bir destek aramak için. Nedeni ne olursa olsun bir dosta (akıllı ) ihtiyaç vardır, paylaşmak için, paylaşımlarını dinlemek için. Dost dediğin sevdiğin, güvendiğin bir kişi olmaktan öte gönüldaşındır. Rahatlıkla gönlündekileri açabilirsin, çünkü seni yargılamayacağını bilirsin.

Halil Cibran da bir dostuna tavsiye veriyor; aslında tavsiyesi "dost" olarak gördüğü tüm insanlara. Payınıza düşeni alıp almamak, Cibran' ı dost olarak kabul edip etmemek size kalmış. Şimdi tavsiyeyi okumaya ne dersiniz?

" Dostum,

Güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma...

Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...

Unutma,

Yolcu değişir, yol değişir; ama menzil değişmez.

Yolcuya bakıp yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı! Yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.

Vahim olan yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır.

Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal...

"En doğru yol en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar.

Onlar karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambası altında arayan şaşkınlardır.

Aldırma..."

Arkasına değil, yola bakanlara ve dikenli yolların yolcularına. Hiçbir yolcu yolsuz kalmasın ki, amaçsız, gelgeç yaşamasın.



7 Mayıs 2013 Salı




İKİ  PRENSES


Shawakis kentinde kadın erkek, çoluk çocuk, herkes tarafından sevilen bir prens yaşardı. Hayvanlar bile ormandan onu selamlamak için gelirlerdi.

Ama insanlar arasında karısının onu sevmediği hatta nefret ettiği konuşulurdu.

Bir gün komşu kentin prensesi Shawakis prensesinin ziyaretine gelir. Başlarlar sohbete. Laf dönüp dolaşır kocalarına gelir.

Shawakis prensesi söze başlar ve:
" Senin kocanla yaşadığın mutluluğa gıpta ediyorum. Yıllardır da mutlu mesud yaşıyorsunuz. Ben ise kocamdan nefret ediyorum. Bana ait değil sanki o tek başına yaşıyor. Bu dünyadaki en mutsuz kadın benim" der.

Misafir prenses ona bakar ve der ki:
" Sevgili arkadaşım gerçek şu ki sen kocanı seviyorsun. Evet, öyle ve hala tükenmemiş bir arzuya sahipsin ona karşı. Bahçedeki kaynak gibi, kadın için hayattır bu. Asıl acınması gereken ben ve kocamdır. Çünkü sessizce katlanıyoruz birbirimize yıllardır. Ve siz ve diğerleri buna mutluluk diyorsunuz".

Halil Cibran - Gezgin ( Tercüme: Ercan Güneş)

 İçinde duygu barındırdığı için nefret bile olsa tükenmeyen arzu mudur mutluluk? Yoksa " içi beni yakar, dışı seni" misali birbirine sessizce katlanmak mı? Ya da her ikisi mi? Hiç biri mi? Bence,   bakan değil, gören gözlere göre   değişir.  Mutluluk, hiç bir şey beklemeden herkesi sevmektir, sevebilmektir.







22 Ocak 2013 Salı




SİZİN  ÇOCUKLARINIZ

"Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.Kendini özleyen Hayat'ın oğulları ve kızlarıdır.Size gelirler ama sizden gelmezler, sizinle birlikte olmalarına rağmen size ait olmazlar. Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi değil, çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Vücutlarına bir yuva verebilirsiniz, ama ruhlarına değil, çünkü ruhları sizin rüyalarınızda bile ziyaret edemeyeceğiniz yarının yuvasında oturur. Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye uğraşmamalısınız."
Halil Cibran (Lübnanlı şair ve filozof )

Bebek dünyaya geldiği andan itibaren aile içinde kendi kimliğini oluşturmaya başlar.Çocukluğunda buna okul ve çevre de eklenir. Kimliğini oluştururken, yavaş yavaş olgunlaşır. Anne, babaların görevi; çocukların kimliklerini oluştururken onlara baskı yapmak değil, sorumluluk üstlenmelerini sağlamak olmalı. Sonra, ergenlik dönemi başlar; çocukluk ve yetişkinlik arasında bocalama dönemi,

Ergenlik döneminin sıkıntılarını yaşayan gençler, bir an önce reşit olmayı beklerler; kendilerini özgür hissedebilecekleri, kendi kendilerini yönetebilecekleri, kendi kararlarını tek başlarına verebilecekleri günleri. Deli dolu oldukları bu ergenlik döneminde, gençlere, ancak sevgiyle yaklaştığımızda yardımcı olabiliriz. Sevginin iyileştiremeyeceği, onaramayacağı hiçbir şey yok dünyada.

Çocuklarımıza olan sevgimizi hissettirelim, sevgiyi vermeyi öğretelim ve bırakalım yuvalarından, almış ve öğrenmiş oldukları sevgiyle uçsunlar: Uçtukları ve kondukları her yere sevgi tohumları saçsınlar ve sabırla bu tohumların fideye dönüşmesini beklesinler.